Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:40
04 Şubat 2012 Cumartesi - 
Akşam | CUMARTESİ
Bu film okulunda patlamış mısır yok!

Bu film okulunda patlamış mısır yok!

Bir film nasıl okunur, nasıl analiz edilir? İFSAK, sertifikalı programla sinema meraklılarına bunun yolunu gösteriyor.

Dinç Çoban
dinc.coban@aksam.com.tr

Gazeteci ve akademisyen Ali Şimşek'i daha çok 90 sonrası kültür ve yeni orta sınıf konusundaki çalışmaları ve BirGün gazetesindeki ilgi çekici yazılarıyla tanıyoruz. Fakat Şimşek'in bilinmeyen diğer yönü ise film analizi konusunda seminerler vermesi. O, üç yıldır Türkiye'nin en eski derneği İFSAK'ta film analizi seminerleri veriyor. Bu seminerler bu dönem sertifikalı, Türkiye'nin ilk Film Analizi Okulu'na dönüşerek kurumsallaştı ve tescillendi. Biz de Ali Şimşek'le okulu ve sinemayı konuştuk.

- Okulun içeriğini kısaca anlatır mısınız?
 İFSAK Film Analizi semineri 2008'den beri aralıksız devam ediyor. Ama bu yıl yıllık programı olan, sertifikalı bir okula dönüştü. Bugüne kadar bu seminerden 300'e yakın arkadaşımız yararlandı. Film analizi kavramı ülkemizde her geçen gün daha fazla telaffuz ediliyor. Bu seminer dizisi izleyiciyi gazetelerdeki sinema eleştirisine bağımlılıktan da kurtarıyor; hatta iddia edebiliriz ki, zaten sinema eleştirisini kuran temel zemin yani fenomenoloji ve kültürel çalışmalar sunumların temelini oluşturuyor. Seminerleri kolay ve dinlenebilir kılan ise, diyalektik imge dediğimiz, sıçrayarak, yatay ilişkiler kuran, sanat tarihinden, felsefe ve psikanalize; karşılaştırmalı edebiyattan göstergebilime ve politikaya kurulan geniş bir disiplinarasılık yöntemiyle anlatılıyor ve dinleyende sezgi oluşturması... Örneğin Ozu ya da Kieslowski sinemasındaki minimalizm anlatılıyorsa, hemen odanın duvarları üzerinden, modern mimari de anlatabiliyoruz ya da Tati gibi bir yönetmen üzerinden modern mimarinin süssüz, işlevsel doğasını barok bir operete bağlayabiliyoruz.
- Film analizi seminerlerine olan yoğun ilginin arkasında ne var?
Eskiden zor uğraşılan, sadece festivallerde sınırlı ve seçkin bir izleyici kitlesine ulaşan yaratıcı yönetmenlerin filmlerine internetten ve DVD olarak kolay ulaşılabilir olması, özellikle eleştiri blogları ve sitelerin yaygınlığı var. Biz Yeni Gerçekçilik, Godard, Tarkovski, Haneke, Nuri Bilge Ceylan, Kubrick gibi yönetmenleri 4-5 haftalık modüller çerçevesinde seyrederek anlatıyoruz. Yani analizler filmleri seyrederek ilerliyor. Film Analizi Okulu'nun son semineri ise animenin büyülü ustası Miyazaki filmlerine ayrıldı. Gelecek dönem Türkiye'den yönetmenleri de ekleyeceğiz, Zeki Demirkubuz, Ömer Kavur gibi. 13 Şubat'ta ise okulun en çok ilgi gören Tarkovski semineri başlayacak.
- Seminerleri takip eden öğrenci profili nedir?
Daha çok seminer öğrencileri meslek sahibi profesyonellerden oluşmasına rağmen üniversite öğrencileri ve bu alanda akademik çalışma yapan insanların katılımında da belli bir yoğunluk var. Bir de bu seminerlerde belli bir süreklilik oluştu. Sınıfın yarısı mutlaka eski öğrencilerden oluşuyor. Film analizi seminerleri, fotoğraf ağırlığı olan Türkiye'nin en eski derneği İFSAK'ın sinema alanındaki ağırlığını tetikliyor.
- Günümüz sinema eleştirisini nasıl buluyorsunuz?
Türkiye'de sinema eleştirisi daha çok kronolojik ve malumat üzerinden bir gelişim izledi. Fakat 1960'lardan sonra sınıf ve toplumsallık üzerinden bir sinema ve yönetmen okuması görüyoruz. Bunda Yılmaz Güney sinemasının ve dönemin politik tansiyonunun payı yüksek. Fakat 1990 sonrasına geldiğimizde film eleştirisinde önemli bir dönüşüm yaşanıyor. 'Kültürel çalışmalar' denilen ve yapıbozum ya da söylem-ideolojisi üzerine yoğunlaşan disiplinlerarası bir okuma yaygınlaşıyor. Özellikle de distopya ve bilim kurguya yoğunlaşan, modernitenin krizi üzerinden dilini kuran bir yaklaşım yaygınlaşıyor akademide. Buna feminizm, toplumsal cinsiyet, oryantalizm, kimlik ve ötekilik gibi yaklaşımları da eklemek gerekiyor. Hatta eşcinsel sinema üzerinde bir Quer yaklaşım bile gelişiyor. Örneğin felsefeci Zizek, aynı zamanda bir film analizcisi olarak geniş bir ağdan yararlanıyor. Bizim seminerler de böyle bir networktan yararlansa da sınıf ve politika gibi kavramları da ilişkilendiriyor.



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER CUMARTESİ HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'