Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:32
Akşam | Yazarlar

Başka bir açıdan Breivik

29 Temmuz 2011 Cuma 03:00

Norveç'teki terör saldırılarının ardından kafamızda cevaplanmamış birçok soru var. Hala kurbanların net sayısını öğrenememiş olmamızın yanı sıra polisin niçin bu kadar geç kaldığını, neden hiç kimsenin direniş göstermediğini, saldırgan Breivik'in ruhsal açıdan problemli birisi olduğu için mi, yoksa siyasi nedenlere bağlı olarak mı bu eylemleri planladığını merak ediyoruz. Olayın siyasi boyutları ve yan etkileri bakımından analiz edilmesi kuşkusuz çok önemli, lakin psikolojik boyutun da atlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Küçük bir değerlendirme yapalım.
1 - Breivik'in yazmış olduğu 1500 küsur sayfalık manifestoda eklektik bir siyasi duruşun izleri görülse de, kanımca olay psikopatik terör sınıfında değerlendirilmeli. Zira ideolojisinin ne olduğu tam olarak belli değil. Manifestonun giriş bölümü Unabomber lakabıyla tanınan Ted Kacyzinski'nin antikapitalist manifestosuna çok benzer nitelikte. Sonrasında mevzu tapınak şövalyelerinden, NATO'nun Sırbistan bombalamasına kadar uzanıyor. İslam'dan feminizme, Marksizm'den medyaya kadar birçok şeye karşı öfke duyan narsist bir kişi Breivik. Kendi fiziki güzelliğine de çok meraklı. Çene, burun ve alın kemiğinden estetik ameliyat olarak olduğundan daha da güzel bir insana dönüşmek istemiş. Güzellik konusundaki takıntısı, öfkesini de bu yolla yansıtmasına neden olmuş. Yüzlerce genci bir araya topladıktan sonra hepsinin içinden en güzel kızı seçerek öne çağırmış ve öldürmeye ondan başlamış. (Eylemin patolojik değil siyasi olduğunu iddia edenleri bu tavrın siyasi yönünü analiz etmeye davet ediyorum!)
2 - Norveç Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Merkezi uzmanlarından psikolog Prof. Svenn Torgersen'e göre Breivik'in en önemli özelliği, aşırı narsist bir kişiliğe sahip olması ve kendisini diğer insanlardan çok daha üstün görmesi. Torgersen, bu tip kişiliklerin kendi yaptığı davranışların doğruluğundan çok emin olduğunu ve kendilerini hiçbir zaman hatalı görmediklerini de söylüyor. Nitekim Breivik, saldırının ardından eylemi gerçekleştirdiğini ancak suçsuz olduğunu söylüyor. Bir yandan da kamuoyuna açık olarak yapılacak bir yargılama istiyor ve herkese kendisinin ne kadar haklı olduğunu ispatlayacağını düşünüyor. Zaten bütün hazırlığını eylem sonrası kendisini kahramanlaştırmak ve tüm dünyaya görünmek amacıyla yapmış. Manifestolar hazırlamış, fotoğraflar çektirmiş ve eylem sonrasında pek de alışılmadık biçimde kendisine zarar vermeyi, yani bu tür eylemlerden sonra çoğunlukla görüldüğü üzere kendisini öldürmeyi hiç düşünmemiş. Kendisini çok kıymetli, öldürdüklerini ise çok değersiz bulduğunun en önemli göstergesi bu.
3 - Breivik'in özel hayatı da oldukça sorunlu görünüyor. Manifestosunda 15 yaşından beri babasıyla görüşmediğini belirtiyor ve anti-feminist tavrını babasız yetişmesine bağlıyor. Babasının 4 çocuğuyla da görüşmediğini ve Breivik'in yeniden bir araya gelme çağrılarına da olumlu yanıt vermediğini söylüyor. Breivik bir feminist olduğunu düşündüğü annesine ve kız kardeşine de nefretle bakıyor ve onları 'sürtük' olarak tanımlıyor. Annesinin 48 yaşında başka bir adamla evlenmiş olmasını ve üvey babasından cinsel bir hastalık kapmış olmasını utanç verici olarak nitelendiriyor. Görünen o ki, bir türlü kendisiyle ilgilenmesini sağlayamadığı babasının ve annesinin ilgi odağı olmayı bu yolla başarıyor.
4 -
Breivik'in psikolojisinin bozukluğu kendisine hiç direniş göstermeyen 14-25 yaş arası gençleri bir bir öldürürken şarkı söylemesinden de anlaşılabiliyor. Bu tavır, bir bomba ile yüzlerce insanı öldürmekten oldukça farklı. Katillikten zevk alan, tadını çıkaran bir insan var karşımızda. Bu bakımdan Breivik'in siyasi duruş olarak sunduğu manifestosunun, kendi içindeki kötülüğü örtmek ve kamuoyunun sempatisini kazanmak için kullandığı bir taktik olduğu inancındayım. Bunda kısmen başarılı da olduğu görülüyor. Unutmayalım o çok zeki ve çok kötü ruhlu bir psikopat. Dünyayı parmağının ucunda döndürdüğüne inanıyor...

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'