• $8,5276
  • €10,0963
  • 493.609
  • 1431.78
13 Ocak 2015 Salı

YÖK’te bir şeyler oluyor

Öğrencilik dönemimde de bugünde yükseköğretim kurumlarının bu kadar kontrol edilmesi hele hele de müfredat dahil her konuda bir kuruma bağlı olmasına karşıyım. Yani ben hep YÖK’e karşıydım ve halende karşıyım. Çünkü yükseköğretim yapı olarak esnek, sınırları keskin olmayan, özgürlüğe ve yaratıcılığa dayanması gereken bir yapıdır. Oysa YÖK kuruluşu itibarı ile zamanla bazı değişimler gösterse de aslında düzenleyici ve karar verici konumdadır. Örneğin üniversitenizde hangi bölümü açacağınıza, o bölümde hangi dersleri okutacağınıza kadar her konuda YÖK karar verici konumunda. Bu yüzden YÖK kelimesi ve yapısı ile aram pek barışık değildir.

Ancak son bir iki aydır özellikle başkan değişikliği ile YÖK’te hem söylem hem de eylem değişikliği başladı. Yeni YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç göreve geldiğinde ilk iş olarak bütün rektörlerle ve devamında mütevelli heyet başkanlarıyla ayrı ayrı toplantılar yaparak yapmak istediklerini anlatıp onları dinledi. Sonra değişimleri seslerini duymaya başladık. Önce öğrenci değişimleri önündeki engellere el attı ve öğrencilerin doğru seçimler yapması, yükseköğretime geçişte isabet oranını arttırmak için yeni üniversite geçiş sistemi çalışmalarına el attı. En önemlisi ise üniversitelerin kendi öğrencilerini kabul edebilmelerinin ilk adımı olan bazı programlarda puan barajı uygulaması başlattı. Bu uygulama ile artık üniversiteler kısa vadede puanla uzun vadede başka yöntemlerle nasıl öğrenci kabul edeceklerine karar verebilecekler. Bu değişim bu ülke için gerçekten çok önemli artık öğrencilerin tek sınava dayalı ve üniversiteleri tanımdan, üniversitelerinde öğrencisini seçememesinden dolayı yaşanan kayıplar çözülmüş olacaktır.
Şimdi yeni çalışmalar yapılıyor. İlk adım öğrencilerin istedikleri dönem üniversiteler arasında yatay geçiş yapma hakkı tanınması. Bu ne demek biliyor musunuz? Lise son sınıfta henüz 17 yaşında bir gencin tercih etme bilinci ve seçme sorunlarını çözmüş oluyorsunuz. Oldukça olumlu bir adımdır.
Sırada çok büyük bir adım var. YÖK üniversitelere araştırma geliştirme yapabilmeleri için sanayi ve iş dünyası ile ortak çalışmaları yapmasını kolaylaştıracak teşvikler getirmeye hazırlanıyor. İşte o zaman patent, buluş, girişimcilik gibi üniversitelerimizin çoğunluğunda karşılığı olmayan terimler öne çıkacak ve ülkemizin kalkınmasına büyük katkılar sunulacak.
Tabi bunları yazınca YÖK’te herşey çok mu iyi diyeceksiniz. Tabii ki hayır, en başında rektör atama sistemi, üniversiteleri sadece akademik unvanlı kişilerin yönetebilmesi, müfredat problemleri, klasik ders anlatım sistemleri, kapalılık, verimlilik gibi çok büyük problemlerimiz var. Bence bunların çözümünde YÖK’ün alabileceği en iyi karar yabancı üniversitelerin Türkiye’ye kampus açmalarının önünü açmasıdır. Düşünün Harvard, Yale, Stanford gibi üniversiteler Türkiye’ye birer fakülte açsa ülkemizde bulunan diğer üniversiteler rehaveetten kurtulup daha farklı çalışmazlar mı?
Ama tekrar edeyim yeni YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç hocaya şans tanınmasından yanayım. Sanırım bu kez bir şeyler olacak...

<p class='MsoNormal'>Komşusunun telefonuna ulaşamadıklarını belirten ünlü  komedyen Gökbakar evdeki

Şahan Gökbakar komşusunun evinin yandığını duyurdu

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı