• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
01 Haziran 2013 Cumartesi

Özür diliyorum

Ben bir eğitim yazarıyım. Yıllarca bu köşede eğitim yazdım. Bütün yazılarımda amacım daha iyi ve kaliteli bir toplum için eğitim temasını ortaya atmaktı. Bugün bilgisayarımın başına geçtiğimde dünden bugüne günlerdedir takip ettiğim Taksim olaylarını düşündüm. Bir toplum eğitim sonucunda ne kazanabilir dedim. Bir toplum eğitim sonucunda düşünmeyi, sorgulamayı, korumayı, geleceği düşünmeyi, ülkesini ve insanları düşünmeyi öğrenir. İşte Taksim’de yapılan da bu değil mi? Tam da bu, eğer eğitim sistemimiz Taksim’de mücadele eden insanları ortaya çıkardıysa bu sistemde halen iş var demektir. 
Bu topluma duyarsız dediğim için özür diliyorum. Özür dilemek erdemdir özür diliyorum. Geleceğine, toprağına, geçmişine, çocuklarına, bilimine sahip çıkmayan toplum demiştim. Özür diliyorum. Birkaç gündür toplumun gösterdiği büyük ve onurlu refleks benim bu topluma karşı bir daha saygı duymama yol açtı. 

İŞTE ÇAĞDAŞ TOPLUM 
İşte bugün Taksim’de geleceğine ve doğasına sahip çıkan ruh bundan 90 yıl önce Kurtuluş Savaşı’nı kazana ruhla aynı ruhtu. O zaman onurunu, özgürlüğünü, geleceğini vermeyen insanlar bugün de Taksim’de geleceklerini, onurlarını ortaya koyup mücadele ediyor. İşte çağdaş toplum budur. Günümüz toplumlarının en büyük sorunu olan çevre sorununa sağcısı, solcusu, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Alevi’si, Sünni’si daha sayamadığım her görüşten ve inançtan insanı yan yana omuz omuza mücadele ediyor. İşte bir toplumun millet olma birlik olma duygusu budur. Eğer Türkiye çağdaş ülke olacaksa bu sese kulak vermelidir. 
Ama nerede, Başbakan sessiz, Çevre Bakanı “söktüğümüzden fazla ağaç dikeriz” diye dalga geçiyor. İstanbul Belediye Başkanı ortada yok. Emniyet müdürü ve vali dünyanın biber gazı stokunu bitirmek için ahdetmişler. Şimdi eğer bu toplum demokrasiyle yönetiliyorsa bu sese kulak verilmeli, toplum dinlenmelidir. 1987 yılında Ankara’da Güvenpark’taki ağaçlar sökülmek istendiğinde karşı çıkan grubu dinleyen zamanın belediye başkanı bu kararından vazgeçmişti. İşte demokrasi oydu. Demokrasi çoğunluk değil, çoğulculuktur. Toplumun mutluluğu ve sesine kulak vermektir. 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ortaya çıkıp Taksim’deki sese kulak vermesi ve gerekeni yapması şarttır. Ya ikna edecek ya da ikna olacak başka çaresi yoktur. Bu kenti Başbakan değil, belediye başkanı yönetmelidir. Çünkü bu kentte yaşayan insanlar oylarını Kadir Topbaş’a verdi. O da bunun gereğini yapmalıdır. 
Sayın Vali; İstanbul gibi bir kenti yönetmek copla, biber gazıyla, yasakla olmaz. Bu insanlar sizin insanlarınız bu insanlarla yüzleşmekten neden korkuyorsunuz. En küçük olayı gaz bombalarıyla kapatmak gibi bir refleksi neden deniyorsunuz? Halkınızdan korkmayın onlar size oy veren size makam veren insanlardır. Sizin göreviniz onların sorunlarını çözmektedir. Taksim’de yapılan, sorun çözmek  değildir. 

 

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi