• $8,6636
  • €10,1812
  • 491.285
  • 1391.91
18 Ekim 2013 Cuma

AB üyeliğinde top kimde?

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş

Avrupa Birliği, Kurban Bayramı’nın ilk günü Türkler’in kurban kesimiyle ilgilendiğini bildiğinden olacak ki bayramın ikinci günü ilerleme raporunu açıkladı. 
Türk halkı olarak tam mangal sefasına girişecekken yayınlanan rapor, Ekim 2012-Eylül 2013 arasındaki dönemde Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin performansını değerlendiriyor. Siyasi kriterlerden insan haklarına, bölgesel meselelerden ekonomik kriterlere kadar geniş spekturumlu bir değerlendirme bu aslında. Ama nedense genelde konuşulan veya manşetleri belirleyen raporun insan hakları kısmı olur. 
Raporun genelinden olumsuz hava çıkaranlar muhtemelen raporu okumamışlar. Ya da manşetleri Gezi olayları attığındandır belki, raporun diğer kısımlarına bakma lüzumu duyulmamış. Veya Gezi’ye ilişkin duymak istediğini duyanlar, heybelerini doldurup mevziye geçtiklerinden raporun diğer kısımlarını umursamamışlar. 

YENİ FASILLAR AÇILSIN

Genel olarak olumlu bir rapor. Hatta Komisyon, üyelik müzakarelerinde yeni fasılların açılmasını da destekler bir pozisyon alıyor. Aynı zamanda yargı reformuna ve demokratikleşme paketine de büyük vurgu yapıyor. 
Bu açıdan baktığımızda raporda, Olimpiyatlar’ın Tokyo’ya gitmesine sevinenleri yeniden sevindirecek çok bir malzeme yok. Bu arada sadece meraktan soruyorum: Tokyocu ekip milli takımın Brezilya’ya gidememesine karşı nasıl bir pozisyon almışlardır acaba? 
Rapora dönersek Gezi’ye ilişkin raporda Batılı ajansların ve içimizdeki Tokyolular’ın jenerik argümanlarından öteye geçen birşey yok. Gezi raporun küçük bir parçası ama algıda seçicilikten olsa gerek raporu bir Gezi raporuna dönüştürme gayreti var. 
Gezi olayları sırasında Türkiye ile AB’nin bugüne kadarki teşrik-i mesaisini çöpe atma gayreti sarfeden Avrupalı ülkelerin pozisyonu ve Gezi’de görmek istedikleri raporda kendisine yer bulmuş. Gezi olaylarına kadar sanki Türkiye’nin adaylığını desteklemişler de Gezi ile birlikte pozisyon değiştirmişler havası estiren başta Almanya ve Fransa gibi ülkelerin Türkiye’nin AB üyeliğine karşı geleneksel oyun bozucu pozisyonlarını hatırlatmaya gerek yok sanırım. Bu sebepten içini kendilerinin doldurdukları Gezi’ye ganimet bulmuşçasına sarılmalarını da normal karşılamak lazım. 

AB SOMUT ADIMLAR ATMALI

İlerleme raporları Türkiye’de eskiden çok daha büyük ilgi çekerdi. Karne bekleyen ilkokul çocuğu gibi raporu beklerdik. Şimdi ise “bayramdan sonra yayınlasaydınız ya” rahatlığındayız. Bunun en önemli sebebi AB’nin Türkiye’yi tam üye yapacağına olan inancın Türk kamuoyunda dibe vurması. Avrupalılar topu sürekli Türkiye’ye atmaya çalışsa da Türk kamuoyu topun büyük oranda AB’de olduğunun farkında. AB’deki geleneksel “Türkiye’yi istemeyizciler”in Türkiye ve AB’nin kimliği anlayışında kısa vadede değişiklik beklenmediğinden, AB’ye üyelik Türk kamuoyu tarafından boşuna bir uğraş olarak görülüyor. 
Eskiden olsa AB üyeliği gelmese de AB standartlarına ulaşmak için çaba sarfedelim derdik. Fakat geldiğimiz noktada Türkiye, reform ve demokratikleşme çabaları için harici bir motivasyona ihtiyaç duymayan bir ülke konumuna geldi. Son zamanlardaki kritik reformlar AB’ye üyelik motivasyonuyla değil, milli normalleşme inisiyatifinin bir parçası olarak yapıldı. Bu da Türkiye’deki AB gündemini oldukça zayıflattı. 
Kim kime daha çok muhtaç tartışmaları bir yana, üyelik konusunda AB tarafından güçlü bir irade gösterilmesi durumunda Türk kamuoyunun AB’ye üyeliğe ilişkin git gide olumsuzlaşan fikri değişecektir. Bu konuda top AB’dedir. AB, suni gündemleri bırakıp Türkiye’deki kayda değer gelişime somut karşılıklar vermelidir. Bu işe Türk vatandaşlarına uyguladığı vize zulmünden başlayabilir. 

<p>Temelini 2017'de Başkan Recep Tayyip  Erdoğan attı.</p><p>New York'un silüetinde yerini alan  yen

Yeni Türkevi binası açılışa hazır

Düzce'de üretilen elektrikli motosiklet ve bisikletler dünya yollarında

Sivas'ta, Hititler dönemine ait ''apartmanlar'' keşfedilmeyi bekliyor

1915 Çanakkale Köprüsü'nün tabliye montajları tamamlanma aşamasına geldi