• $ 5,7648
  • € 6,3524
  • 272.085
  • 104257
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bir krizin anatomisi üzerinden Türkiye gerçeği....

Bugün Yunanistan’da referandum var. Yunan halkı bugün, “kemer sıkma önlemleri” denen ekonomi-politikalarının uygulanıp uygulanmayacağına karar verecek. Yani, ücretler daha düşsün, kamu harcamaları kısılsın, emekli maaşları kuşa dönsün, işsizliğin daha da yükselmesi için kamudan toplu işten çıkarmalar başlasın... Bununla da bitmiyor tabii... Bunlar yalnızca uygulanacak politikanın görünen ilk adımları olacak. Yunanistan, yalnızca Almanya’ya ve diğer zengin kuzey Avrupa ülkelerine ucuz işgücü transfer eden, limanları ve enerji geçiş hatlarının bekçiliğini yapan, Ege’de Türkiye’ye karşı bir askeri üs olarak kullanılan askeri ve ticari bir lojistik merkezi olacak.

Zaten, Yunanistan krizinin baş sorumlusu sosyal-demokrat PASOK ve Yeni Demokrasi Partisi başından beri ülkeleri için bu stratejiyi uyguladılar. Bir İstanbul kadar etmeyen ülkeyi, Türkiye karşısında silahlanma yarışına soktular. Ülkeyi batırdılar ve şimdi Yunan halkına utanmadan şunu diyorlar; “biz bu politikalarla ülkeyi batırdık, bu politikaların devamı için “evet” deyin” Sizce bir halk kendi idam fermanına imza atar mı; evet medya, akademi ve diğer “satılık” kurumların oluşturduğu ideoloji halkın kanına işlemişse bu olabilir, bugün Yunan halkı, “evet” diyerek Yunanistan için sona giden yola ülkesini sokabilir. Bunun için Syriza’nın “hayır” çağrısı yapması ve Çipras’ın şantajlara boyun eğmeyin demesi yerindedir.

Krizde Syriza’nın da payı var

Ama tabii ki, gelinen noktada, Syriza’nın da sorumluluğu vardır. Syriza, altı aylık iktidar sürecinde, artık bir önceki yüzyılda kalmış geleneksel “sol” ideolojiden etrafını göremedi. Türkiye’de, Ortadoğu’da, Mısır’da ne oluyor diye bakmadı bile; tam aksine burada kendisinin ipini çeken, Krugman’ın dediği gibi, kendisine mafya taktiği uygulayan ( Krugman buna “Ters Carleone” teklifi diyor; yani karşıdakine ahlaksız sayılabilecek ve kabul edemeyeceği bir teklif götürüp, kavga çıkarmak...) Troyka’yı iknaya çalıştı. Çünkü bizdeki “sol” ve “liberaller” gibi tek yolun, kurtuluşun Batı hegemonyasına eklemlenmek olacağını düşündü, kendisine orada yer buldu... Syriza’nın muhalifliği ise, Çipras örneğinde de görüldüğü gibi, kravat takmamak, ceketi omuza atmak, makam arabası yerine bisiklete binmek gibi “yaramaz çocuk” şımarıklıkları ile sınırlı kaldı.
Tabii bu Syriza ile de Almanya kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı ve tam bugün istediği yere hem Syriza’yı hem de Yunanistan’ı getirmiş oldu. Şimdi bugün sandıktan ne çıkarsa çıksın kazanan gerici Avrupa sermayesi ve Alman oligarşisi olacaktır. Evet çıkarsa Yunanistan’ı Syriza ile birlikte, hayır çıkarsa da, Syriza olmadan bir teknokrat hükümetle teslim alacaktır.

