• $ 7,9492
  • € 9,3783
  • 486.5
  • 1198.32
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Rektör

Tahtakale Hayat Üniversitesi’nden mezun olmakla övünen bir arkadaşım, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ’ın dört ayda bir eşine tahsis ettiği makamlar ile tartışılıyor olması üzerine şu yorumu yaptı:

“Allah’tan bizim üniversitemizin rektörü falan yok!”

Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ belli aralıklarla eşine idari ve akademik makamlar bahşetmekte ve her seferinde büyük tartışmalar çıkmasına rağmen bu huyunu terk etmemektedir.

Anlaşılır tarafı yoktur.

Ya Rektör Bey’in sonu gelmez bir nepotizm tutkusu vardır ve bu tutkusunun önüne geçememektedir-ki bu, böyle bir makam göz önünde bulundurulduğunda çok kötü bir şeydir- yahut Hüseyin Bağ, başörtülü, eski İHL öğretmeni eşi ile verdiği poz ile bir nepotizm tartışmasını, kasıtlı olarak diri tutacak işler yapmaktadır. Bu ise ilkinden daha kötü bir şeydir. Akla gelen ilk soru, ne için, neye hizmet ederek bunu yaptığı olacaktır.

Hayatın olağan akışına ters bir durum ile karşı karşıyayız.

Rektör Bey, koskoca rektör iken, eşini kamuoyunda sürekli tartışma malzemesi kılacak hamleler yapmakta ve gazetelerin manşetlerine konu olmaktadır.

Öyleyse soralım: Rektör Bey hangi algıyı tahkim etmek üzere, hangi algı çalışmasına hizmet etmeyi amaçlamaktadır?

Bunun basit bir nepotizm tutkusu olduğuna şahsen ikna olmuş değilim.

Zira hiçbir mantıklı insan bu kadar alenen, bile isteye lades demez.

Projektörlerin üzerine tutulmuş olduğunu bilmekte iken, birkaç ay önce herkesin tepkisini çeken basitliğe, hem de aynı şekilde tenezzül etmenin âlemi nedir?

Makamının ağırlığına yakışmayan pek çok detay var bu tabloda.

Her şeyden evvel bir aile babası olarak, harim-i ismetini sosyal medyada tartışılan bir kimse haline getirmek ve bunu sürekli tekrar etmek yakışır mı?

Akademinin itibarını haleldar etmek, yüzlerce akademisyenin haysiyeti ve itibarı kendisine emanet edilmiş bir kimseye yakışır mı?

Dahası, izzetiyle itibarıyla, onuruyla bu şerefli görevi yürüten nice rektörün ve sabık rektörlerin itibarından da alıp götürmektedir Hüseyin Bağ. Yakışır mı?

Kendisini bu makama atayan Reis-i Cumhur başta olmak üzere, siyaset kurumunun önüne aile şirketi görünümlü bir kamu üniversitesinin faturasını koymak yakışır mı? Emanet’e sadakat böyle bir şey midir? Emaneti bu şekilde alenen ve bile isteye suiistimal eder görünmek o makama yakışır mı?

İşi gücü yokmuş gibi Cumhurbaşkanı’nın Pamukkale Üniversitesi’nde yaşanan bu akut sorunun muhatabı haline getirilmesi, biraz olsun düşünceli bir insana yakışır mı?

Lübnan’ı yazmamız, konuşmamız; Muharrem İnce’nin isyanını yorumlamamız gerekirken, gündemimizi işgal etmek yakışır mı?

En fenasını söyleyeyim, üniversite tercih dönemindeyiz. Genç kardeşlerimiz ellerinde puanları, üniversitelerin listeleri tercihlerini yapmak üzere uykusuz geceler geçiriyor. Her seviyeden akademik personel üniversitesini tanıtmakta ve gençlere “bizi tercih ederseniz kazanacaksınız” mesajı vermekte. Böyle bir ortamda Denizli’nin gözbebeği Pamukkale Üniversitesi’nin itibarını beş paralık etmek, Denizli halkına ve esnafına ihanet etmek anlamına gelmez mi? Yakışır mı?

Yakışmaz!

İtibar sahibi hocaların, halkın sözündeki “o söylüyorsa bir bildiği vardır” kredisini basit, taşralı hırslara kurban etmek; mensup olduğunuz kürsüden, YÖK’e kadar akademinin her kademesine en hafif tabirle ihanet etmek anlamına gelir.

Taceddin Kutay Diğer Yazıları

Belagat

05.08.2020

Bu da lazım…

23.07.2020

Siyasal jargon

20.07.2020

22 Ekim 2020 Güncel Haberler

22 Ekim 2020 Güncel Haberler

Çorum'da baraj gölünde kadın cesedi bulundu

Çorum'da baraj gölünde kadın cesedi bulundu

Büyükçekmece'de bir eğitim uçağı boş araziye

Büyükçekmece'de bir eğitim uçağı boş araziye düştü.

Otomobil markalarının amblemlerinin gizli anlamları

Otomobil markalarının amblemlerinin gizli anlamları