• $7,4162
  • €8,9957
  • 445.788
  • 1569.35
22 Ekim 2011 Cumartesi

Ben kan değil barış istiyorum!

Bilmem farkında mısınız ama bir süredir elimden sadece  'kafa dağıtıcı' konular çıkıyor...
İsteyerek ve planlayarak yapmıyorum bunu...
Sanırım belli bir birikimin, yorgunluğun sonucu bu. Hayat fark ettirmeden beni başka konularla ilgilenmeye sürüklüyor...
Bu sürüklenmeye, direnmeye de hiç niyetim yok!
Sonuçta sadece insanım ben. Etten, kemikten,  hislerden oluşan bir insan. Sonradan eklenmiş artılarım ve eksiklerim olabilir ama ne fark eder ki!
Ancak bir yere kadar 'error' vermeden devam edebilirim.
Varoluşumuzun en büyük düşmanı stres, korku ve endişe... Son yıllarda yaşadıklarımıza bakarsanız neredeyse hayatımızın tamamını kaplamış durumda düşman!
Sokakta ne kadar güvenli hissediyorsunuz kendinizi?
Peki ya evinizde?
Haberleri izlerken, gazeteleri okurken ne kadar rahatsınız?
Gece telefonunuz ya da kapınız çaldığında kaçınız aklından 'iyi şeyler' geçirebiliyor?
Vicdan mekanizmanız günde kaç kere devreye giriyor?
Peki ya endişeleriniz?
İnsanoğlunun en büyük iki endişesi ölüm ve yalnızlık, tüm araştırmalar bunu gösteriyor. Son yıllarda bunların yanına eklenen gelecek kaygısı, statü endişesi, mali korkular da cabası...
Ya terör? Kaçımız 'topluca tepki gösterilen terör olayları' dışında terörü bir endişe olarak görüyor? Şüphesiz ki çok azımız...
Biz değil miyiz bu konuya eğilen yazarları, çözüm odaklı kalemleri bir çırpıda 'vatan haini' ilan eden!
Sadece yazarları, düşünürleri mi? Birbirimizi bile bu konuda farklı düşündüğümüz için hırpalamıyor muyuz...
Dikkat ediyorum, aynı fikri savunan iki insan bile, bu konuyu tartışırken birbirini gırtlaklayacak boyutlara geliyor. Peki ya sonuç? Koca bir hiç...
Diyeceğim o dur ki; Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak BARIŞ istiyorum.
Kan ve intikam sözcükleri bana çok uzak, çünkü biliyorum ki kan dökmek ve intikam almak sürekliliği olan eylemlerdir. Ve ben artık ülkemde yaşam süren hiçbir kardeşimin genç yaşta telef olmasını istemiyorum!

Okan Bayülgen haklı!
Okan Bayülgen, TV8'deki programında 'yapay tepkiler'e parmak bastı.
Kastettiği 'acı çekiyorum o yüzden bugün program yapamayacağım' açıklamasıyla televizyon programlarının yayınını iptal eden ünlülerdi.. Aslında terör olaylarına ve şehitlerimize sahip çıkılması, tepki verilmesi açısından epey birlik ve beraberlik sergileyen bir tutumdu bu. Ancak Bayülgen 'Bugün acı çekiyorsun ve programa çıkmıyorsun peki yarın ya da hafta başı olduğunda çektiğin acı geçecek mi?' diye soruyor... Ve bu tutumu samimiyetsiz bulduğunu söylüyor. Ekrana çıkıp söyleyecek sözü ya da ortamın koşullarına uygun program yapabilecek güveni olmayanların 'acı'nın arkasına saklandığını söylüyor. Sonuna kadar hak veriyorum kendisine... Kimse 'onlar'dan ekrana çıkıp şarkı söylemelerini, dans etmelerini ve kahkaha atmalarını beklemiyor! Ama ekrana çıkıp, yayınlarını hissettikleri 'acı' doğrultusunda devam ettirmelerini bekliyor. Hatta bu terör illetinin onların da derdi, meselesi olduğunu görmek istiyor! Onlar acı çekiyorum ve yayınımı iptal ediyorum derken, bize de 'Buna sadece kolaya kaçmak denir' demek kalıyor...
Sizce de sosyal medyada, sosyal paylaşım sitelerinde fikir beyan eden vatandaştan bir parça daha farklı davranmaları gerekmiyor mu?

Ertuğrul Özkök'e kim yanıt verecek?
Dünkü yazısında 'Bu ilkel popülizm bana yakışmaz ama sormak zorundayım, neden hep güçsüzün çocuğu şehit oluyor?' diye sormuş Ertuğrul Özkök.
Neden hiç ünlü bir işadamının, şöhretli bir sanatçının, bir siyasetçinin değil de hep güçsüzün çocuğu?
Her gün aldığım onlarca mail, twitter sayfama düşen yorumlarda da bu sorunun cevaplanması gerektiğini görüyorum... Elbette bu bir dünya düzeni, sadece Türkiye'ye ait bir haksızlık değil. Güçlünün güçsüz üzerinden oynadığı oyun!
Ama hangimiz çıkıp yüksek sesle fikrimizi söylediğimizde 'sen sus, senin oğlun ayrıcalıklı' tepkisiyle karşılaşmıyor?
Siyasilerin yaptığı açıklamaların tamamı bu yorumlar eklenerek paylaşılıyor internette... Demek ki bu soru artık cevaplanması gereken bir soru! Peki ama kim cevaplar derseniz işte ona benim de hayal gücüm yetmez!

<p>ATV'nin reyting rekorları kıran başrolünde Burak Özçivit'in rol aldığı Kuruluş Osman dizisi Türk

Ahmet Yenilmez 'Kuruluş Osman'ı' anlattı: Demirci Davut'un sahnelerine dikkat edin!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Türk mühendisler yaptı! Samur suya indirildi

Kızılırmak buz tuttu