• $9,2359
  • €10,8017
  • 529.86
  • 1432.8
4 Kasım 2013 Pazartesi

Bilim Şafak Pavey’e hidayet versin

Hepimizin gözünün içine baka baka çarpıttı. 
Nereden, kimden öğrendi bilmiyorum ama kelimelerle ustaca oynadı? 
Kürsüye çıkıncaya kadar yüzünde biriktirdiği bir dolu yapmacık gülüşü, on dakika boyunca aralıksız boca etti. 
Onu dinleyen yüzlerce vekilin, yüz binlerce vatandaşın zekâsıyla alay etti! 
Konuşması boyunca ortaya koyduğu ikiyüzlü anlayış “küfelik” oldu. 
Sözlerinin etkisini artırmak için yüz kaslarıyla o kadar oynadı ki, on dakikalık konuşmasının ardından yorgun düştü. 
Anladınız! 
Şafak Pavey’den söz ediyorum. 
Sıkça sekülerizm vurgusu yaptı. 
Seküler yaşam tarzını, özgürlükler için yegâne şart olarak dayatmaya çalıştı. 
Keşke ateist olduğunu açıkça söylese, yahut bir yaratıcının varlığına inanmadığını en başta belirtse idi. 
Ancak o vakit karşısındakileri aldatmaya yönelik kurgusu bir hiç olacaktı. 
Peşinen söyleyeyim, kim neye inanıyor yahut inanmıyor umurumda değil. 
İnanmadığına saygım da olmaz, saygısızlığım da. 
“Elbette ülkemde sekülerizmin geleceğiyle ilgili muazzam endişelerim var” derken acep neyi kastediyordu. 
Niçin açık açık, “İslam dinini bu topraklardan kovma çabalarının başarısız olacağından endişeliyim” demiyordu. 
“Çiçekli başörtüsü ve daracık pantolonuyla Çamlıca Parkı’nın kuytularında sevgilisiyle öpüşen genç kıza; özgürlüğünü Mustafa Kemal’a borçlu olduğunu hatırlatmak istiyorum” dedi. 
Çiçekli başörtü ve daracık pantolon paradoksuna niye vurgu yapma ihtiyacı duymuştu ki? 
“Bir parkta değil, o parkın kuytu köşesinde” vurgusu hangi gerçeği faş ediyordu? 
Dahası, çiçekli başörtüsü takıp, daracık pantolon giyen bir genç kız kuytu köşede öpüşme özgürlüğünü niçin Mustafa Kemal’e borçluydu? 
Başını örten bir milletvekilinin “Başımı açarak bir daha kirlenmeyeceğim” dediğini iddia etti. 
Sonra da söylenmemiş bu söz üzerinden, “Bu durumda başı açık olanlar kirlenmişler midir?” diye yüzü hiç kızarmadan sorabildi. 
Dahası söylenmemiş bu sözü kulaklarıyla duyduğunu savundu. 
Hiç şüphesiz önyargılı ve düşmanca bu tavrının seküler yaşam tarzıyla bir ilgisi vardır. 
“Biz Sivas’ta yakılan, Gezi’de vurulan, evlerine işaret konulan hayat tarzından ötürü cezalandırılanlarız. Ama her nasılsa kronik mağdur hep sizsiniz” dedi. 
Biz ve siz! 
Biz derken bir mezhebi, siz derken bir başka mezhebi kastediyordu. 
Ustaca ötekileştirip, Meclis kürsüsünden düşmanlık tohumları ekiyordu. 
Oysa Sivas’ta ne olduğunu, o evleri kimlerin işaretlediğini, neyin amaçlandığını o da çok iyi biliyordu. 
Ama doğrusunu söylemek işine gelmiyordu. 
Şafak Pavey, “bir şeylere” olan düşmanlığından Türkiye gerçeğini asla göremeyecek. 
Kabullenemeyecek. 
Batılı değerleri dinselleştirme, kutsama çabaları bu topraklarda dün olduğu gibi bugün de hayat bulamayacak. 
Şafak Pavey, dini dünyadan uzaklaştırma amacına hizmet eden sekülerizmin Türkiye şube sorumlusu mu? 
Vah ki vah! 
“Bilim ona hidayet versin!” 
Ne diyeyim? 

<p>Türkiye'nin attığı önemli adımlar  dünya medyası tarafından yakından izleniyor. Birçok ünlü düşün

“Türkiye yükselen ağır sıklet”

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor