• $7,3591
  • €8,9083
  • 410.537
  • 1528.82
22 Aralık 2014 Pazartesi

Yüzleri de kızarmıyor!

Mahkeme başkanı “avukat bey lütfen kayıt yapmayalım!” diye uyarıyor.

Uyarıyor ama nafile! Dinleyen kim?
Avukat bey kayıt yapmaya devam ediyor.
Sözüm ona çaktırmadan, gizlice!
Kuvvetle muhtemel cep telefonuyla.
O arada Hidayet Karaca “işaret parmağı” havada hâkim beye bağırıp çağırıyor.
Hatta tehdit ediyor!
Ne diyor peki Hidayet Karaca?
“Bir gün bu tutuklama kararını verenler, benim oturduğum yere oturacaklardır”!
Kararı veren, o esnada Hidayet Karaca’nın karşısında oturuyor.
Tehdidin muhatabı da şüphesiz o!
Yani hâkim bey!
Tüm bunlar yaşanırken hâkim bey, “Hidayet Bey…” diye kibarca söze başlayıp müdahale etmeyi düşünüyor.
O da ne?
Avukatlardan biri çok sert bir şekilde çıkışıyor:
“Adam tutukluyorsunuz, bir dakika lütfedin de dinleyin”!
Avukatın bu çıkışı üzerine hâkim bey sözün devamını getirmiyor.
Tüm bu sahneler Hidayet Karaca’nın tutuklanma kararının açıklandığı duruşma salonundan.
Karaca hakkında henüz kesinleşmiş bir karar yok.
Tutuklu yargılanacak.
Pek tabii, masumiyet karinesi onun için de geçerli.
Durduğum yer, dün olduğu gibi bugün de aynı yerdir.
Paniğe, telaşa gerek yok! Hukuk işliyor, sabırlı olmak gerekir!
Gelelim şimdi asıl meseleye.
Açık konuşmak gerekirse hâkimin tüm bu olup bitenler karşısındaki sabrına hayran kaldım.
Müthiş bir soğukkanlılık sergiledi.
Kendisine yöneltilen tehditlere hiç kulak asmadı.
Mahkeme salonunda şov yapan avukatlara ağzını açıp tek bir kelime dahi etmedi.
Duruşmayı izleyenlerin attığı sloganlara da müdahalede bulunmadı.
Oysa görevli hâkimi, görevinden dolayı tehdit etmek suçundan bir tutanakla, Hidayet Karaca’yı “ayrıca” tutuklatabilirdi.
İzinsiz çekim yaptığı için, duruşmanın disiplinini bozduğu bahisle o avukatı salon dışına çıkarabilirdi.
Yapmadı!
Zafiyetinden değil, zarafetinden.
Ekrem Dumanlı, Türkiye’nin en büyük adalet sarayı önünde, mahkemeye meydan okudu.
Aynısını ve daha fazlasını cemaatin diğer gazetecileri de yaptı.
Hakaret, tehdit, küfür!
Uzun lafın kısası, açın arşivlere bir göz atın!
Ergenekon, Balyoz duruşmalarında yaşananlara bir bakın.
O süreçte gözaltına alınıp ifadesi alınan kişilere savcıların muamelesini bir sorun.
Yahut onlar çıkıp bir anlatsın.
Bitmedi!
Yine o duruşmalarda olay çıkaranlara yönelik mahkeme başkanlarının tavırlarına ve bu arkadaşların gazete ve televizyonlarındaki haberlere de bir bakın.
Bir de o dönem Nazlı Ilıcak’ın yazılarına bir göz atın.
Bugün ile o gün arasındaki farkı çok net göreceksiniz.
Buna rağmen Nazlı Ilıcak 14 Aralık operasyonu için çıkıp “medyaya gözdağı” diyebiliyor.
İnsanın bir parça yüzü kızarır yahu.
‘Neredeeee’?

<p>'Yıl 1908... Osmanlı topraklarında ikinci Meşrutiyet ilan edilmişti ve Meclis'i Mebusan o günkü a

Bunlar kimin milletvekili?

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik