• $13,579
  • €15,3691
  • 771.518
  • 1809.65
17 Nisan 2014 Perşembe

İslam, bilgi ve demokratik tutum

İnsan davranışlarının arkasında zihniyet dünyası, onun arkasında ise tarih, kültür ve içinde bulunulan toplumsal grubun bu süreçlerle kurduğu ilişki ve durduğu yer bulunmaktadır. Tarihselliği ve toplumsal değişmeleri hesaba katmadan, topluluk, cemaat ve grupların varlıklarını ve davranışlarını anlamak mümkün değildir. Çünkü hangi dine, hangi inanca mensup olursa olsun insan dini bir kültür içinden, belli bir grubun üyesi olarak öğrenir ve yaşar ki bu mesele dinin ilahiyatın dışında kalan bir boyutunu, davranışlarla ilgili yönünü oluşturur.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Değerli ilahiyatçı, dostum Prof. Dr. İlhami Güler meselenin iki boyutunun da farkında olan ciddi bir düşünce adamıdır. İlhami hoca yakın zamanda “Kayıt dışı siyaset, kayıt dışı din, kayıt dışı ekonomi” başlığıyla kaleme aldığı, yayınladığı yazısında, daha çok son zamanlarda yaşanan cemaat/siyaset bağlamındaki anlayışı analiz etmektedir.

Bilginin kaynağı

Hocanın şu tespiti, meselenin epistemolojisini ortaya koymak bakımından fevkalade önemlidir: “Otorite bakımından âlimler, peygamberlerin “sivil” varisleridir, içtihatları delile dayalı olarak kabule ve redde açıktır.”
İslam düşüncesinin dayandığı bilgi teorisi, Allah’ın mutlak bilgi sahibi olduğunu kabul ederek, insanın yaratılış olarak bilme gücü verilen ve doğrudan peygamber vasıtasıyla gönderilen mesajı anlayıp, yaratılmış olan evrende (tabiat, uzay, varlıklar, toplum, insan) kendisi de bilgi üretme yeteneği olan bir varlık olduğu varsayımına dayanır. Burada insanın bilgi üretme gücünün sınırları vardır ve bunlar insanın aklı, bilgi edinme yolları yani yöntem ve tekniklere bağlı olduğu kadar elbette ki yaşadığı topluma, içinde bulunduğu grubun kültürüne, bireysel özelliklerine de bağlıdır.
Bu sebepledir ki, insanın bilgisi mutlak bir bilgi değil, “göreli bilgi”dir; dolayısıyla değişmeye açıktır ve yine bu sebepledir ki insan bilgisinin gelişimi kolay değildir. Bilginin “bilimselliği” ise onun değişmeye açık olmasına olduğu kadar “yanlışlanabilir nitelikte” olmasına da bağlıdır.
İslam düşüncesinde bilim adamlarının yerini “Peygamberin sivil varisi” olarak tanımlamak içtihat yoluyla ortaya koydukları bilgiyi “delile dayalı olarak kabule ve redde açık” görmek, İslam dünyasında kaybettiğimiz bir düşünce geleneğinin, bilimsel zihniyetin yeniden gelişmeye başladığının işareti olarak kabul etmek gerekir.

Bilim ve inanç

Kısaca özetlemek gerekirse, ulemanın otoritesini ilim yoluyla ortaya koyduğu bilgiden alırken, bu otoritenin üretilen bilgiye yapılan eleştiri üzerinden denetlenebilir olduğunu (“Her ilim sahibinin üstünde daha fazla bile biri vardır” hükmü gereğince) oysa “batıni /gizli” yoldan elde edilen bilgiye dayanarak, bunun üzerinde oluşan otoritenin denetlenemez, eleştiriye kapalı bir bilgi türü olduğu için “kapalı bir cemaat” oluşturduğu söylenmektedir.
Kanaatimizce farklı bilgi türlerini birbiriyle mukayese etmek, epistemolojik olarak üretken bir sonuç vermeyebilir ve bu nedenle burada daha önemli olan husus, bu bilgi anlayışına dayanan örgütlenme biçimlerinin geleneğin dışında modern toplumda çoğul sivil yapılar olarak demokratik değerleri, ki eleştiri de bunlar arasındadır, içselleştirip toplumsal çoğulculuğu benimseyip benimsememeleridir.
Bu bakımdan İlhami hocanın dediği gibi, “Demokratik toplumlarda STK’ların faaliyet alanları bellidir.” Kendisini “dini cemaat” olarak lanse etmiş bir camia-çevre veya sivil topluluğun, “sivil-kültürel” alanın dışına çıkarak kendisinde “mehdilik” misyonu görmesi, ne kadar sorunluysa, siyasi maksatla hareket etmesi de o kadar sorunlu bir husustur. Bu eleştirileri üzerinde düşünülmesi gereken uyarılardır.

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor