• $9,2724
  • €10,813
  • 531.275
  • 1431.78
8 Ekim 2018 Pazartesi

DEAŞ sonrası dönem?

Dünya DEAŞ sonrası dönemde yaşadığı fikrini çabuk kabullenmiş gibi görünüyor. Aslında DEAŞ’ın en güçlü olduğu dönemlerde birçok kişinin yazdığı “DEAŞ’ın yükselmesi gibi düşüşü de hızlı olacak” tezini doğrular nitelikte bu kabullenme. DEAŞ’ın gündemden düşmesi ile gerçek manada düşmesi arasında ise ciddi bir fark var. DEAŞ gücünün zirvesindeyken gündem edildiği kadar güçlü değildi; şu sıralar da gündem edilmediği kadar zayıf değil. Türkiye dışında hiçbir DEAŞ karşıtı aktör askeri yöntemler dışında da DEAŞ’a karşı savaşmadığından dolayı DEAŞ ve/veya türevleri tehdit olmaya devam ediyor.

DEAŞ’la mücadelenin nasıl yapılması gerektiğinin daha net anlaşılması açısından Türkiye örneğine bakmakta fayda var. Çok yönlü bir mücadele metodu uygulandı ki bu tür terörle mücadelenin başka çıkar yolu yok. Askeri mücadele en had safhada ve profesyonelce yürütüldü. Fırat Kalkanı ile şehirleri yıkmadan, sivilleri öldürmeden, yerel halkı küstürmeden terörle mücadele edilebileceği gösterildi. Binlerce DEAŞ militanı ki bunların içerisinde örgütün kilit isimleri de vardı etkisiz hale getirildi. Örgütün lojistik hatları kesildi. Halka güven telkin edildi ve halkın güveni DEAŞ’la mücadelenin en kilit unsurlarından birisi oldu. Şehirlerin altyapısı, sivillerin selameti korundu. DEAŞ temizlenir temizlenmez, istikrar operasyonu ile ele geçirilen bölgelerin normalleşmesi sağlandı. Cerablus’tan El-Bab’a kadar birçok şehirde temizlik yapıldı, okullar açıldı, hastaneler inşa edildi, postaneler kuruldu, yerel konseyler ve polis gücü oluşturuldu, ekonomi canlandırıldı. Suriyeliler bu bölgelere dönecek kadar Türkiye’nin istikrar operasyonuna güvendiler. DEAŞ’ın sömüreceği bir sorun, mobilize edeceği bir öfke bırakılmadı. Terörle mücadelenin “ders kitabı örneği” Fırat Kalkanı’nda yazıldı.

Rakka’dan Musul’a kadar diğer şehirlerde ise askeri yöntemler dışında bir yol izlenmedi. Hem şehirler fiziken yıkıldı, hem de sonrasında yeniden inşa için henüz bir adım atılmadı. Zayıf/başarısız devletler, siyasi marjinalizasyon, yerinden edilmiş insanlar, diğer terör örgütlerinin tahakkümü, Suriye rejiminin baskıcı uygulamaları, dış müdahaleler devam ederken DEAŞ ve türevleri yer altına çekilerek yeniden ortaya çıkmak için strateji kuruyor, imkan kovalıyor. Suriye’de yeniden inşa ve siyasi çözüm, Irak’ta yeniden inşa ve sürdürülebilir ve kapsayıcı siyasi mutabakat olmadan DEAŞ ve türevleriyle etkin bir mücadele zor görünüyor.

DEAŞ ve seleflerinin tarihi, farklı isimlerle hayatta kalma hikayeleriyle dolu. Irak’ın işgali özellikle 2007-2009 yılları arası bunun en çarpıcı örneklerini sunuyor. Geçmişten ders almak, aynı hatalara düşmemek lazım. Bölgenin selameti askeri yöntemlerin yanında yeni bir sosyal/siyasi mutabakattan geçiyor.

<p>Trump için Rahip Brunson neyse Biden  için Osman Kavala o mu? 10 ülkenin büyükelçisinin yayınladı

ABD'nin Kavala ısrarı neden?

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor

Türk kahvesi hangi hastalıklara iyi gelir?

Astronotların diğer gezegenlerde kullanması için motosiklet tasarlandı