• $ 8,2839
  • € 9,7804
  • 501.127
  • 1126.99
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Relax

Sıcak bir yaz akşamı sevgili Hikmet Genç ağabeyimle Nişantaşı’nda randevulaştık.

Buluşup önemli bir randevuya gideceğiz.

Nerede randevulaşabiliriz diye düşündük.

Akşam namazında Teşvikiye Camii’nde.

Merhum pederi o caminin imamı olduğu için cami müştemilatında dünyaya gelmiş Hikmet abi.

Yabancısı değil yani muhitin.

Ben papyon, ceket, yeni cilalanmış pabuçlarımla sünnetlik çocuk gibiyim.

Hikmet abi ise ayakta kot pantolon, üstte deri ceket.

Uzaktan gören kimse, ceketin iç cebinde bandana olduğuna ve Harley Davidson motosikletini bir köşeye park ettiğine yemin-i billah eder.

Öyle yakışıklı.

Barselona’nın La Rambla’sı gibi canlı gözüküyor her yer.

Gençler, aşıklar, bakımlı hanımlar, kıranta beyefendiler…

Hulasa, Nûh’un gemisi dağılmış, benî beşer restoranları, kafeleri işgal etmiş.

Nişantaşı cıvıl cıvıl.

Biz şadırvanda parmaklarımızın arasını hilalleyerek abdest alıyoruz.

Cami tadilatta, bir konteynırda namazımızı eda ettik.

Allahümme entesselam ve minkesselam…

Kapının önüne çıktık.

Mihmandarımızın refakatinde yürüyoruz.

Hiçbir müşterek referansımızın olmadığı nice dostlarım olmuş hayatta.

Ömrümün on dört senesi Avrupa’da geçmiş.

Kolay değil.

Birbirini anlamak, anlaşmak, müşterek bir yargıda buluşmak hiç kolay değil.

Bunu bittecrübe kaç defa tasdik etmişim hayatımda.

Ancak çözümün ne olduğunu da görmüşüm.

Nerede yaşadığını bilecek, o ülkeyi o ülke kılan değerlerle savaşmayacak; ezcümle yekdiğerine hürmet edeceksin.

Yoksa anlamak, anlaşmak mümkün değil.

Heitmeyer’in “Paralel toplum” dediği şey bu.

Paralel iki çizgi ezelde ve ebedde nasıl ki kesişmez, öyle kesişmiyor yollarımız.

Referanslarımız kesişmiyor zira, nâletliğimizden buluşmuyor değiliz.

İşte derisi bu tecrübelerle tabaklanmış olan fakiriniz, Teşvikiye Camii’nden çıkarken eğlenenlere baktıkça kendimi her zamankinden daha çaresiz gördüm.

Dedik ya, paralel toplumlar birbirleri ile ezelde-ebedde kesişmeyen iki çizgi gibi yan yana sürüp giden farklı hayat pratiklerini ortaya koyarlar.

Gelgelelim, referansları yekdiğeri ile asla örtüşmeyen iki kitle olarak biz ve eğlenenler daha girift bir ilişkiye sahiptik.

Referanslarımız kesişmese de hayatlarımız sık sık birbiri ile kesişen dönemlere sahipti.

Benim de nenemin başı örtülüydü, dedem hacıydı, sünnet olmuştum vb. gibi nice aidiyet kırıntısı bizleri kesişen müşterekler kılıyordu.

Dolayısıyla Avrupa’da ortaya koyabildiğimiz o basit ignore edici saygıyı bunlara karşı gösteremiyorduk.

Olmuyordu.

Adı, Ahmet, Mehmet, Mustafa olan bu adam ezandan, saladan rahatsız olduğunu ve dinlemek mecburiyetinde olmadığını söylüyor.

Dinmesin diye kuşaklarca kan akıttığın şeyi, bir müştereklik kırıntısı ile kendisini öz mirasçı sayarak susturmak istiyor.

Nasıl ignore edeceksin?

IBAN ayeti yumurtluyor.

Neyine saygı duyacaksın?

Fakat bir çözümü olmalıydı.

Keşke hiçbir müşterekliğimiz olmasaydı.

Her şey ne kadar da kolay olurdu.

Olmamış ama.

Biz camiden çıkarken uzaylı görmüş gibi gözümün içine içine bakan yetmişlik amca var ya…

Bir şekilde bu adamla yan yana yaşamaya devam edeceğiz.

Sana öteki muamelesi yapan herkesle yan yana yaşamaya devam edeceksin sevgili okuyucu dostum.

Çünkü hiç birimiz bu adamları bir yere kovacak kadar bu adamların ahlakından hissemend değiliz.

Dedik ya referanslarımız farklı.

“Mollalar İran’a” sloganının bir benzeri benim hatrıma gelmiyor. Gelmez. Utanırım. Vallahi billahi utanırım.

“Kimi nereden kovuyorum lan?” derim.

O halde bu adamla bir şekilde yan yana yaşayacağız.

Hem de “ne halt ederse etsin umurumda değil. Benden uzak olsun, Mısır’a sultan olsun” dediğin halde, sabah akşam seninle uğraşmasına rağmen yaşayacağız.

Haşir sabahına, arasat meydanına kadar hiçbir ahlaki müşterekliğim olmayacak bu adamlarla bir arada yaşayacağız.

Bir formülü olmalıydı.

“Ne yapalım a iki gözüm?” diye sordum kendi kendime…

“Allah’tan iyi mi bileceksin?” dedim.

Karşılaştığında “selametle” diyeceksin, kin kustuklarında “mûtû biğayzikum” diyeceksin.

Enfas-ı madude böylece tamamlanacak.

Ve dehrin kayıkçısı ne tarafa isterse o tarafa kürek çekecek.

Çok da omzumuza yük etmemek lazım.

Relax.

Taceddin Kutay Diğer Yazıları

Zırnık

31.03.2020

Sakın sevinmeyin

26.03.2020

Ücreti ödenmiş

24.03.2020

Charlie Hebdo neyin peşinde?

Charlie Hebdo neyin peşinde?

Libya'da yerdeki sosyal mesafe etiketlerine Macron'un fotoğrafını bastıl

Libya'da yerdeki sosyal mesafe etiketlerine Macron'un fotoğrafını bastılar

Başkentte drone destekli narkotik uygulaması yapıldı

Başkentte drone destekli narkotik uygulaması yapıldı

Fotoğrafçıların cesaret isteyen pozları

Fotoğrafçıların cesaret isteyen pozları