• $9,5278
  • €11,097
  • 549.136
  • 1509.2
6 Kasım 2013 Çarşamba

Gürsel Tekin’in gizli bir planı mı var?

Gürsel Tekin 9 Kasım Cumartesi günü Kadıköy’de gövde gösterisi yapmaya hazırlanıyor. 
“Ben de varım” diyecek. 
İstanbul için adaylığını açıklayacak. 
Bunun için de güçlü olduğu Kadıköy’ü seçti. 
Aynı gün Sarıgül de Ankara’da olacak. 
Kemal Bey, Sarıgül’e CHP rozeti takacak. 
Hiç şüphesiz Sarıgül de Ankara’da gövde gösterisi yapacak. İki fotoğraf arasındaki “yedi farkı” o gün göreceğiz. 
Kim daha şanslı, o gün anlayacağız. 
Sarıgül, otuz beş bin kişiyle Ankara’ya gideceğini söylemişti. Tekin İstanbul’da hiç değilse otuz beş bin biri bulmalı. Bulabilecek mi, göreceğiz? Lakin kafama takılan birkaç soru var. 
Sarıgül’e kesin aday gözüyle bakılıyor. 
Daha doğrusu, iş çoktan bitti bile. 
Bu durumda Tekin niçin yarışa giriyor? 
“Sarıgül gelirse bileğimi keserim” demişti.  Tekin, “böyle bir şey söylemedim” dese de sevgili Mahmut Övür, “dedi” diyor. 
Sarıgül karşısında bile bile niçin ikinci bir yenilgiyi alacak o halde? Gürsel Tekin’in kafasında ne var? 
Bilmiyoruz! Görünen o ki, bir hesabı var. 
Kendisi yarın akşam Ülke TV’de En Sıradışı’nda konuğum olacak. Açık açık soracağız. 
Eminim açık açık cevap verir. 

ARTIK BİBER DE YETMEZ DURUM VAHİM

Kemal Kılıçdaroğlu,  grup toplantısında partilileri “coşturan” bir konuşma yaptı. 
Kusura bakmasın ama seviyesiz bel altı bir konuşmaydı. Yakışmadı. 
Konuşması baştan aşağı sorunluydu. 
Ama daha sorunlu olanı, bu konuşmanın partililer tarafından “coşkuyla” karşılanmasıydı. Bu ülkenin başbakanına küfürden beter çok ağır hakaretlerde bulundu. Burada zikretmeye terbiyem müsait değil. Lütfedip ararsa, tek tek izah ederim. 
Seviyeyi niçin bu kadar düşürüyor, neyi amaçlıyor vallahi kestiremiyorum? 
Ama bunun hayır getirmeyeceğini adım gibi biliyorum. Siyasette seviyeyi bu kadar düşürmek, sokakta ciddi sıkıntılara yol açar. Gezi’de gördük.  Kemal Bey’in cesaretlendirdiği bir tipoloji oluştu. Bu tipoloji, insanın bırakın ağzına almayı, duyduğunda dahi yüzünün kızaracağı küfürler üretti. Kemal Bey de onları “sevgi pıtırcığı çiçek çocuklar” diye taltif etti. 
Bu dil, dil değil!  Bu başka bir şey. 
Böyle konuşurken, hakkında tazminat davası açılacağının da farkında. 
Umursamıyor. Haklı! 
Nasılsa parti ödüyor ya.  

BU METİN YAZARI HALA GÖREVDE

Tane tane anlatayım, anlamayan kalmasın. 
2002 genel seçimleri 3 Kasım’da yapıldı. 
AK Parti, bu seçimde iktidar oldu. 
Bu tarihten tam dört ay önce Bursa’dan gelen yürek burkan acı bir haber, tüm Türkiye’yi derinden sarstı. Bursa’da, kendi sütü gelmeyince doyuramadığı bir aylık bebeğine, parası olmadığı için süt alamayan 21 yaşındaki Müne Adak, kendisini asarak intihar etti. 
Kılıçdaroğlu grup toplantısında “Çocuğuna süt veremediği için kendini asan annenin ağırlığını vicdanında duyacaksın” diyerek başbakanı eleştirdi. Oysa bu acı olay DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde yaşanmıştı. 
Diyorum ya, Kılıçdaroğlu şu metin yazarını ne olur değiştirsin. Sadece bu da değil. Kemal Bey, hükümetin kadınlara yönelik doğum izni uygulamasını da eleştirdi. 
Sorun yok. Eleştirebilir. Patronların safında yer aldı. Burada da sorun yok. 
“Kadına bu kadar doğum izni verirsen, o kadını kimse çalıştırmaz” dedi. 
Hadi diyelim burada da sorun yok. Ama şu cümleyi de etti. Dedi ki, “kadınlara bir iyilik yapmak istiyorsan, sigorta primlerinin yarısını devlet ödesin. “ 
Hapı yuttuk valla! Böyle bir uygulama hayata geçerse, erkekler işsiz kalır farkında değil. 
Ne diyeyim? 
Değiştir şu metin yazarını. 

 

<p>Gençler nöbet tutuyor. Sürücüleri  uyarıyorlar. İstanbul Arnavutköy'de uçuran kasis sürücülere zo

Arnavutköy'de uçuran kasis

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu