Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:12
19 Şubat 2012 Pazar - 
Akşam | PAZAR
Giysilerim eskiyince sevinirim

Giysilerim eskiyince sevinirim

Amerika'dan Japonya'ya dünyaca ünlü moda bloglarında sıkça gördüğümüz, fark yarattığı vintage tarzıyla bu trendin Türkiye'deki öncülüğünü yapan Ece Sükan, 'O'nun Stili' köşemiz için sırlarını açıkladı.

Aysun Öz Kaşi
aysun.oz@aksam.com.tr

Manken, moda editörü ve oyuncu Ece Sükan, tüm bu yaptığı işlerin yanı sıra giyim tarzıyla fark yaratmış bir isim. Özellikle vintage parçaları bir araya getirerek yarattığı stili, öyle beğenildi ki Türkiye'de bu akımın öncüsü oldu diyebiliriz. Hatta bir ara Nişantaşı'nda vintage ürünler satan bir mağaza bile açmıştı.
Onun stilinin şöhreti, sadece ülkemizle sınırlı değil, Amerika'nın ünlü moda blogu Satorialist'e kadar uzanıyor. Blogun yaratıcısı Scott Schuman onu altı yıl önce Dior defilesinin çıkışında keşfetmiş. Ardından Japonya'dan İtalya'ya pek çok bloger'ın merakla takip ettiği bir isim haline gelen Sükan'a, Schuman kitabında da yer verdi.
Ülkemizin nadir stil ikonlarından biri olan Sükan ile ünü dünyaya yayılan stilini konuştuk.
- Tek tek bakıldığında alakasız gibi görünen parçaları birleştirip, kombin yapabilmekte üstünüze yok...
Çok eklektik, deneysel ve özgür olarak tanımlayabileceğim bir tarzım var. Uyum konusunda da çok fazla kuralım yoktur. Zaten styling yaptığım için, alakasız gibi görünen parçaları birleştirip kombin yapabilmek hayatımın bir parçası. Bunu kendi giyim stilime de uyguluyorum. Yani içimden geldiği gibi giyiniyorum. Moduma göre her şey değişir, bu yüzden ne giyeceğimi hiçbir zaman önceden planlamam.
- Pek çok kişinin derdi, bir stil oturtabilmek. Bir moda editörü olarak kadınlara önerileriniz neler?
Kişinin kendi stilini çıkarması için mutlaka iç sesiyle bağlantıda olması gerek. Yani kendini stiliyle ifade etmekten, farklı olmaktan ve kıyafetlerini kişiselleştirmekten çekinmemeliler. Böylelikle özgün bir tarz yakalayabilir ve kendilerini başkaları gibi olmak zorunda hissetmezler. Püf noktasına gelince... Hiçbir şeyi körü körüne takip edip uygulamaya çalışmamak. Kadınlar, beğendikleri stilleri kendi tarzıyla birleştirmezse ve bunu bir şekilde adapte etmezse sadece bir taklit olur bu. Bireyselliğimizi kucaklamalıyız.
- Vintage parçalara olan ilginiz malum ama onlar arasında yeri diğerlerinden ayrı olan parçaları merak ediyoruz doğrusu...
Dolabımda çok fazla vintage parça var evet. Vintage Mugler, Alaia, YSL markalarının yeri ayrı. Onlardan birçok sevdiğim zamansız parça var.
ESKİYİNCE YENİSİNİ ALMAM
- Vintage'a bu kadar  meraklı olunca, sizin giysilerinize eskidi demek de mümkün olmaz...
Bir şey eskiyince bırakın yenisini almayı, eskidi diye sevinirim.
- Siz nerelerden alışveriş yapıyorsunuz?
Genelde vintage mağazalar ve yurtdışındaki pazarlardan ama herhangi bir yerde gördüğüm beğendiğim bir şeyi de alabilirim. Bağımlı olduğum markalar yok. High street de olur, vintage da, lüks bir marka da... Karıştırmayı seviyorum zaten.
- Tarz yaratmada ya da tarzı ortaya koymada aksesuar önemli bir parça ama kullanmak biraz marifet istiyor. Siz nasıl kullanıyorsunuz?
Evet, aksesuar çok önemli. Kemer, kolye, yüzük, şapka, fular, gözlük kıyafeti hareketlendiren zenginleştiren parçalar oluyor genelde. Renk katmak için de ideal parçalar bunlar.
- Vogue'un Türkiye edisyonunda moda editörüsünüz... Vogue ile birlikte moda basınında nasıl bir hareketlenme oldu?
Vogue Dergisi müthiş bir tarihe ve vizyona sahip bir marka olmuş yıllar boyunca. Sektörde çok ciddi bir sistemleri ve standartları var. Bu yüzden Vogue'un Türkiye'ye gelmesi buradaki moda sektörü ve dergiciliğe hareket getirdi. Rekabet ve prodüksiyonların kalitesi arttı. Dünya moda sektörü,  Türkiye'nin adını daha çok duymaya başladı.
- Peki, son yıllarda Türk kadınının stili nasıl değişti? Marka sevdamızdan vazgeçiyor muyuz?
Türk kadını bence bakımına ve giyimine hep önem veriyordu zaten. Son yıllarda marka tutkusu da azaldı ve kişisel stilini keşfetmeye çalışanlar çoğaldı.
- En çok yapılan hatalar neler; nerede nasıl giyinerek yanlış yapıyoruz?
Kendimizi ilk olarak görüntümüzle ifade ediyoruz aslında. İşte bu yüzden kendimiz gibi olmamız, kimseye fazla özenmeden iç sesimizle bağlantı kurup özgürce stilimizi ortaya çıkarmamız gerekiyor. Sürüden ayrılmaktan korkmamak lazım. Kişinin giyimine önem vermesi kendine saygı duymasıyla da alakalı; kendine ve vücuduna bakması gibi.
- Vintage akımı aldı başını gidiyor, siz bu parçaların nasıl kombinlenmesini önerirsiniz?
Vintage bir akımdan çok, bir hayat tarzı. Herkese göre olmayabilir. Taşıması, seçmeyi bilmesi zor olabilir. En basit püf noktası, eskiyle yeniyi karıştırmak, çeşitli kontrastlar yaratarak kostümsel kombin görünümünü kırmak diyebiliriz. Alınan vintage parçalar üzerinde değişik adaptasyonlar yapmak da vintage giymeyi kolaylaştırabilir.

KENDİME BAKMAYI SEVİYORUM
- Bakımınıza önem verdiğinizi söylüyorsunuz, hangi ürünleri kullanıyorsunuz?
Pek bir sırrım yok aslında. Sadece kendime bakmayı, özen göstermeyi her konuda seviyorum. Cildim, vücudum, saçım, stilim, evim, keyfim... Sağlıklı beslenirim, spor yaparım, nem maskeleri ve peeling uygularım, saç bakımımı ihmal etmem. Vakit buldukça yoga ve masaj yaptırırım.
- Saçlarınıza ayrı bir önem veriyorsunuz...
Şu anda Keratinology by Elidor'la bir işbirliği içindeyim. Bu yeni seriyle tanışmamın ardından her yıkamadan sonra ya express bakım kremi, ya gece serum bakımı veya saçta kalıcı nem kremini kullanmaya başladım. Saçlarım zaten dalgalı, yapı olarak kuru, bir de üstüne bir sürü işlem görüyor. Yumuşaklığını sağlayabilmem çok önemli hani arada sırada kuaförde yaptırdığımız bakımlar sonrasında hissettiğimiz o yumuşaklığın uzun süre kalmasını hep hayal ederiz ya işte evde kendim yıkadıktan sonra bu bakımları yaparak rahatça kullanıyorum.

 



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER PAZAR HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'