Bizim için dersler

Bu, bizim için de oldukça öğreticidir. Şu koalisyon tartışmalarına dikkat ediyor musunuz? Burada “büyük koalisyon” diye ortalığa atılanların temel tezi de Syriza’yı ve Yunanistan’ı batağa götüren tezden ayrı değildir. Şunu diyorlar özetle; “Türkiye, bu 13 yılda, Batı’nın temel aksından uzaklaştı; kendi bildiğimizi okumak bizi dünyadan koparıyor, Batı ile gerilim iç gerilime de neden oluyor, nefes almamız lazım, bunun için, Batı faşist olduğu zaman faşist olan, demokrasi oynadığı zaman onunla demokrasi oynayan, ekonomide sorunsuz dışarıya kaynak aktaracak politikaları uygulayacak CHP ile koalisyon mutlaka olmalı”
Türkiye, son on yıldaki bütün kazanımlarını, enerji stratejisini, ulaştırma ağlarını, ihracat odaklı alt yapı yatırımlarını, savunma sanayi hamlelerini sıfırlamalı ve CHP’nin, büyük proje diye ortaya attığı lojistik ambalaj ekonomisine geçmeli onlara göre... Yani dışarıda üretilecek bize gelecek biz paketleyip dışarıya yollayacağız... Halk da neyi paketlerse, ne kadar paketlerse o kadar kazanacak... Devlet yalnız bunun güvenliğini sağlasın, ekonomi kurumları bunun için çalışsın (yani “bağımsız” olsun) Yunanistan’ı teslim alan Troyka gibi yapılar bizim de ekonomimizi yönetsin... Bu ekonomiye ne dediklerini biliyorsunuz; buna “paket” olarak neoliberal ekonomi-politikası deniyor.
“Liberal” maskeli operasyoncular...
Ben Yunanistan’ı batıran, Mısır’ı bir faşist diktatörlüğe teslim eden bu “çevrenin” Türkiye versiyonunun yabana atılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Paul Krugman’ın deyimiyle, her türlü mafya taktiğini “liberalizm” le yıkayıp, tek demokratik seçenek gibi önümüze koyanları yalnızca tek bir yerde aramayın. Onlar her yerde, hatta yanı başınızda... Çünkü bu, öyle basit bir iktidar oyunu değildir. Bu, son üç yüz yılı kapsayan derin ama çürümüş bir ideolojinin son ve en kapsamlı atağıdır. Bunun için, karşınıza çok farklı şekillerde çıkabiliyorlar. İşte bir zamanların faşist-kontrgerilla şefi, şimdi Amerika’nın kucağında sözüm ona “dini” bir lider olarak ülkesine operasyon çekiyor ve her türlü mafya taktiğini bizim önümüze getiren “liberal” maskeli bir “çevreyi” de peşine takabiliyor.
Hiç şüpheniz olmasın ki, DEAŞ’ın sahipleri ile FETÖ’nün sahipleri bu anlamda aynıdır.

Türkiye, komşusu için ne yapabilir?

Peki Yunanistan yüzünü onu uçuruma iten Almanya’ya değil de, kadim komşusu Türkiye’ye dönerse ne olur? Türkiye’nin Yunanistan’a ihracatı 1 Milyar Euro civarında. Türkiye’den yapılacak alımlar için Yunanistan Merkez Bankasına TL kredi açılması ve ülke ticaretinin bu parayla yapılması düşünülebilir. Bu aşamada Türkiye ve Yunanistan ticari ve finansman ilişkilerini yeniden, AB’den bağımsız olarak, gözden geçirmeli ve yeni bir entegrasyon stratejisi oluşturmalıdırlar. Burada ikili ticaret anlaşmaları yapılabilir. Türkiye, Yunanistan’a Türkiye’den yapacağı alımlar için, kredi açabilir. Yunanistan’ın Eurozone’den çıkması halinde de, yerel paralar bazlı ticaret yalnız Türkiye ile değil, diğer Doğu ülkeleri ile devreye girebilir.
Çin Yuan’ı hızla Uluslararası rezerv para birimlerinden biri olmaya doğru ilerliyor.
Yuan’ın uluslararası bir rezerv para haline dönüşmesi durumunda, Eurozone dışında kalan Avrupa ülkeleri ve Türkiye gibi yıllardır üyelik için bekleyen ülkeler için çok geniş bir ticaret mekanizması fırsatı önlerine gelecektir. Bu yeni bir Batı-Doğu entegrasyonu fırsatıdır aynı zamanda.
Olası bir Yuan uluslararası para birimi durumunda Eurozone dışında kalan Avrupa ülkeleri ve bir çok gelişmekte olan ülke, yerel paralarla(local Currency) yapılacak ikili ticaret anlaşmalarının takas/reserv para birimini Yuan olarak planlayabilir ve Batı Bankacılık sistemine olan bağımlılığını dengeleyebilir.
Bu, aynı zamanda, süreç içerisinde, Yunanistan gibi ülkelerde hastalıklı hale dönüşmüş “eski” banka ve finans sisteminin tasfiyesi anlamına da gelecektir.
Görüldüğü gibi battı sanılan Yunanistan için orta ve uzun vadede çıkış yolu çok ama Yunanistan’ın battığını kendilerinin yüzdüğünü sanan Almanya gibiler için ise AB krizinin derinleşmesi durumunda çıkış yok.

<p>Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekatı´na destek veren SMO askerleri,

Barış Pınarı Harekatı Bölgesinde YPG/PKK´lılarla Çatışmalar Sürüyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Kürsüye çıktı ve ilk sözleri bu oldu! Kendini başkan ilan etti