• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
30 Mart 2013 Cumartesi

“Okulda üniversite”

Beyin cerrahisinde dünya 8’incisi, çocuk hematolojisinde dünya 3’üncüsü durumunda. Peki, bu başarının sırrı sizce nedir? Ben bu başarının sırrını tıp eğitiminin şekline bağlıyorum. Bildiğiniz üzere tıp fakülteleri eğitimini hastanelerde yaparlar, öğrenciler ilk iki yıl temel eğitimi aldıktan sonra üçüncü yıldan itibaren hastane içine girer ve her uygulamayı bizzat hastane içinde yaparlar. Hatta 5. ve 6. sınıflarda artık hasta bakmaya başlarlar. Çoğu zaman viziteye çıkarlar, ameliyatlara katılırlar. Bu da tıpta eğitimi uygulamalı hale getirir. Kısacası tıp eğitimin hoca aynı zamanda uygulamacı doktor, öğrenci aynı zamanda doktor yanındaki çırak rolünü oynar. Hastane içinde birlikte vizit yapılır, hastalar birlikte görülür varsa ameliyata girer, sonra dersliklerde hocalarla teorik dersler görülür. Bu sistem sayesinde öğrenciler mezun olduklarında diğer alanlara göre daha fazla işe hazır ve daha fazla uygulamayı bilen olarak işe başlarlar. 

ÖĞRETMEN EĞİTİMİ
Bu model aslında her alanda yapılması gereken bir model, düşünsenize öğretmen adayları okulda, finans adayları bankada veya iletişimci medya merkezinde eğitim alsa daha başarılı olmaz mı? Bu saydıklarımın içinde en önemlisi sanırım öğretmen eğitimi. Bu konuda maalesef Türkiye çok başarısız durumda. 97 eğitim fakültesi var bir de buna fen edebiyatları ekleyelim bir de bunun üstüne pedagojik formasyonu ekleyelim ortaya içinden çıkılmaz bir tablo çıkıyor. 
Bugün öğretme yetiştirme sistemini kökten çözen bir modelin tanıtım toplantısına katıldım. Modelin adı “okulda üniversite”. Modeli uygulamaya başlayan Bahçeşehir Üniversitesi. Kısaca modeli değinecek olursam; eğitim fakültesini kazanan öğrenciler eğitimlerinin tamamını üniversitede değil, belirlenen okullarda yapacaklar. Öğrenciler aynı tıp öğrencileri gibi okulda hem eğitimine devam edecek, hem derslere katılacak, hem ders materyalleri üretecek, sınıfa girip öğretmen nezaretinde ders anlatacak. Eğitim fakültesi profesörleri, akademisyenleri okulda bulunan ofislerinde oturacak hem sınıf uygulamalarına katılacak hem de öğrencilerini yetiştirecek. Kısacası öğretmen adayı öğretmenliği üniversitede tek yönlü değil okullarda etkileşimli olarak öğrenmiş olacak. 

YÖK DESTEKLİYOR
Peki, böylece ne olacak? Bu modelle yetişen öğretmenler her açıdan daha donanımlı, daha aktif ve alanı bildikleri için daha donanımlı olacaklar. Bu modelle öğretmen yetiştirdiğimizde daha iyi öğreten, daha doğru eğiten, öğrencinin ne istediğini bilen ve donanımlı öğretmenlere sahip olacağız. İşte o zaman eğitimde de istediğimiz sonuçları almaya başlayacağız. 
Tanıtıma katılan YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman ile konuştuk. Kendisi eğitim fakültelerine çözüm aradıklarını bu modelin tam zamanında ortaya çıktığını belirtti. Bu konuda Bahçeşehir Üniversitesi’ne tam destek verdiklerini söyledi. MEB Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey’le üç dört yıldır YÖK ile öğretmen yetiştirme konusunu konuştuklarını belirterek bu model bize ışık tutacak dedi. Kısacası YÖK destekliyor, MEB tam destek veriyor, Bahçeşehir uygulamaya başlıyor. Biz de heyecanla sonuçlarını bekliyoruz. Artık eğitimde nitelik sorunun çözümüne yönelik ciddi bir adım atılıyor. Haydi hayırlısı...

 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor