|
8 yıl ülkesinden uzak kaldı. Çünkü Almanya'da bulunduğu sırada 12 Eylül olmuştu. Arananlar listesindeydi, korktu ve ülkesine dönemedi. Cem Baba vatandaşlıktan çıkarıldı. Bir otelde görüştüğü Turgut Özal, ona ülkesine dönüş yolunu açtı
Büyük usta Cem Karaca hiçbir zaman ülkesinden kaçmadı. 12 Eylül döneminde Almanya'da bulunuyordu. 1981'in Ocak ayında son albümü yüzünden aranmaya başladığını duydu. Bunun üzerine askeri rejimden korkan Karaca, ülkesine geri dönmedi. Mallarına el konan şarkıcı 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1983 yılında da ihtilalci generaller onu Türk vatandaşlığından çıkardı. Almanya'da daha çok Nazım Hikmet'in şiirlerini seslendirmesiyle tanınan Karaca, ilk olarak 1983 yılının başlarında Almanca sözlerle ve Doğu-Batı sentezinden oluşan bir müzikle seyirci önüne çıktı.
Cem Karaca, vatandaşlıktan çıkış sürecini şöyle anlatırdı:
'1979'da Münih'te düzenlenen 1 Mayıs mitingine katılmıştım. O büyük mitingin içinde ünlü solcu Willy Brandt da vardı. Onunula çekilen fotoğrafım bir gazetede yayınlanmış. Bunun üzerine bana bir tebligat gönderildi. 45 gün içinde Türkiye'ye dönmezsem vatandaşlıktan çıkarılacağım söyleniyordu. Vatandaşlıktan çıkarıldığım Resmi Gazete'de ilan edilince bir arkadaşım aradı. Korkunç bir şok. O zamanlar Kenan Evren'e yazı gönderdim. Gazetelerde yer alan ve vatan haini olarak ilan edilmeme yol açan resmin yalan olduğunu anlattım. Ama sonuç alamadım. O dönem Almanya'ya iltica etme konumunda olan, Türkiye'deki sistemle çatışan arkadaşların da sürekli konserlerine gidiyordum, destek oluyordum. Ben saf saf 'Artık telefonum susmaz' dedim. Herkes beni arayacak, bana dayanışma getirecekler diye bekliyorum. Bırak telefonun çalmasını, sokakta yürürken boynuma sarılıp öpen insanlar artık beni görünce kaldırım değiştirmeye filan başladılar. Sosyal bir cüzzamlı muamelesi görmeye başladım. Çok zoruma gitti, çıldıracak hale geldim.'
Özal elini dizime koydu
Vatandaşlıktan çıkarılan Cem Karaca, Türkiye'ye dönme sürecini şu cümlelerle aktarmıştı:
'1985 yılında Münih'teki ünlü Dört Mevsim Oteli'nde Turgut Bey'le buluştuk. Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz, beni lobiden alarak Özal'ın odasına çıkardı. Odada benim dışımda Semra Özal ve Mesut Yılmaz vardı. Bir 'merhaba' lafından sonra Turgut Bey, Semra Hanım'a dönerek 'Hani meşhur şarkıcı Cem Karaca var ya, işte Semra bu, o' dedi. Bu da onun insani tarafı, kibarlığıydı işte. Ben, 'Sayın Başbakanım ülkeme dönmek istiyorum, artık burama geldi' dedim. Özal şöyle Mesut Bey'e dönerek, 'Mesut, ne zaman oldu bizim zamanımızda mı, askerlerin zamanında mı?' diye sordu. Mesut Bey de, 'Bizden önce efendim' diye cevap verdi. O anda Turgut Bey'in yüzünde 'Emir demiri keser' esprisinde bir ifade okur gibi gibi oldum. Sonra bana dönerek 'Sen gereken müracaatları yap, gelirsin memlekete, aklanırsın, hiçbir mesele olmaz oğlum. Gördüğüm kadarıyla şarkı söylemişsin, şarkı söylemekle böyle işler olmaz' dedi.
Benimle konuşurken elini dizime koymuştu. Ben hayatımda ilk defa bir başbakanla konuşuyorum ve o başbakan elini benim dizime koyuyor. Bunlar bizim kuşak için önemli ayrıntılardır. Biz mahalle karakoluna giderken bile kravat takardık.'
Özal, 'Yarım Porsiyon Aydınlığı' isterdi
Yıl 1987. 'Merhaba Gençler ve Her zaman Genç Kalanlar' Cem Karaca'nın Türkiye'ye yeniden merhaba dediği albümün ismi oldu. 'Ceviz Ağacı', 'Almancılar', 'Hep Kahır' ve 'Canım Benim' gibi hepsi de ileride hit olacak şarkıların yer aldığı albümde bir şarkı vardı ki o, Turgut Özal'ın Karaca'dan dinlemekten keyif aldığı 'Yarım Porsiyon Aydınlık' idi. '... Önünüzde viski-havuç ve bir eliniz çenenizde, ekmeğin fiyatını bilmezsiniz hiç, ama ekonomi politika... Karılarınızı döverken siz ne kadar da bilimselsiniz....' Dönemin entel lektüellerin hicveden bu şarkı Özal'ın da tercihi olmuştu.
Namus Belası solcu şarkı değildi
Söylediği şarkıların devrimci gençler tarafından sevilmesi ve marş gibi söylenmesi Karaca'nın siyasi kimliğinin de çok konuşulmasına neden oldu. Türkiye'ye döndükten sonra geçmişindeki Cem Karaca'nın yanlış anlaşıldığının sık sık altını çizen Karaca, örneğin, 'Dadaloğlu' ve 'Namus Belası' şarkılarının yanlış anlaşıldığını söyledi. Karaca, 'O dönem ben hep sol içerikli şarkılar söylediğim için bu şarkılar da öyle yorumlandı. Ama ben ilerki yıllarda daha duru ve daha sakin bir kafayla irdelediğimde iki şarkının da solculukla ilgisi olmadığını gördüm' dedi. Karaca, ileriki yaşlarında ise CHP'ye üye oldu. Artık dini duygularının da ağır bastığının sıkça altını çizen Karaca, 'Sıcak politikanın içinde değilim, seçimden seçime CHP'ye oy
veriyorum' diyerek geçmişindeki Karaca'nın değiştiğini ifade etmeye çalışıyordu.
Fethullah Gülen'e büyük saygı duydu
Son yıllarda Nur Cemaati'nin önde gelen ismi Fethullah Gülen ile yakınlaşan Karaca, 'Gurbet Ufukları' adlı albümde Gülen'in Hazan şiirini okudu. Karaca, Hürriyet'e verdiği bir röportajında, şunları söylemişti:
'Ben Fethullahçı değilim, ben Türkiyeci'yim. Eskiden olduğu gibi yine Atatürk'ün peşindeyim, yine laiklik kavgası veriyorum. Ama Fethullah Gülen'le laikliğin çeliştiği kanaatinde değilim. Fethullah beyefendiye saygım var çünkü insanlara düşünmeyi, sorgulamayı salık veriyor. Ben sadece ve sadece saygı duyduğum bir şiiri okudum. İnsanı seversen Allah'ı seversin, Allah'ı seversen insanı seversin.' Gülen de kendi internet sitesinde, Karaca için başsağlığı mesajı yayınladı.
Çağrı BİLGİN / İSTANBUL
|