




















Üç gösteride de ağladım
'Anadolu Ateşi', 'Troya' ve şimdi de izlerken göz yaşlarını tutamadığı çocuk dansçıların 'Kıvılcım'ı... Dünyanın dört bir tarafında dev gösterilere imza atan Mustafa Erdoğan, dansçı nesiller yetiştirmek için kolları sıvadı. Bursa'da okul açan ancak amacı Avrupa ve Amerika'da da okul açmak olan Erdoğan, bir de sanat köyü kurmak istiyor. 17 Şubat'ta, 2008 yılından bu yana sergilenen Troya gösterisini Türkiye'de ilk kez bir arenada sergileyecek Erdoğan'la Troya'yı, Kıvılcım'ı ve yeni projelerini konuştuk.
Sibel Ateş Yengin
sibel.ates@aksam.com.tr
- Troya, 2008'den beri birçok ülkeye gitti, çok beğenildi ve şimdi Ülker Sports Arena'da...
85 ülkede hem Anadolu Ateşi, hem Troya sergilendi. Troya'daki amacımız, Troya efsanesinin Anadolu'ya ait bir hikaye olduğunun vurgulanmasını sağlamak. Ama benim sanatsal kaygım ve felsefe okuduğum dönemden beri planladığım, Troya'yı görkemli bir yapıt olarak sahneye taşımak. Batı edebiyatının kaynağı, Rönesans'ın çıkış noktası ve Batı'da şehirleri bile şekillendiren bir mitolojik tarihsel gerçeklik olan Troya'yı, Türkiye'de sahneye taşımanın büyük bir avantajı olacağını düşünmüştüm. Bu avantajı şimdi görüyoruz. Gösterilerimiz dünyanın her tarafında müthiş ilgi görüyor. Dünyanın sayılı gösterilerinden biri olarak gösteriliyor.
- Troya Türkiye'de ilk kez bir arenada oynanacak. Arenadaki gösterilerin diğerinden nasıl bir farkı var?
Anadolu Yakası'nda Ülker Sports Arena'da sahnelenecek. Ülker Sports Arena, Avrupa standartlarında bir yer olduğu için ilginç bir deneyim olacak. Troya'nın arena versiyonu, tiyatro versiyonundan bazı açılardan daha avantajlı. Daha görkemli ve daha büyük bir gösteri izleyecekler. Sahne olanaklarını açabildiğimiz oranda gösteriye daha fazla şey katabiliyoruz. Türkiye'de çok ciddi bir sahne problemi var. Mydonose Showland yangınından sonra, şu anda istediğimiz gibi oynayabileceğimiz bir yer yok.
- Siz hata affediyor musunuz? Sahnede biri gösteriyi aksatsa...
Bizim burada olabilecek en kötü şeydir. Sahnede hata yapmak affedilir bir şey değil.
- Es kaza olursa ne olur? Ceza mı alır, yoksa atılır mı?
Önce neden kaynaklandığını bulmak lazım. Dikkatsizlikten mi yoksa ayağına bir şey mi oldu? Çünkü binlerce kez prova edilen bir şey hata kabul etmez. O tür durumlarda uyarıyoruz arkadaşları, ilgili bölümden çıkarabiliyoruz ya da etkin rollerdeyse biraz daha çalışmaya alıyoruz.
- Askeri bir disiplin...
Dans bir disiplin sanatıdır. Burada da öyle kurallar var tabii.
2 BİN ÇOCUKLA ÇALIŞTIK
- Kıvılcım'dan da biraz söz edelim mi, ilk profesyonel çocuk dans grubu bu, nasıl oluştu?
Türkiye'de dansçı yetiştiren kurumlar çok sınırlı, onlar da bizim istediğimiz formatta yetişmiyor. Bu sebeple kendi dansçı altyapımızı kurmak istedik. İki sene önce, iki bin çocukla bir çalışma başlattık. 14 ilkokula hocalarımızı gönderip orada eğitim verdik. İçlerinden de yetenekli 80 çocuğu belirledik. Onlarla profesyonel bir eser sahneye koyduk. Anadolu Ateşi'nin Kıvılcım versiyonu oldu. Şu anda da aldığımız reaksiyon gerçekten çok olağanüstü, bu sıradan bir çocuk gösterisi değil, oldukça büyük bir proje. Türkiye'deki çocukların ne kadar yetenekli olduğunu, kendi kültürüyle ne kadar barışık olduklarını görüyoruz. İçinde insan unsuru olan, oyuncaklarla maketlerle bir Anadolu masalı anlatıyorlar. Ağlayan çok insan gördüm, üç gösteride.
- Çocukların da katkısı var mı?
Tamamen onların yaratıcılığına güvenilerek yapılmış bir gösteri 'Kıvılcım'. Bütün tasarımlar, çocuklara ait. Bütün metinler, anlatılan hikaye onların dili, sahne tasarımları ve afişleri de onlarla yaptık.
- Ne kadar şanslı çocuklar. Baştan sona her şey kendilerine ait, bu özgüvenleri de gelişiyor...
Şimdiden bir meslek edindiler. Bugün gidip dünyanın her hangi bir yerinde bir dans topluluğunda dans edebilecek alt yapıya ve birikime sahipler. Hepsinin notlarında ciddi bir yükseliş var. Amacımız burada olduğu kadar okulda da başarılı olmaları. 'Kıvılcım'ın dansçısı her alanda başarılı olacak' diyoruz, öyle motive ediyoruz. Velilerden tebrik alıyorum.
- Bu dans eğitimini çocuklarına aldırmak isteyen aileler nereye başvursun?
Belirli bir ücret ödeyerek kursa gönderebiliyorlar. Kursiyerlik bittikten sonra 'bu çocuk olabilir' dersek, profesyonel olarak çalışmaya başlıyor.
- Peki, okulla birlikte nasıl yürütebiliyorlar?
Zaten iki yıl sürmesinin sebebi bu, okullarını engellememek için ağırlıklı olarak hafta sonları çalışıyoruz. Gösteri yaklaştıkça hafta içi çalıştık. Sömestr tatilinde verimli bir çalışma yaptık. Her gösteriyi sürekli değiştiriyoruz, daha iyi olsun diye. Bu serüven yaz tatiline kadar devam edecek ve yaz tatilinde çocukları alıp kampa götüreceğiz. 2-3 ay ağabeyleriyle ablalarıyla kamp yapacaklar. Anadolu kültürü, tarihi dersleri de alacaklar. Gezi programları olacak, tarihi yerleri gezecekler, su sporları yapacaklar ve tabii ki yeni dans disiplinleri öğrenecekler. Bir de bizim koyacağımız yeni oyunların, alt yapısını çalışmaya başlayacaklar.
SAHNEDEN ENERJİ FIŞKIRIYOR
- Doğudan çocuklar alıyor musunuz?
Van'dan gelen depremzede çocuklar var, Antalya ve Ankara grubunda çalışıyorlar. Ulaşmış olmanın verdiği bir coşkuyla sarılıyorlar. Çocukların tutunacak başka şeyleri oluyor her zaman. Bizim çocukluğumuz da öyleydi. Cumhuriyet gazetesi 2 gün sonra geliyordu Hakkari'ye, oradan kültür sanat programlarına bakardık, oyun aslında oynanmış. Çocuklarıma da istediklerinin hemen olmayacağını anlatmaya çalışıyorum. Bir oyuncağı paylaşmayı öğrensinler istiyorum.
- Çocuklarla çalışmak zor mu?
Çok zevkli... Onların gözündeki ışık, onların enerjisi, sevinci çok hoşumuza gidiyor. Sahneden enerji fışkırıyor seyirciye. Evde üç tane oyuncağını toplamayan çocuk, burada yüzlerce parça kostüm topluyor. Birlikte yaşama kültürünü hem sahne içinde, hem sahne arkasında öğreniyorlar. Gerektiği zaman birbirlerini çalıştırıyorlar.
- Yabancıların ilgisi nasıl?
Geçen gün Meksikalılar ve Brezilyalılar geldi. Çocukları gördüler şok oldular ve çocukları turneye götürmek istiyorlar. Çünkü dünyada böyle bir çocuk gösterisi yok. Çocuklarımdan biliyorum, Disney karakterlerini hepsini tanıyorum, hiçbiri insan değil. Bizim çocukluğumuzda öyle değildi. Bizim çocukluğumuzda Heidi diye bir karakter vardı ve insan hikayesiydi. Bizimde farkımız, yüzde yüz çocukların oynadığı dünyadaki tek dans gösterisi olması.
- Çocukların ilk gösterisinden sonra ne hissettiniz?
Üç gösteride de ağladım. Büyüklerin gösterisinde bu kadar heyecanlı değildim. Biz bile ne kadar büyük bir şey yaptığımızın farkında değilmişiz. Ayakta alkışlanmak lışık olduğumuz bir duygu ama daha gösterinin içinde ayakta alkış, alışıldık bir durum değil.
BİR SANATÇI KÖYÜ KURACAĞIZ
- Gelecekle ilgili planlarınız nedir?
İçinde organik tarımın da yapılacağı bir sanatçı köyü kurup dışarıdan da öğrenci getireceğiz. Elektriğine kadar her şeyi doğal yöntemlerle üreten bir sanat okulu hayalimiz var.
- Adı, Erdoğan Köy'ü olan küçük bir devlet kursanız orada...
Thomas More'un ütopyası gibi... Ama köyün adını 'Anadolu Ateşi' koyarız. O kampı ve evleri yaptığımız zaman birçok dostumuzla paylaşacağız. Belli tarihler arasında sırayla arkadaşlar, dostlar gelip kalacak. Yönetmen arkadaşlarımız hem tatil yapıp hem de çocuklarımıza ders verirlerse çok güzel olur. Gazeteci ya da yazar olabilir ve bu arkadaşlar kendi deneyimlerini çocuklarımızla paylaşırlar. Bu tabii büyük bir yatırım gerektiriyor. İstediğimiz arsayı verirlerse yapacağız.
ATLAS, SON ANDA VAZGEÇTİ
- Çocuklarınızı dahil etmeyi düşünüyor musunuz ekibe?
Zaten devamlı buradalar. Atlas bir ara niyetlendi, anlatıcılardan biri olsun diye. Bazı provalara da girdi, son anda vazgeçti. Biraz yaşı küçük ama şimdi provalara giriyor. Onlarla çok fazla ilgilenildiği için sıkılıyorlar. Atlas'ın da önerisi, Troya'nın çocuk gösterisini yapmak.
- Keşke bir tane de kızınız olsaymış.
Evet güzel olurdu, biz de üç erkek kardeşiz. Onlarda üç erkek, Yılmaz'ın kızı Berfin'imiz var işte.
- Bol erkekli bir evde büyümüşsünüz, evde kimin sözü geçer?
Babamız da altı kardeş. Eski zamanlarda babaanne çok baskın bir karakterdi. Bizim oralarda kadın, Anadolu'nun diğer şehirlerinde olduğu gibi çok pasif değildir, daha çok söz sahibidir.
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































