• $9,3362
  • €10,8606
  • 533.462
  • 1429.49
26 Mayıs 2013 Pazar

DMH’ler pazar paylarını daha da artıracak

Son dönemlerde pazar payını artıran DMH’ler önümüzdeki yıllarda orta ve uzun mesafeli uçuş pazarında etkili olabilir.Yakın geçmişte buna dair birkaç başarısız örnek görmüş olsak da, iddialı ve başarılı İskandinav Norwegian Airlines yakında Oslo ve Stockholm’dan başlatacağı direkt New York ve Bangkok seferleriyle bu pazarda ilk başarılı örnek olabilir. 
Avrupa Birliği içinde havayolu işletmeciliği tamamen serbestleştiği ve Avrupa dâhilinde ikili havacılık anlaşmalarına tabii olmadığı için, Norveç merkezli bir havayolunun kıta üzerinde değişik ülkelerde üs kurması ve rekabete girmesine yasal engel yok. Konu tamamen serbest rekabet koşullarında gerçekleştiği için son on yılda Ryanair ve Easyjet gibi mega oyuncuların büyümelerine şahit olduk. Şimdi bu havayollarının arasına Norwegian’da katılmış durumda. İskandinav havayolunun filosunda şu anda ağırlıklı olarak Boeing 737-800’lerden oluşan 74 uçak bulunuyor. Ancak Airbus ve Boeing’e, 152 adedi opsiyonlu olmak üzere toplam 397 adet sipariş verilmiş durumda. Evet, yanlış okumadınız. Bu rakam ülkemizde THY ve Pegasus’un bu yıl içinde verdiği toplam uçak siparişlerinin çok üzerinde.

NORWEGIAN BİR İLK OLABİLİR
Bilindiği üzere DMH’ler, dar gövdeli ve kısa-orta menzilli uçaklarla Avrupalı network havayollarıyla büyük bir rekabet içinde. Şu anda dünyada pazar payları yüzde 25-30 civarında ve aktif olmadıkları tek segment geniş gövdeli ve uzun menzilli uçuşlar. 
Norwegian Havayolları, haziran ayı itibariyle Boeing 787-8 tipi uçaklarla okyanus aşırı uçuşlarda da başarılı olmanın hesaplarını yapıyor. Havayolunun çift motorlu Boeing 787-8 tipi modelden 8 adet siparişi var ve bu model koltuk sayısı, menzili ve yakıt verimliliğiyle DMH’ler için uzun menzilde başarılı olunabilecek tek model. Yakın geçmişte Uzak Doğulu Oasis ve AirAsiaX benzer bir teşebbüste bulunmuş ancak başarılı olamamışlardı. Kanımca AirAsiaX havayolunun başarısız girişimindeki en önemli neden, seçilen uçak modelinin birim maliyetinin yüksek olması idi. Zira dört motorlu A-340 modeliyle düşük maliyetli havayolu işletmeciliği yapmak bir maceradan öteye geçemedi.
Başarılı İskandinav havayolu, çok yakında Londra Gatwick Havalimanı’nda üsleneceği gibi akabinde Almanya pazarında da büyüme hesapları yapıyor. Uzun menzil uçuşlardaki teşebbüslerinin sonucunu merakla bekliyorum. Zira bu segmentte herhangi bir DMH başarı kaydederse, hiç şüphesiz diğer DMH’ler de bu kervana katılacak ve network havayollarının rekabet güçleri çok azalacaktır. Tüm bu gelişmeleri ülkemiz havayolu yöneticileri de tüketici olarak yolcular da yakından takip etmelidir. 

KOTİL, DİKTATÖR TARZI YÖNETİCİLERE KARŞI

Sektörün saygı duyulan yayınlarından AirlineBusiness’ın mayıs sayısı kapağında ülkemizin bir numaralı havayolu THY’yi görmek her Türk gibi beni de gururlandırdı. Derginin kapağında THY CEO’su Temel Kotil’in fotoğrafı, içindeyse çok detaylı bir mülâkatı mevcut. Özellikle İstanbul’un inanılmaz büyüyen hava trafik rakamları ve THY’nin son yıllardaki müthiş büyümesi uluslararası havacılık basının da ilgisini Türk sivil havacılığına odaklamış durumda.
Kotil mülakatta başarılarının arkasındaki en önemli etkenin İstanbul’un coğrafi avantajını doğru değerlendirmeleri olduğunun altını çizerken, iletişimin anahtarının bu başarı olduğunu belirtiyor. Başarılı yöneticiye göre THY’nin arz edilen kilometre başı koltuk maliyetleri Avrupalı rakip network havayollarından daha düşük. Böyle analizler ve beyanatlar THY’nin geleceği adına çok cesaret verici.
Öte yandan THY üst yönetiminde anlaşmazlıklar olduğu haberleri ve halen sendikayla süren anlaşma ya da anlaşamama süreci hepimizin kafasını karıştırmış durumda. Zira Kotil verdiği mülakatta defalarca iletişimin öneminin altını çizerken, diktatör tarzı yöneticiliğin karşıtı olduğunu hatırlatıyor. Hatta “İletişim ben emrederim sen yaparsın değil, hadi hep beraber yapalım olmalıdır” diyor. THY üst yönetiminin de Kotil gibi düşündüğüne inanmak istiyorum.
Ne var ki son haftalarda grev süreciyle ilgili yaşananlar THY üst yönetimiyle personeli arasında iletişimsel sıkıntılar olduğunu belgeler nitelikte. Hava-İş sendikası her ne kadar bu süreçte stratejik hatalar yapmış olsa bile THY yönetimi orta ve uzun vadede bunun faturasını kendi personeline ödetmemelidir. Havacılık iş kolunda sendikal haklara sahip personeliyle başarılı olan pek çok havayolu örneği var. Huzurlu ve verimli bir iş gücüne sahip olmak yönetimsel bir beceri ister. THY üst yönetiminin sadece kısa süreli personel mutluluğu temin edecek, maddi iyileştirmelerin yanı sıra hızlı büyüyen bir organizasyonda; organizasyon kültürü nasıl yerleştirilir ve muhafaza edilir gibi hususlara yatırım yapması gerekiyor. Bunu başarmanın yolu da kesinlikle korku imparatorluğu yaratmaktan değil, aksine Kotil’in ifadesindeki gibi verimli iletişim ile takım ruhuna ulaşmaktan geçiyor.

<p class=''>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaorğlu  dostları tarafından iyice köşeye sıkıştırıldı. Açı

HDP'den Millet İttifakı'na Öcalan şartı

MTA Yerleşkesinde patlama oldu

Dünya'ya devasa bir asteroid çarpınca neler yapılacak?

WhatsApp'tan yeni güncelleme! Yedekler de korunacak