• $7,4788
  • €9,073
  • 442.095
  • 1565.01
16 Ekim 2011 Pazar

Kaff'ta Allah'a emanetsiniz!

Berbat bir gece geçirdim. Oysa epey de keyifliydim. Ortaokuldan kızlar bir gece eğlencesi düzenlemişler. Biraz kurtlar dökülsün istemişler.
Yıllar sonra beraber olmak, o tanıdık his, hatta belki de seni en gerçek halinle bilen arkadaşların arasında olmak acayip güzel bir duygu.
Hepimiz biraz büyümüş, olgunlaşmış, ağırlaşmışız şüphesiz ama işin özünde, 15 yaşında kim nasıl biriydiyse hala aynı!
Jestler mimikler, tepkiler birebir...
Hala hepimizin içinde o 'yaramaz çocuk'la yaşadığını,  hayatın hiçbirimizin 'çılgın ruh'unu öldüremediğini görmek mutlu etti beni...
Ama gecemizin finali tam bir felaketti!

YA BAŞIMA BİR İŞ GELSE?

Evden çıkarken çanta almadım. Ceketimin epey korunaklı iç cebine kredi kartı, bankamatik kartı, para, ev anahtarlarım, kimliğim ve cep telefonumu koydum.
Malum gece Akaretler'deki Kaff'a gidilecek. O kalabalıkta bir de çanta peşinde koşmayayım dedim.
Oturduğum koltuğun arkasına koydum ceketimi. Biraz daha zorlasam üzerine oturacağım, o kadar dibimde yani. Fakat bir ara, kızlardan biriyle sohbete dalmışım...
Kalkma vakti geldi, herkes çantalarını aldı ama benim ceket yok.
Bir erkek ceketi var ama benimki yok.
Hemen güvenlikten yardım istedim. 'Biri yanlışlıkla benim ceketi almış olabilir. Her şeyim içinde. Lütfen kameralara bakalım, belki de bir tanıdıktır hemen müdahale edelim' dedim.
'Kusura bakmayın polis gelmeden kamera kayıtlarımıza baktırmayız' dendi.
O sırada gece eğlencesine devam etmek üzere, neşe içinde 'aman takma tatlımmm' tadında hareketlerle mekanın işletmecisi Mehmet Davran çıktı gitti.

İŞLETME DEDİĞİN!
Ben hala ısrarla 'Her şeyim içinde' diyorum.
Ve nasıl tersleniyorum anlatamam. Sanki bedavadan, zoraki misafir ediyorlar, sanki o eşek yüküyle hesapları ödeyen biz değiliz!
Kimse kusura bakmasın ama ben normalde 50 lira olan bir şeye 100 lira veriyorsam karşılığında güvenliğimin ve konforumun sağlanmasını isterim!
Mağduriyetim varsa mekan çalışanlarından yardım beklerim!
Sonuçta, 'biz hiçbir şey yapamayız hanımefendi karakola gidin' denildi.
'Ama hırsızlık değil de bir karışıklık olabilir' lafları gırtlağıma sokuldu.
Öfkelendim!
Bindim arabaya, gittim Beşiktaş'a. Polislere derdimi anlattım. Onlarda aynı fikirde, 'Büyük ihtimalle karışıklık olmuş' diyorlar. Yani kameraya bakılmalı ve durum derhal netleşmeli. Çünkü bu iyi niyetli tahminimin tam tersi de olabilir ve soyulmuş, kredi kartlarım da o anda kullanılıyor olabilir..
Bir polis memuru eşliğinde geri gittik Kaff'a.

İŞE SERDAR BİLGİLİ'Yİ BİLE KARIŞTIRDILAR...
Sadece memura kibar davranmaya gerek gören bir ekip...
Bu sefer de 'Serdar Bilgili'ye ait bu mekan. Onun izni olmadan kamera kayıtlarını izleyemezsiniz' demezler mi!
Memur bey 'Ne Serdar Bilgilisi arkadaşım, Müşteriniz mağdur' deyince 'O da ceketini arkasına koymasaymış' cevabı geldi.
Ama yıldıramadı. Daha sert ısrar edince 'zaten mekanın bu kısmında kamera yok'a geldi konu... Avuç içi kadar mekanda 'o bölüm' kamerasızmış... Bak sen!
Başımıza bir iş gelse kim vurduya gideceğiz yani!
Size öfkemin seviyesini tarif bile edemem...
Polis memuru ile aynen gerisin geri Beşiktaş'a döndük. İfadeler, kimlik kayıp olduğu için aranması uzun süren TC kimlik numarası. İptal ettirilen banka kartları... Sabah 5'ti karakoldan çıkarken...
Oysa sabah 8'de geçen hafta size yazdığım üzere 'Meleklerle konuştuğunu iddia eden Beki Erikli'nin seminerine gidecektim... Adresi telefonumda. Yani bugünün yazı konusu da artık yok!

Sonuçta ne oldu?
SONUÇTA ne mi oldu... Cumartesi günü saat 14.00'e kadar eşyalarımdan ses çıkmadı. Ancak o saatte uyanıp, ceketin cebinde bulunan kimlikler sebebiyle bana ait olduğunu anlamış ve ortak arkadaşımızdan bana ulaşmış bir kişi. Hiç tanımıyorum. Evi uzak, işleri yoğun olduğu için ceketimin bana ulaşması akşamı bulacak. Hemen telefonumu alıp karakola gitmeliyim. Çünkü 'bulundu' bildirisi yapmadan telefonu kullanamam.
Pazartesiye kadar parasızım. Çünkü hem bankamatik hem kredi kartımı iptal ettirdim.
Pazartesi o işlemler için koşturmalıyım!
Peki tüm bunların karşılığında Kaff işletmesi ne yaptı biliyor musunuz, hemen anlatayım; Mehmet Davran Twitter'dan ceketini bulmuşsun çok sevindim. Bir arkadaşın almış yanlışlıkla. Neyse ki maddi zarar yok yazmış. Ne kibar değil mi?
Sonrada 'keşke sabaha kadar bekleseydin' demiş...
Cevabımı birkaç soruyla veriyorum:
Sizin yani Kaff adlı müessesenin tüm terbiyesizliğine rağmen bu riski alıp sabaha kadar bekleseydim, uğrama ihtimalim olan maddi zararı karşılayacak mıydınız?
İşletmecilikteki başarının sadece barın üzerine çıkıp dans ederek ya da insanları eğlendirerek mümkün olduğunu mu sanıyorsunuz?
Başıma orda bir iş gelse, kameranız olmadığı için kim vurduya mı gideceğim?
Müşteri sadece hesap ödeyene kadar mı kıymetli sizin için... Sabahlara kadar polislerle bir makul çözüm arayan bana destek olmak için ya da yardım etmek için bu müessese ne yaptı? İşletmecisi bile koşarak başka bir bara eğlenmeye gidecek kadar müşterisini önemsemezken çalışanlardan bir şey beklemek aptalca değil mi?

Kaff işletmesine 'özel' not:
Barınıza sadece cebindeki 'harçlık' düzeyinde sorumluluk sahibi insanların gelmesini hedefliyorsanız o ayrı. Ama işi gücü ve sorumlulukları olan birine 'bekleseydin yaaaaaaa keşkeee' yorumunu yapmak ya da 'nasıl olsa sabah olup ayılınca ortaya çıkar alan' rahatlığında davranabilmeniz, ancak gerçeklikten ne kadar da uzak yaşadığınızın ve had aşımındaki ileri seviyenizin ispatı olabilir!

<p>Trump Destekçileri Kongre Binası’nı bastı hayatını  kaybedenler ve gözaltına alınanlar oldu

ABD'de devir teslim töreni nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı

Mandaların eksi 10 derecede yemek arayışı