• $8,4092
  • €9,9965
  • 489.433
  • 1408.81
28 Ekim 2014 Salı

Güvenlik mi demokrasi mi?

Silahsız üç asker, kalleşçe sırtından vuruluyor!

Kalleşçe!
Peki bu kalleşliği niçin yapıyor?
Herkesin bildiğini bir kez daha yazacak değilim.
Çünkü gelinen noktada, bu soruya verilecek hiçbir cevap vicdanları rahatlatmıyor.
Birileri “al sana açılım” diye bağırırken, birileri de “batsın senin çözüm sürecin” diye ah ediyor!
Bu yüzden de saldırının arkasındaki “yalın gerçek” acıyı dindirmeye kâfi gelmiyor.
Kemal Bey soruyor:
“Güneydoğu'da devlet var mı acaba?”
Demek istiyor ki ‘Güneydoğu’da devlet olsaydı bu üç asker şehit olmazdı!”
O halde Güneydoğu’da devletin olmadığının göstergesi nedir?
CHP olsaydı bu kalleşlik nasıl önlenirdi?
Bu soruların cevabı yok!
Soran da yok!
Sorsanız da alacağınız bir cevap yok.
Ya ne var?
Kusura bakmasın ama demagoji!
6-7 Ekim olayları esnasında “bu öfkeyi anlamak lazım” diyen de kendisiydi.
O gün onlarca kişi vahşice öldürülürken, “öfkeyi anlamak lazım” diyordu.
Bugün ise “Güneydoğu’da devlet var mı acaba?” diye soruyor.
Hal böyle olunca da kamuoyu en nefret ettiğim o soruyu tartışıyor.
“Güvenlik mi, demokrasi mi?”
Güvenlik demek, savaş demek.
Demokrasi ise çözüm süreci.
Buyur, hangisini seçersen seç.
Demokrasiyi seçtiğinde “zafiyet” diye bağırıyor.
“Güneydoğu’da devlet var mı acaba?” diye soruyor.
“Ülke bölünüyor” yalanını alttan alta sokağa yayıyor.
Korku pompalıyor.
Güvenliği tercih edersen, bu kez “Öfkeyi anlamak lazım” diyerek sokağı cesaretlendiriyor.
“İyi de sen ne diyorsun?” diyenlere.
Daha önce söyledim, bir kez daha tekrarlayayım.
Dayatılmak istenen bu iki seçenekten birini seçmek zorunda değiliz.
Nerede ne gerekiyorsa onu yapmak en doğru olanı.
Lakin tek bir şartı var.
Çözüm sürecinden asla geri adım atılmamalı.
Ve son bir not.
Hükümet maalesef son bir yıldır algıyı iyi yönetemiyor.
HDP siyaseti son bir aydır “can çekişiyor”!
Zira gerek sokağı kışkırtma girişimleri, gerekse bu son kalleş saldırıyı tabanına izah etmekte zorlanıyor.
Eleştirilerden de bunalmış durumda.
Bu yüzden de eskinin köhnemiş yalanlarına sığınıyor.
“Orayı yakan, falancayı öldüren ajandı” diyor.
Yahut, “provokasyon” yaftalamasıyla geçiştiriyor.
Tam da bu noktada hükümete düşen; daha çok bölgede olmak, daha çok anlatmak.
Bölgedeki kanaat önderlerinden yardım almak.
STK’ları daha etkin hale getirmek.
Ve süreci hızlandırmak.

<p>Sosyal medyadan #HelpTurkey etiketiyle yayılan ve bir kesimin devletin mücadelesini hiçe sayarak

'Help Turkey' provokasyonu

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor