• $ 5,8147
  • € 6,4658
  • 275.387
  • 110477
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İdlib için sorumluluk paylaşımı

İdlib, üç milyonu aşkın Suriyelinin yaşamak zorunda olduğu bir toprak parçası. İçerisinde yaklaşık bir buçuk milyon çocuk her gün yaşam mücadelesi veriyor. Halep’in düşmesi ve Gerginliği Azaltma Bölgeleri’ndeki (GAB) tahliyeler sonucunda Suriye’nin dört bir tarafından insanların akın ettiği İdlib’de bekleyiş sürüyor. Çatışan gündemler, örtüşmeyen öncelikler daha da önemlisi Suriye’nin geleceği için ortaya koyulan farklı vizyonlar, an itibarıyla İdlib’in üzerine bir kara bulut gibi çökmüş durumda.

Rejim ve İran, tüm imkanlar kullanılarak İdlib’in ele geçirilmesi konusunda zihinlerini netleştirmiş gibi görünüyor. Şehrin sınırlarına dayanan rejim ve İran’ın güdümündeki milis güçlerinin şehrin fiziki kontrolü dışında bir mülahazası yok. Rusya, Hmeymim Üssü’ne yönelik “kimin yaptığı tam belli olmayan” İHA saldırılarını ve İdlib’teki El-Kaide saçaklanmalarının varlığını gerekçe göstererek rejim ve İran’ın pozisyonuna destek veriyor. Bu destek sadece İdlib’in değil; mimarlarından birisinin kendisi olduğu Astana’nın da altını oyuyor.

Türkiye hem insani hem de güvenlik mülahazalarıyla İdlib’de yeni bir tırmanışın oluşmaması için bölgesel ve küresel diplomasinin tüm imkanlarını seferber etmiş durumda. Rejim-İran-Rusya troykasının radikal unsurları gerekçe göstererek saldırı başlattığı her noktada, radikal unsurlardan ziyade ılımlı muhaliflere ve sivillere zarar verdiği istatistiksel olarak kanıtlanabilir bir gerçek olarak durmakta. Bu doğrultuda yapılan istisnasız her operasyonun faturası ılımlı muhalefete çıkarken, radikaller boşluğu doldurma fırsatı yakalamıştı. İdlib de bu fasit dairenin bir halkası.

Ayırt etmeksizin yapılan saldırılar sonucu yüz binlerce sivilin hayatını kaybetme veya göçle karşı karşıya olduğunu herkes teslim ediyor. Bu da Türkiye üzerinden Batı’ya doğru yeni bir göç dalgası başlatabilir. Yani karşı karşıya olduğumuz sorun, sadece Türkiye’yi değil neredeyse tüm Batı dünyasını ilgilendiriyor. İdlip’in insani faturası, etkisi uzun yıllar devam edecek birçok akım, ideoloji, organizasyonun tetikleyicisi olacaktır. İdlib’in güvenlik faturasını ise troyka ile birlikte, tüm Batı dünyası ödeyecek.

Hal böyleyken yapılması gereken oldukça açık. Sorumluluğu salt olarak Türkiye’nin üzerine yıkmadan, saldırılara yeşil ışık verecek samimiyetsiz “kimyasal saldırılara karşıyız” açıklaması yapmadan, İdlib’e saldırının her türlü maliyetini ortaya koyarak, kilit aktör konumundaki Rusya’yla anlamlı bir müzakere yürütülmeli. Tahran’da yapılacak olan Türkiye-Rusya-İran toplantısı elbette çok önemli; Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya devam ediyor. Bununla birlikte AB ve ABD’nin tüm imkanlarını seferber etmesi ve hiç olmazsa İdlib’deki sivilleri kırmızıçizgi olarak görmesi gerekiyor.

<p>Dulkadiroğlu ilçesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde pencere önüne konan serçe hastane içine

Serçe Hastaneye Sığındı, Görevliler Sahip Çıktı

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Sonbahar-kış modasına uygun trendler! İşte şıklığın sırları