Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:47
18 Aralık 2010 Cumartesi - 
Akşam | CUMARTESİ
Sadece ajanda değiller!

Sadece ajanda değiller!

Çoğumuz için sıradan bir zaman çizelgesi değil; yeni yılın, onunla birlikte gelecek heyecanın, beklentilerimizin ve umutların önemli bir simgesi, cisimleşmiş halidir ajandalar. Bu nedenle herhangi birini değil de, arayarak bulduğumuzu, en çok hoşumuza gideni, kendimize yakıştırdığımızı kullanırız... Kitapçıların raflarında birbirinden renkli ajandaların yerlerini aldığı günlerdeyiz. Önerimiz, belli bir konuyu ele alan tematik ajandalar...

SİZİ ÖZGÜR HİSSETTİRECEK ÇÜNKÜ ZAMANSIZ 
Bu tür ajandalar arasında orijinalliğiyle en fazla dikkat çekenlerden biri Zamansız Ajanda. Zamanı sonuna kadar kişiselleştirmek, özgürlüğün sınırlarını mümkün olduğu kadar geniş tutmak isteyenlerdenseniz bu ajanda tam size göre. Zira sayfaları bomboş; ne bir tarih ne de herhangi bir çizgi var... Ajandayla verilen, ayları ve günleri gösteren küçük etiketleri kullanarak zamanınıza göre sayfaları siz belirliyorsunuz. Dilerseniz bir sayfaya üç günü sığdırabilir, dilerseniz bir günü beş sayfaya yayabilirsiniz.  2011 için kedilerin, denizin, doğanın, aşkın ve İstanbul'un konu edildiği beş farklı ajanda bulunuyor.
Her yıl zenginleşen tematik ajandalar arasında artık gelenekselleşmiş biri var; Metis Ajandası. Yayınladığı kitaplarla edebiyat ve kültür dünyasının vazgeçilmez yayınevleri arasına girmiş Metis, 2004'ten beri ajanda yayınlıyor. Bugüne kadar toplumsal hareketler, doğa, yaratıcılık, cadılar gibi birbirinden farklı alanları konu edinen ajandanın 2011 yılı için seçtiği konu ırkçılık, ayrımcılık ve nefret suçları. Ajandanın sayfalarında konunun önemini vurgulayan metinlere, tarihi olaylara yer verilmiş. 'Kuşkusuz ayrımcılık kolay kolay bitmeyecek. Eşitlikten nasibini almamış otoriter bir toplumda, örneğin ırkçılıktan vazgeçildiğinde kültüre, oradan inanca ya da inançsızlığa, olmadı cinsiyete, olmadı başka bir farklılığa geçilecek. Çünkü asıl mesele, insanlar arasındaki mevcut farkları baskı unsuru olarak kullanmak' deniliyor ajandada. Fakat insanların adalet arayışının bitmeyeceği, umutların süreceği de eklenerek...

BU AJANDA İNSANI ROMANCI YAPAR
Yazı kültürünün ele alındığı, yazar olmak isteyenlere hitap eden Yazıyor Dergisi'nin yeni yıl ajandası da orijinal bir fikir üzerine kurulmuş. Sayfalarını romanın özellikleri, roman yazmanın yöntemleri üzerine bilgiler, anekdotlar süslüyor. 2011 boyunca bu sayfalara yazdıklarınızı yılsonuna doğru dergiye götürüyorsunuz ve kitap olarak basılıyor. Birilerine kendinizi beğendirmeye çalışmıyor, yarışmaya girmiyor, birileriyle rekabet etmiyorsunuz; eğer romanınızı bitirmişseniz siz artık çok yakında kitabı çıkacak bir yazarsınız. Telifle işleyen sistemde romanınızın ne kadar basılacağına kendiniz karar veriyorsunuz.

Çocuklara icat hikayeleri
Fast food markası McDonalds'ın sosyal sorumluluk projeleri yürüten McDonald's Çocuk Vakfı, yeni yılı çocuklar için hazırladıkları 'icatlar' konulu takvimle karşılıyor. Thomas Edison'dan telefonun mucidi Alexander Graham Bell'e, fotoğraf makinesini bulan George Eastman'den uçağı icat eden Wright Kardeşler'e kadar birçok büyük mucit ve icadı, karikatürist Aptülika'nın esprileri ve çizimleriyle takvimin sayfalarında anlatılıyor.



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
hulyatozlu - Balıkesir
Harika bir buluş. Günce tutanları mutlu edecek, tutmayanlara bu keyfi tattıracak bir yöntem basılmasa da...
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER CUMARTESİ HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'