• $8,1548
  • €9,7306
  • 456.135
  • 1376.4
04 Haziran 2011 Cumartesi

Artık herkesin bir kaseti var

Son yıllarda hayatlarımız ortaya çıkan kasetlerle etkilenir hale geldi.   Siyasisinden tutun da magazin ünlülerine kadar birçok 'önemli' ismin ve ülke gündeminin kalbine oturan kasetlerden bahsediyorum...
Özel kişilerin özel anları. Kariyer bitiren, siyasi akışı değiştiren kasetler... Çekenin önemsizleştirildiği, çekilenin ise utandırıldığı, rezil edildiği kasetler...
***
Kaset olgusu ile ilk karşılaştığımız zamanlarda şok yaşadık, rahatsız olduk.
İnternette dolaşan, mail olarak gönderilen görüntülerle bulandık.
Cem Uzan'ın evinden, teknesinden çıkan gizli kameralarla iyiden iyiye allak bullak olduk.
***
Sonrası ise malum. Kaseti olanlar kervanına siyasiler de karışınca işin rengi değişti.
'Özel an' görüntüleri koltuktan kaydırmak için kullanılan en etkili silah haline getirildi.
Ülkeyi yönetenler birbirlerine 'senin de kasetin çıkar, görürsün gününü' tehditleri savurmaya başladı.
***
Zaten şaşırtılmaya, ağzı açık bırakılmaya alışık bir toplum olarak, bizler sadece izledik yaşananları.
Her bir kaset olayı büyük tartışmalarla başladı ve kısa bir sürede söndü gitti, gündemin içinde kayboldu.
Ta ki yeni bir tane daha ortaya çıkana kadar...
***
Peki bu yaşananların sıradan vatandaşın hayatına etkisi ne olduğunu biliyor musunuz?
Hemen anlatayım...
Şimdilerde herkesin bir kaseti var. Şaka yapmıyorum!
Sağınızı solunuzu iyi dinlerseniz ne demek istediğimi de anlayacaksınız zaten...
***
Kocalar karılarını, karılar kocalarını görüntülüyor. Yarın öbür gün bir boşanma halinde kullanmak, karşı tarafa istediklerini kolayca yaptırabilmek için.
Arkadaşlar birbirlerinin telefon konuşmalarını kaydediyor. İlk kızdıkları anda karşı tarafa dinletmek için. Eski sevgililer, 'tanıdık' arayıcılığıyla mesajlaşmaları elde ediyor. Geri dönüş imkansız olduğunda çirkefleşebilmek için.
İnsanlar birbirlerinin maillerini hackletiyor, telefonlarına, bilgisayarlarına cihaz koyup tüm özel hayat bilgilerine, sırlarına ulaşıyor.
***
Elbette bunların hiçbiri iyi niyetle yapılmıyor.
Artık kimsenin yanında 'açık' vermemek, kontrollü yaşamak insanın özel hayatını koruyabilmesi anlamına gelmiyor.
Dostluklar, aşklar, hayat arkadaşlıkları şerefsizce bir hal alıyor, en acıklısı da bu büyük bir hızla ilerliyor.
***
An itibari ile sadece benim tanıdığım üç kadın ve bir erkek, eşi veya sevgilisi tarafından elde edilmiş 'özel' görüntülerle rahatsız ediliyor. Her şeyi bir kenara bırakıp bu ahlaksız tablonun sorumlusu kim diye bakınmak gerekiyor etrafa...

Bizi korumak mı istiyorsunuz?
Gerçekten bizi korumak mı istiyorsunuz?
O zaman bırakın mizah dergileriyle uğraşmayı.
Bırakın yazı-çizi işlerinden tedirgin olmayı.
Bırakın içkiyi yasaklamayı.
Bırakın gençlerin sınırlarını belirlemeyi.
Bırakın sanatı.
Bırakın halka bilgilerin süzülerek verilmesi arzunuzu.
Esas bu işe bir el atın.
'Ülke muhafazakarlaşıyor mu' diye tartışmayı bırakıp aslında nasıl yoldan çıktığını fark edin artık.
Eskiden ayıp olan şeylerin şimdi normal olmasına izin vermeyin. Ses kaydı, telefon dinlemesi, seks kaseti işleri bu dönemde neden bu kadar arttı, kimdir bunları tetikleyen onu bulun. Elbette önce siz birbirinize bel altı vurmaktan, kaset fırlatmaktan vazgeçin.

İstanbul'un yeni Zorlu'su
Ahmet Zorlu'nun Zincirlikuyu'daki eski Karayolları arazisini satın alması ve ardından başlayan inşaat, biz İstanbulluların sonucunu heyecanla beklediği bir proje.
İnşaatın ilerlemesi, binaların kendini belli etmesiyle beraber Zorlu Center hakkında konuşulanlar da arttı.
Büyük ihaleler, yabancı girişimcilerden söz edilir oldu. Zorlu Center'dan daire almak, kiralamak çok zor dendi. İstanbul'un yeni meydanı olmayı hedefleyen mimarların açıklamaları heyecanla takip edildi.
Biliyorsunuz; Zorlu Center Projesi kendi içinde kültür ve sanat merkezi, otel, iş merkezi, alışveriş merkezi ve rezidansları barındırıyor.
Ve kiracılarını özenle seçiyor.
Alışveriş merkezine açılacak mağazalar şimdiden belli. Mesela Beymen'in 9000 metre karelik bir alan kiraladığı konuşuluyor.
Mağaza açmayı planlayan bir arkadaşım fikrimi sordu. Sence nerede açmalıyım diye. Hiç düşünmeden Zorlu'da aç dedim. Belli ki İstanbul'un kalbi orada atacak. Sonra unuttum bu konuşmayı.
Dün arkadaşımdan bir mesaj aldım.
Zorlu'da dükkan açabilmek için metrekare başına 200 euro ödemek, bir sene peşin, üç aylık kira kadar da depozitoyu 'trak' diye çıkartabilmek gerekiyor. 100 metrekarelik bir dükkan kiralayacağını düşünürsek sadece kıyafet satarak bu işin altından kalkabilmek mümkün görünmüyor.
Öyle her isteyen de yer kiralayamıyormuş, prestijli bir marka olmak gerekiyormuş.
Bizimki prestijden geçmiş ama şartlar ağır gelmiş.
'Peki daha küçük bir dükkan kiralasam' sorusuna ise metrekare küçüldükçe fiyatlar artıyor cevabını almış.
Açıkçası Beymen'in 9000 metrekareye ne kadar ödediğini merak ettim. Kim bilir belki de sırf prestij için, bir dönem İstinye Park'ta da uygulanan büyük markalardan 'kira almama' stratejisi uygulanıyor olabilir.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler

Petranboard'u kapan zirveye koştu

Muş'un yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı