• $7,3811
  • €8,9911
  • 441.755
  • 1551.57
31 Aralık 2020 Perşembe

Bir yılın neticesi: Türkiye karşıtlığı bitmiyor!

Neresinden bakılırsa bakılsın, kâbus gibi bir yıl 2020 yılı geride kalıyor; önce depremler, sonra yüz yılda bir bile rastlanılmayacak Korona belası ve sonunda kuraklık, hepsiyle aynı yılda karşılaştık. Muhtemelen 2020 yılı hakkında yazanların çoğu bundan ‘kâbus senesi’ diye bahsedeceklerdir.

Biliyoruz ki tabiat olayları insanların, toplumların, devletlerin kontrolündeki olaylar değillerdir fakat bu olayların yol açtığı sorunları yönetmek, onlara karşı tedbir almak politika geliştirmek mümkündür. Türk devletinin, bilhassa salgına karşı hem sağlık sistemiyle yaptığı mücadele hem de sosyal politikalarla toplumun başta yoksulları ve güçsüzleri olmak üzere, kapsamlı koruma kalkanıyla üretim sürecinin muhtelif halkalarında yer alan kesimlerine karşı sosyal devlet sorumluluğuyla yaklaşması oldukça önemlidir.

YENİ BAŞLANGIÇ

Zor zamanlarda devletin sorumluluk alması, toplumu koruyucu politikaları devreye sokması çok önemlidir daha önemlisi ise çağdaş refah devletleri denilen fert başına düşen milli gelirleri 40-50 bin dolar olan ülkelerin yapamadıklarını, fert başına düşen milli geliri 8-10 bin dolar olan Türkiye’nin fazlasıyla yapmasıdır.

Esas sorun ise, 2020 yılı içinde ‘dünya sisteminin’ Türkiye karşıtlığının giderek armasının, artık gizlenemeyecek şekilde ortaya dökülmesidir. Türkiye ileriye doğru hamle yaptıkça, bağımsızlıkçı bir siyaset ekseninde yürüdükçe, bunu tahkim edecek milli savunma sanayini geliştirdikçe, başta Akdeniz olmak üzere kendi coğrafyasındaki hukukunu, bölge ülkelerinin siyasal bütünlüklerini savundukça, ekonomik politikalarını dünya siteminin kurumlarının vesayetinden çıkardıkça, Batı siteminin Türkiye karşıtlığı büyümektedir. Bunun, bu yılla sınırlı kalmayacağını tahmin etmek zor değildir fakat şunu görmek gerekir ki Türkiye alternatifleri olan bir ülkedir.

YENİ BİR DÜNYA

Önce şu tespiti yapalım, ABD patronajındaki dünya sitemi hegemonya kaybı yaşamaktadır ve bu süreç hızlandıkça Batı içinde de farklılaşmalar açığa çıkmaktadır. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri arasında çelişkilerin yükseleceği bir döneme girildiğini gösteren birçok örnek vardır. İkinci önemli bir olay, Batı merkezli dünya sitemi çözülürken, Asya’da yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasıdır. Uzak Asya’da yaşananlar, Türkiye, Rusya, İran, Azerbaycan, Pakistan diğer Türk devletleri arsındaki yakınlaşmalar şimdiden yeni işbirliği alanlarının oluşması yönünde gelişmeler her geçen gün daha belirgin hale gelmektedir.

Türkiye Rusya’dan sadece S 400’leri almakla kalmamış dün Irak’ın, İran’ın bütünlüğünü bugün Suriye ve Libya’nın siyasal birliğini savunma konusunda, Karabağ’ın kurtuluşunda, bilhassa ABD güdümündeki PKK/PYD terör yapılanması tarafından kendisine yönelik kuşatmaya karşı Rusya ile belli bir siyasal çizgide durmaktadır. Alternatif sadece Rusya değildir, yeni bir dünyanın kurulmakta olduğunu görmek mecburiyetindeyiz. Türkiye buna hazırdır. AHİM mi dediniz? Şaşılacak bir şey yoktur; Batı bütün kurumlarıyla Türkiye karşısındadır ve terör örgütünün arkasında olduğunu onaylamakta tereddüt etmemektedir. Yeni yılınız kutlu olsun. 

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ticaret Bakanlığınca ''fahiş fiyat'' denetimi yapıldı

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı