• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
5 Ağustos 2014 Salı

Gülen’in ‘son’ kriptolu vaazı!

Fetullah Gülen uzun süredir sessizdi.
Sesi soluğu çıkmıyordu.
Muhterem(!) sessizliğini bozmaya karar vermiş ve bozmuş.
Bozmayaydı, öyle kalaydı iyiydi!
Zira bedduayla gitmişti, bedduayla döndü.
Yine “Allah onların evlerine ateşler salsın!” dedi.
Yahu muhterem; ne istiyorsun milletin çoluğundan çocuğundan?
Ayıptır, günahtır!
Etme eyleme!
Madem edeceksin, bizzat kendisine et!
Evlerle, yuvalarla uğraşma!
Diyecek ki, “kardeşim sana ne, son bedduayı kendimize ettim, ev de bizim yuva da”.
Olur mu canım öyle şey?
Masum sabilerin ne günahı var?
Yahu kaldı ki, dilinde dua olsun bir kez de ne olur?
Beddua beddua beddua.
Bu arada bir de, ekmel ekmel ekmel.
Hakkını yememek gerek, ‘son’ vaazı bedduadan önce “ekmel ekmel ekmel” diye başlıyor.
Muhterem(!) pek sever şifreli konuşmaları ya!
Cemaat oyunu kime verecek, ‘son’ vaazında şifrelemiş.
Hiç de anlaşılmıyor hani!
Şöyle diyor:
“Her hâlimizde, her tavrımızda, her davranışımızda, iman-ı ekmel, ihsân-ı ekmel, ihlas-ı ekmel, rıza-yı ekmel, yakin-i ekmel demeli, hayatımızı bu atkılar arasında bir dantela gibi düzgün işlemeye bakmalıyız”
Bu cümlede aslında iki şifre var.
Şifrelerden biri çok açık, ekmel.
Yani Ekmel!
“Aman ha!” diyor, “oyunuzu Ekmel’e verin!” diyor. Gelelim ikinci şifreye. O da aynı cümledeki şu ifadede gizli:
“..hayatımızı bu ‘atkılar’ arasında bir dantela gibi düzgün işlemeye bakmalıyız”.
Buradaki atkılar, hiç şüphesiz Ekmel’e destek veren partiler.
CHP, MHP…
Şifreyi çözdükten sonra cümleyi şöyle kursak ne olur?
“…hayatımızı bu ‘partiler’ arasında bir dantela gibi düzgün işlemeye bakmalıyız”.
Cuk oturur!
Muhterem(!) bu partileri ‘atkı’ gibi görüyor.
Sanırım bir süre kullanacak, eskiyince atacak!
Böylece Türk siyaseti, tuzluktan sonra yeni bir kavram daha kazanmış oldu.
Atkı!
Kemal Bey, Devlet Bey ne der bu atkı işine bilmem?
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Nedir o?
Beddua!
Muhterem(!) diyor ki:
“Kim paralelse, Allah onun belasını versin. Kim sülükse, Allah onun bin belasını versin. Sülüklerin evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın. Bizsek yani. Kim çeteyse… kim örgütse… kim silahlı örgütse…”
Bu beddua ilk bakışta çok etkileyici görünebilir.
Ama yine “numaralarla” dolu bir beddua.
Tıpkı “binde birini tanıyorsak” gibi.
Binde ikisini, üçünü, beşini tanıyabilir ama.
Kendisini “paralel” görmeyen kişinin, “kim paralelse?” diye söze başlaması ne ifade eder ki?
Oysa o bedduayı şöyle edemedi, dün de bugün de.
“Emniyette, yargıda, askeriyede, şurada, burada örgütlendiysek, oralarda adamlarımız varsa, bu adamlar cemaattense, verdiğimiz emirleri yerine getiriyorsa, abilerle irtibatlıysa, sohbetlerimize geliyorsa….”
Hadi!
Böylesine açıkça etsene bedduayı.
E-de-mez!
“Kim çeteyse…kim örgütse…kim silahlı örgütse…” diyor.
Bu cümlenin ardına istediğin kadar beddua ekle.
Zira kendisini çete, örgüt gibi görmüyor ki!
Ve son bir not.
Dikkat ettim, ‘son’ vaazında takkesiyle hiç oynamıyor, düzeltmiyor!
Ne alaka demeyin.
Üşenmeyin, oturup takkesiyle oynadığı konuşmalarındaki mesajlarına bir göz atın. Tabi ki sonrasında olanlara da!
Bu arada muhterem(!) ‘son’ vaazında yenilgiyi de kabul ediyor.
Lakin kutsuyor. Kutsal yenilgi!
Ama pes etmeyeceğini de açıkça ifade ediyor.
Savaşacak!
Allah akıl fikir versin, ne diyeyim?

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi