
|
|
|
Aleviler yakıldıkları için özür dilesinler (1)
Yeni solun Latin liderleri Blair'in içinde Irak Savaşı'nda düştüğü kepazelik saklı 'yeni dünya düzeni' önerisini reddediverdiler. 'Açık tehdit oluşturmasalar da, başı bozuk devletlere askeri müdahale ediverelim' dediğinde Güney Amerikalılar, 'Bu devletlerin egemenlik haklarının sonu' diye şiddetle itiraz ettiler. Başı önde geri döndü Blair yeni solun liderler zirvesinden.
Önümde gazete, gündem Blair... Aklımda Sivas... Hangisini yazayım. Bu kez gönlüm razı değil ülkemin kederini ıskalamaya...
Türkiye hangi işi yaparsan yap üst katta oturan bir kadın değilsen zordur. Yönetmenle laubaliliği başarı yoluna mayın gibi döşeyen saldırıların devri geçti. Şimdilerde yüreğine ülser sancısı gibi sızan iki yüzlü yazılara bulaşırsan 'ünlenmek için sataşıyor' diye sindiriverirler.
Eli kalem tutmak ancak seçkin taklidi riyakarların elindedir ya tebeşirle çizdikleri riyakarlık yasak alanına dokunamıyorsun...
Çok ödemişsen bedelini, yorulmuşsan hırpalanmaktan bulantını ıskalayıp etrafından dolaşıyorsun.
Ama Sivas katliamı riyakarlığına dayanacak takatim yok.
'Şimdi Müslümanlar işbaşındalar, sözlüğü yeniden düzenlemek gerekiyor. Cümleleri seçerken acizane yalaka takdirimi en göze görünen yere koyayım. Bilinç altımda Sivas'ta ateşi tutuşturanların şimdiki iktidar olduğu duruversin edeplice. İkbal yangından tatlı' pespayeliğiyle yıllardır Sivas vahşetinden sorumlu tuttuklarına, 'İktidara gelirlerse yeni Sivas katliamları yapacaklar' diye ateşten yazılar döktürdüklerini şimdi etekliyorlar.
Yakılmış oldukları için Aleviler suçlu oluverdiler bir seçimlik mesafede.
Utanmasalar 'Yakıldığınız için özür dileyin bakayım' diyecekler.
''Ben Metin Altıok'u Sivas'ta yandığı için iyi şair saymıyorum, ama ne yazık ki durum buraya sürükleniyor. .''
Yakılmışsın, geride kalanlar topluma bunu yüzleştirmek istiyorlar. Ama görüntüler öylesine vahşi ki içimiz kaldırmıyor bakamıyoruz. Şimdi şu yaranma ve yalakalık ortamında ne işi var yangınların..
Yeryüzündeki bütün insanlık suçları içinde ozanı, yazarı sanatçısının uğradığı vahşetle simgeleşir. Böylece toplumun hafızasında canlı tutulur. Bu yakanları yakmak için değil, yakanların bir daha yakmaması, kuşakların insanlık suçu karşısında duyarlı olmalarını sağlamak içindir.
'Aradan bunca yıl geçti, Sivas deyince aklımıza hala vahşet geliyor. Binlerce Sivaslı da buna üzülüyor.'
Kurbanları yandılar. Sivaslılar da bir zahmet üzülüversinler. Çünkü cinayetleri ile yüzleşmediler.. Sicillerinde bir arada yaşama ümidine dair tek bir ipucu yok hala..
'Çünkü bu vahşeti anma biçimini birleşme ve hoşgörü istikametine çeviremezsek daha birçok insanı, sanatçıyı, daha da önemlisi toplumsal barışı yakabilir.'
Sanki insan hakları için gönüllerini ortaya koyanlar toplumsal barış önerdiklerinde linç eden onlar değilmiş gibiler.
Allahım bu ne yüzsüz bir huzur, ne utanmaz bir bukalemun rahatlığı..
Şimdi de toplumsal barış gönüllülüğünün aslan payına talipler.
Sivas katliamı üstüne gülücüklerden örülmüş yorganlar örtülerek barışa çevrilemez. Ne Maraş katliamı, ne Çorum linçi, ne Sivas vahşeti...
Türk toplumu bunlarla daha hiç yüzleşmedi. Yüzleştiğine ve artık barışma vakti geldiğine hayatında hiç yakılma ihtimali olmayan seçkin taklidi riyakarlar karar veremezler.
Toplumsal barış her sabah uyandığında 'Acaba Türkiye'nin konjonktürü değişir de bizi yakarlar mı' diye soran 'savunmasız öteki' bunu sormadığı gün gerçekleşebilir...
Öteki, kimi zaman babasını bir otel yangınında kaybetmiş Alevi bir kız, kimi zaman bahçesine erik ağacı dikememiş bir Ermeni, kimi zaman eğitimi baş örtüsüne dayatılan bir Müslüman kız olabilir.
|
|
|
|
|
|


|