Aksam Online
   
20 Mart 2002 Çarşamba
  Güncel
  Politika
  Dünya
  Ekonomi
  Para-Borsa
  Spor
  Yazarlar
  Yaşam
  İnci
  Yıldız Falı
  Sinema
Turkcell
  Bize Ulaşın
  Arama-Arşiv
  Marmara
  Ege
  Akdeniz
  İç Anadolu
  Karadeniz
  Güney Doğu
YAZARLAR

Yalçın Pekşen       Buradan Bakınca

E-mail
'Akıl Oyunları'

Bugünlerde Oscar ödüllerini toplaması beklenen 'Akıl Oyunları' filmine gidenler hep aynı sahneyi anlatıyorlar.

Beş matematik öğrencisi okulun kantininde otururken içeri güzel bir sarışın giriyor. Hepsi bakışlarını genç kıza çeviriyorlar. Bunun üzerine filmin kahramanı, sonradan Nobel Ödülü kazanacak olan dahi matematikçi John Forbes Nash Jr. 'Beni dinleyin' diyerek arkadaşlarını uyarıyor.

Ve sonradan bulacağı oyun teorisine dayalı bir öneride bulunuyor:

- Hepiniz bu kızı masaya getirebilmek için harekete geçmek istiyorsunuz. Oysa kız bizim bu ilgimizi görünce şımaracak ve kendisini naza çekecek. Eğer biz onunla ilgilenmiyormuş gibi yaparsak, kendine olan güveni azalacak, belki o bizimle ilgilenmek isteyecek.

Ben filmi görmediğim için sonucun ne olduğunu bilmiyorum. Ancak filme kaynak oluşturan kitapta ('Akıl Oyunları', Yazan: Sylvia Nasar, Altın Kitaplar, Mart 2002) böyle bir sahne yok. Olup olmadığı da önemli değil zaten. Benim söylemek istediğim insanların (sinema ve basının da) olaylara yaklaşım biçimi.. Neredeyse tüm ekonomiyi ve bir anlamda yaşamı değiştiren ünlü oyun teorisinin bir sarışını kapma yarışı imiş gibi aktarılması..




Kitapta Nash Jr.'un yaşamı anlatılırken, asıl üzerinde durulan başka bir şey var:

Bir bilim dalına ilgi duyan öğrencilerin peşine düşen ve ABD'deki hızlı gelişmenin motoru durumundaki Amerikan eğitim sistemi..

Lise öğrencisi Nash, ABD'nin ünlü üniversiteleri kendisine kanca attığı zaman henüz bir dahi olduğuna dair en ufak bir işaret dahi vermiş değil.

Tersine derslerine ilgisiz, aklı bir karış havada, arkadaşları ile iyi geçinemeyen, birçok derste başarısız bir öğrenci..

Ne var ki, matematik dersine karşı sıradışı bir yaklaşımı var. Problemleri ders kitaplarında gösterilen yollardan değil, farklı yöntemlerle çözmeye çalışıyor.

Başarıyor mu? O sırada hayır..




Ancak bu ufak fark, sistemi harekete geçirmeye yetiyor. Ve öğrencinin içinde bir cevher olup olmadığının araştırılması için verilen uğraş akıllara durgunluk veriyor.

Nash'ın durumu ilkokuldan itibaren öğretmenleri tarafından üst makamlara rapor ediliyor. Böylece öğrenci bir okuldan diğerine giderken sistem uyarılıyor.

Sıra Üniversite eğitimine geldiğinde MIT, Harvard ve Princeton gibi ünlü okullar, henüz ne idüğü belirsiz öğrenciyi kapmak için adeta bir yarış başlatıyorlar.

Sonunda Nash, Princeton'u yeğlediğinde orada bulunan ve herbiri kendi alanında dahi sayılan ünlü matematikçi ve fizikçiler, bu 'soğuk' görünüşlü öğrenciye nasıl sıcaklık gösteriyorlar.

Öyle ki, Sylvia Nasar'ın Akıl Oyunları, dahi olması olasılığı olan bir gencin, Amerikan sistemi içinde farkedilmemesinin olanaksızlığını anlatan bir kitap adeta...

Oysa filmdeki sahnenin aksine Nash Jr. hatunlar konusunda fazla başarılı ola-mıyor.



6 / 21









Güncel -  Politika -  Dünya -  Ekonomi -  Para-borsa -  Spor -  At yarışı -  Futbol_1.lig -  Yazarlar -  Yaşam -  İnci -  Sinema -  Marmara -  Ege -  Akdeniz -  İç Anadolu -  Karadeniz -  Guney Doğu -  Wap -  Yıldız Falı -  E-mail -  Arama Arşiv -  Künye -  Reklam

© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.