




















Özlediğim ülkeden göl manzaraları
Şarkıcı Pınar Aylin, 'Gezmeye ve gitmeye doyamadığım hatta zaman zaman özlediğim ülke' diyerek tarif ettiği İtalya'nın Garda bölgesine yaptığı 'sürprizi bol' tatilini yazdı.
Yıllardır gitmeye doyamadığım hatta zaman zaman özlediğim bir ülke İtalya! Öyle ki bazen 'ailede bilmediğim bir İtalyan kanı mı var' diye şüphe ediyorum. Bu memleketi sevmemin pek çok sebebi var; gerçekten güzel binalar, güzel doğa, muhteşem tarih, İzmir'den alışık olduğum nefis iklim ve buna bağlı bitki örtüsü, tabii ki güzel ve şık insanlar ama en önemlisi beni benden alan, dünyada en sevdiğim mutfağa ait o leziz yemekleri... Son gidişimizde, yemeklere methiye düzen bir şarkı bile yaptık, 'mozerella topları'yla başlayan! Hangi bölgesini yazacağıma da önce karar veremedim ama sonunda İtalya'nın Kuzeyi'ndeki en büyük göl olan Garda'yı anlatmaya karar verdim. Bizde ve dünyada çok bilineni Como Gölü olsa da birbirlerine çok uzak olmayan bu iki gölden Lago di Garda İtalyanların kendi tatillerinde özellikle rüzgar sörfü için çok tercih ettikleri bir yer. Bizim kaldığımız yer, Göl'ün Kuzeyi ve merkezi sayılabilecek Riva del Garda; küçük ama çok şirin bir kasaba. Nüfusu 15 bin civarında. Güzel yemekler yiyebileceğiniz restoranlar ve küçük tasarım butikleri bulabilirsiniz. Hatta aldığım en ilginç çantalardan birini, burada küçücük bir dükkanda, sadece 'geri dönüşüm' malzemeler kullanarak üreten bir tasarımcıda buldum. Yediğimiz en güzel yemeklerden birini de burada Al Vaticano, isimli bir restoranda yedik, hatta giderken aklımız yiyemediğimiz diğer yemeklerde kaldı...
TEKNEYLE GÖL TURU YAPIN
Riva del Garda'da küçük bir tekne kiralayarak minik bir göl turu atmanız mümkün ama bütün gölü gezmek pek mantıklı değil çünkü gerçekten çok büyük. Kıyıyı takip ettikçe küçük köyler birbiri ardına geliyor ve canınız nerede isterse durup gölde yüzebiliyorsunuz. Bunun için pek çok beach var ve göl suyu çok temiz; üstelik tatlı suda yüzmek de değişik bir his. Begonvillere ve zeytinlere aşık olan ben, buralarda sadece etrafı seyrederek bile çok mutlu oluyorum. Doğruyu söylemek gerekirse Como, doğal güzelliğiyle kazandığı ününü gerçekten hak ediyor; sanki 'Avatar' filminin o büyülü dünyasında gibi hissediyorsunuz. Garda ile en önemli farkı Como'nun merkezinin çok zayıf olması, hem yemek, hem canlılık acısından. Tabii ki göl kenarındaki muhteşem evlerden bahsetmiyorum, zaten filmlerde gördüğümüzden de güzeller diyebilirim. Tekrar Garda'ya dönersek, gölün etrafı da keşfe çok müsait. Bir Garda tatilinin devamında Floransa'ya kadar inip dönüş yolunda 'bağların arasında Toscana tarzı bir otel bulalım' diye tutturunca Garda'ya yakın Monte Baldo isimli bir kasabada 14. yüzyıldan kalma muhteşem bir binayı butik otele çevirdiklerini görüp şansımızı denedik ve işte tatilin büyük sürprizi karşımızdaydı! Öyle bir keşif yaptık ki otelin sahipleri bile şaşırdı! Villa Cariolla, bağların yamacında yemyeşil bahçesi ve türkuaz havuzuyla adeta mücevher gibi görünüyordu. (Daha sonra araştırdığımda ürettikleri şarapların da otoritelerden çok iyi not aldığını gördüm.) Aksam yemekte büyük sürprizin devamı geldi. Gerçekten hem ambiyansıyla hem de lezzetiyle mükemmel bir yemek yedik. Hem romantik çiftlerin hem de ailelerin tercihi olduğunu görünce de şaşırdık çünkü bu ikisi genelde pek bir arada olmaz. Sonuçta bilmeden de olsa çok doğru bir bölgeyi keşfettiğimizi anladık. Özellikle şarap meraklısıysanız bir araba kiralayıp o bölgeyi rahat rahat gezin ve beğendiğiniz yerde de kalın, mutsuz olmazsınız. Rahat kıyafetler tercih edin ve tabii ki baharı bekleyin; bir kadeh kırmızı şarabı da bizim için için!
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































