• $7,4259
  • €9,0101
  • 442.696
  • 1540.21
15 Ekim 2011 Cumartesi

Onlar rol yapmıyor!

Kıvanç Tatlıtuğ'un bu sezon başlayan yeni dizisi Kuzey ve Güney'deki performansı hayranlık uyandırdı. Başta ben olmak üzere, hakkında türlü türlü methiyeler düzdük.
Oysa bu başarının sadece Kıvanç'a ait olmadığını çok iyi biliyordum.
Sırtını yasladığı, eğitimini aldığı İpek Bilgin'in ne kıymetli bir hoca olduğunu da...
Sadece Kıvanç mı? Elbette değil, ama şu aralar herkesin gözü onda... Bilgin oyunculukta Eric Morris'in tekniklerini kullanıyor ve öğretiyor. Yani rol yapmadan, rol kesmeden oynamak!
Neyse lafı uzatmayayım. İpek Bilgin ve kızı Çağ Çalışkur bir oyunculuk okulu açtı. Adı; Craft Oyunculuk Atölyesi. Yeri: Cihangir. Duyar duymaz gitmek ve derslerini izlemek istedim. Çünkü dikkatimi çekiyor,  bu anne-kız ellerine düşen her oyuncuyu başkalaştırıyor.
Uzun zamandır merak ediyordum öğrendiklerine neler yaptıklarını...
Ve ilk fırsatta da kalktım gittim. 15 kişilik bir sınıfla derse girdim. Ünlüsü, ünsüzü, güzeli, çirkini, yeteneklisi, vasatı her türlü oyuncunun katıldığı bir derste Çağ hocalık yapıyordu. O minik kadının derste nasıl devleştiğini ancak görerek anlayabilirsiniz. Tüm öğrencilerinin vücudu enstrüman gibi kullanabiliyor, farkındalık seviyesi bizlerden çok ileride, gerçeklik dışına çıkıldığı an, hafif rol yapmaya başlandığı an yakalıyor. Verilen eğitimin sırrı: Rol yapmamak. Doğal olmak. Benim katıldığım derste 'karşındakini dinle ama ne yapmalıyım diye düşünme' konusu işleniyordu. Elbette işleniyor demek kağıtla kalemle demek değil bedeninle, beyninle demek. İzlediklerimden çok etkilendim. Karşındakini dinle ve o an yaşanan olaya, söylenen söze göre hareket etmeyi öğren, yani doğal ötesi oyunculuk sergile. Gerçek olsun o an yaşanan ve izleyiciye de öyle geçsin... Bir nevi kendini bulma ve geliştirme çalışmaları da diyebiliriz.
Gözlemime göre, oyuncunun en büyük düşmanlarından biri 'nasıl' göründüğüne fazlaca takılmak. İşte o zaman ilerlemek, yol almak mümkün değil!
Tahmin edeceğiniz üzere, okulun ünlü öğrencisi çok. Ve gizli tutuluyorlar. Ancak 'onlar'la aynı dersliği kullananlar varlıklarından haberdar. Her sıradan öğrenci gibi derslere giriyorlar. Bunlardan biri de son dönemin 'parlak'larından Burak Özçivit...
Ünlü öğrencilere dünyaca ünlü ekollerden; Sanford Meisner, Eric Morris, Uta Thyra Hagen metotları öğretiliyor...

Alkışlamaktan ellerim patladı!
Geçen hafta sonu Muhsin Ertuğrul sahnesinde Kevin Spacey'nin de rol aldığı 3. Richard'ı izledim.
Üç saat süren, altyazıya rağmen bilgi dağarcığınızda yeri olmazsa takip sorunu yaşayabileceğiniz bir tiyatro oyunu.
Ara ara uyuyanlar gözüme çarpıyor. Epey de meşhur tipler. Belli ki 'Şekerim 3. Richard'ı izledik' diyebilmek için katlanıyorlar 'eziyete'.
Oysa sahne de tam kadro, 'tiyatro dersi' veriyor bize.
Enerjileriyle kilitliyorlar seyirciyi...
Efektler, dekor, ışık, kostümler olabildiğine yalın ve basit. Sadece oyunculuklar patlıyor sahnede. Özellikle de Kevin Spacey...
1. perdenin arasında telefonla aradığı arkadaşına 'Ay çok bunaldım yani' diyen kızlara rağmen olağanüstü bir performans izledik. Birçok Türk tiyatro oyuncusu, senaristi, yönetmeninin izleyip dersler alması gereken cinstendi.
Sadece 'seyirci nasıl selamlanır'ı bile öğrenilse kardır...
Yanlış anlamayın, elbette ülkemizde de çok iyi oyuncular, sahnelenen başarılı oyunlar var. Ama inanın henüz bu noktada değiliz... O yüzden izleyin, araştırın ve gelişin diyorum. Çünkü izleyici gelişmişin tadını biliyor ve siz epey geride kalıyorsunuz!

Rutkay Aziz gibiler...
O kadar azlar ki...
Şöyle döndürün gözünüzü dünyaya da bir bakın, sanatçı kabul edilenlerin duruşuna...
En az Rutkay Aziz kadar dik duruyorlar, en az onun kadar gür çıkıyor sesleri...
Elbette yaldızlı şöhretleri de var, onlarında alıcısı hazır çünkü. Üstelik her iki tarafta Hollywood gibi kolay tüketime endeksli bir mecra için çalışıyor. Sadece bazısı kazandıkları büyük paralara rağmen büyük adımlar atmak zorunda hissediyor kendini... Sean Penn, Johnny Depp ilk aklıma gelenleri mesela... Keza Angelina Jolie ve Brad Pitt gibi sabun köpüğü görüntülü ama cesur yüreklileri de unutmamak gerekir. Tüm dünya bu isimleri duruşları sebebiyle alkışlıyor. Fikirlerine katılırsınız veya katılmazsınız o ayrı konu... Ama sanatçı dediğin fikir sahibidir. Sanatçı dediğin fikirlerin yüksek sesle söylenmesi gerektiğine inanadır ve haliyle kendi fikirlerini de haykırandır.
Bu sebeple, Rutkay Aziz'i ayakta alkışlıyorum. Türkiye'nin ender 'sanatçı'larından biridir kendisi, değerini bilelim diyorum.

Adnan Hoca'yı korumaya almalıyız!
Son zamanlarda beni onun kadar güldürebilen kimse yok...
İsteyerek mi yapıyor derseniz, bu önemsiz bir detay, yapabiliyor mu ona bakmak lazım...
Ne zaman Adnan Oktar'la ilgili bir video düşse önüme, yüzüme yayılan gülümsemeyle izlemeye başlıyorum.
Kadınlara taktığı 'sevimli' adlardan tutun da, dişlerini sıka sıka yaptığı iltifatlara kadar kendisi gerçek bir fenomen... Neyin fenomeni diye sormayın, uygun bulduğunuz alana, canınızın istediği yere yerleştirin...
Son günlerde Adnan Oktar'ın 'mürid'i olan kadınlarla 'Yavrum, beni ne kadar seviyorsun, söyle de herkes duysun' tadında gerçekleşen diyalogları sanal ortamlarda dolaşıyor... Var ol, sağ ol Adnan Hoca, bu hafta da güldürdün bizi. Allah da seni güldürsün!

<h3>Başkan Erdoğan'dan esnafa kredi müjdesi</h3><h3>6 AY ERTELENECEK</h3><p>Başkan Erdoğan, Halkbank

25 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız