Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:52
11 Şubat 2012 Cumartesi - 
Akşam | CUMARTESİ
Sessiz karanlık ve derin

Sessiz karanlık ve derin

Çok farklı kaygılar içeren sıra dışı bir aksiyon filmi olan 'Drive- Sürücü', tüm bildik ahlak ve toplum yargılarını, gözleri çocuk bakan 'sürücü'nün kişiliğinde yeniden sorguluyor.

Barış Bardakçı
baris.bardakci@mynet.com

Pek az aksiyon filmi, 'Drive- Sürücü' filminin izleyiciye aktardığı ruh derinliğini aktarabilir. Hatta aksiyon sineması genel olarak kolay istismar edilebilir duygulardan uzak durup, eğlence/eğlenme dürtülerini ön plana çıkarmaktadır. 'Death Wish' serisinin yönetmeni Michael Winner'ın dediği gibidir aksiyon sineması: 'Sanat görmek isteyen bir Picasso tablosu edinmeli, sinemayı rahat bırakmalı.'
'Sürücü', çok farklı kaygılar içeren sıra dışı bir aksiyon filmi. Hatta giderek tür kapsamının dışına da çekilebilecek filimin konusu şöyle: İş güvencesi olmayan, fazladan 500 dolar için arabayla taklalar atan bir Hollywood dublörü... Geceleriyse, soygun işlerine yardımcı bir şoför. Beş dakika veriyor soyguncuya, o sürede başarıp geri gelirse onu olay yerinden uzaklaştırıyor. Az konuşuyor 'sürücü', kocası hapiste bir komşu kadın seviyor da tek söz etmiyor. Evli bir kadın sevmekten öte, sevdiği kadının kocası uğruna kendi başını belaya sokmak nasıl bir duygudur? Tüm bildik ahlak ve toplum yargılarını, gözleri çocuk bakan bu adamın kişiliğinde cehenneme yollayabilirsiniz. Peki ya, aynı çocuk gözlerin bir cehennem zebanisine dönüşüp ölüm saçmasına ne buyrulur? Öte yanda sinema tarihine adını yazdıracak o asansördeki öpüşme, aşkla dehşetin art arda senfonisi değil mi?
1970 Kopenhag doğumlu yönetmen Nicolas Winding Refn, kariyerinin en parlak işiyle geliyor karşımıza. Albert Brooks ve Ron Perlman, gibi iki usta oyuncuyla uzun bir aradan sonra yeniden karşılaşmak da güzel tesadüf. Tüm bunların ötesinde bir Ryan Gosling var ki, sadece romantik komedilerin süs bebeği olmayacağını müthiş performansıyla kanıtlıyor. 'Sürücü', Oscar Ödülleri'nde 'en iyi ses kurgusu' dalında yarışacak. Ama daha çok Avrupa-Amerika melezi bir film anlayışının ürünü olmaya yakın geliyor. Sezonun en iyi filmlerinden; kaçırmayın!

SİYAHIN RENGİ
İnsanlık, ırk ve sınıf ayrımı konusunda ağrılı zamanlar geçirirken sanatın buna seyirci kalması düşünülemez. Suçların en acımasız ve affedilmeyenidir insanlık suçu. 'Saray'dan da gelseniz gecekondudan da, siyah da olsanız beyaz da, ateist ya da Müslüman da... Herkes aynı birleşik insanlık gerçeğinin parçalarıdır.
Kathryn Stockett'in New York Times'ın çok satanlar listesine birinci sıradan giren ilk romanından uyarlanan 'The Help-Duyguların Rengi', ırkçılık suçuna hem kadın, hem sınıfsal ayrım açısından değinen bir film. Eş temadaki yapımlara baktığımızda sert bir söylem yerine daha yumuşak, duygulara seslenen bir yol seçmiş.
1960'lı yıllarda, Mississippi'nin kendi güzel, insanı çirkin bir kasabasında yüksek sosyeteyle hizmetkarlar arasında yaşanan çatışmaları izliyoruz. Sevgi, saygı, dostluk, vefa gibi değerlerin belleklerden silindiği, insanlığın hiçbir şeye yetmediği bir atmosfer. Pişmanlıkların, kadınsı duyarlılık ve hırsların, kibrin ön plana çıktığı bir coğrafyada yer yer gözleri yaşartan yer yer gülümseten tablolar çiziyor film. Aslında çok da değerli olmayan birçok gişe yapan filmden uyarlanmış 'Duyguların Rengi'nin ilgi çeken yanı, konusuna getirdiği yaklaşım ve konunun özü olsa gerek. Aslında bu işin en baba filmlerinin yanında çok seçilecek gibi değil. Ama giderek 'ayrımcılığın' hayat tarzı olarak benimsendiği 'cüceler dünyasında' elbette inadına destek çıkmalı.

VİZYON FİLMLERİ

JACK AND JILL
Yön:
Dennis Dugan
Oyn: Adam Sandler, Katie Holmes, Al Pacino, Elodie Tougne
Jack, ikiz kız kardeşi Jill'i saymazsak kusursuz bir hayat yaşamaktadır. Her yıl Şükran Günü'nde, hayatını alt üst eden kız kardeşinin ziyaretine katlanmak zorundadır. Hafta sonunu kapsayacak bu ziyaret bir aya uzadığında, kardeşler sadece ikizlerin yapabileceği şekilde birbiriyle tartışır ve alay ederler. Jack, hiç gitmeyecek sandığı Jill'i göndermek için çeşitli planlar yapar.

DÜŞMANI KORURKEN
Yön:
Daniel Espinosa
Oyn: Denzel Washington, Ryan Reynolds, Brendan Gleeson, Sam Shepard
İyi bir ajan olmak isteyen Matt, kendini kanıtlamak için bir fırsat beklemektedir. Karşısına çıkan ilk fırsat eski ajan Tobin'le ilgilidir. Bu eski istihbaratçı ordu bilgilerini parayla satmaya başlamıştır. Şimdi de sakladığı bir sırla geri dönmüştür. İkili, kendilerine saldıranların, teröristlerce mi yoksa içeriden biri tarafından mı gönderildiğini anlamak zorundadır.

TINKER TAILOR SOLDIER SPY: KÖSTEBEK
Yön:
Tomas Alfredson
Oyn: Gary Oldman, Tom Hardy, Colin Firth, John Hurt
Yıl 1973. Yirminci yüzyılın ortalarında baş gösteren Soğuk Savaş, uluslararası ilişkilere zarar vermeye devam etmektedir. MI6 olarak da adlandırılan 'Sirk' kod adlı İngiliz Gizli İstihbarat Servisi, bir yandan diğer ülkelerin casusluk girişimlerine ayak uydurmaya, bir yandan da İngiltere'nin güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır.



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER CUMARTESİ HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'