• $32,2195
  • €35,0148
  • 2505.06
  • 10895.3
13 Ekim 2022 Perşembe

Kandil Gecesi Spengler

B.

Meczûbâne Borges okuduğum lise yıllarında Arjantinli âmâdan öğrenmiştim adını. Birkaç yıl sonra günlerden bir gün, aslında George Bush'un Viyana'yı ziyaret ettiği gün, tüm yolları kapatmış Avusturya polisinin bizleri mûtâdımız olmayan yollara sevk etmesi ile kendimi bir antikacının önünde buldum ve vitrinde lise yıllarından aşina olduğum o ismi gördüm: Oswald Spengler "Batı'nın batışı!" İkinci baskısı hem de. Gerçi dünya para; fakat sermayeyi kağıttan mürekkepten şeyler râhına kediye yüklemek hayatımızın rutini. En fazla birkaç kahve ve bohem zevkten kendimi mahrum bırakarak alınabilirdi o güzel kitap. Öyle yaptım nitekim. O hevesle henüz eve varmadan, nemli bir banka oturdum, başladım okumaya. Lakin hiç beklemediğim ve aslında hak etmediğim bir inkisar hissi kapladı her yanımı; zira kültür pesimizmi ne demektir bilmeyen ben, âmâ gözlerinin rağmına rengârenk bir dünyası olduğunu inandığım Borges'in böylesine menfi bir metne atıfta bulunabileceğine ihtimal vermemiştim.

Spengler, tarihin akış kuralını ve homolojisini okumayı öğrenmenin, medeniyetlerin akıbetine yönelik kehanette bulunabilme imkanı sunduğunu iddia eder. Ona göre tarih, akıp giden ve medeniyetlerin sürekli gelişme ortaya koyduğu bir nehir değildir; aksine her medeniyetin bir kuruluş, bir olgunluk ve bir de çürüme evresi vardır. Modern dönem Batı'nın çürümesine işarettir ve yakın bir gelecekte Batı medeniyeti çökecektir. Kitapta zikredilen sekiz medeniyet için de çürüyerek çökme kuralı geçerlidir. Spengler, çürüme ve yıkılma evresindeki kültürlerde benzer temayüllerden bahseder: kendi köklerini ve klasiğini özlemek, mevcut duruma intibak sorunu ve bunun neticesinde kitlelerin geçmişin romantizminde altın çağ arama hevesine kapılması, aklın gerilemesi ve yerini bir tür metafiziğe bırakması...

***

Mevlid Kandili gecesi 24 TV'de, Esas Mesele programında sevgili Murat Özer'in konuğuydum. Sahaflar Şeyhi Muzaffer Efendi hazretlerinin "Bu gece âşık-ı sâdıklar için Kadir Gecesi'nden de ehemmiyetlidir" dediği o mübarek gecede, salât-ü selam getirilecek demde siyasetin ufûnetiyle ile meşgul olduk. Mükedder oldum doğrusu. Belki bir teselli olur diye, henüz dönüş yolunda araçta, mevlit dinlemek istedim. Ta çocukluğumun Fatih Camii'nden aşina olduğum bir sesi özledim ve merhum İsmail Biçer'i yazdım arama motoruna. 1980'lerden bir TRT kaydı çıktı. Muhtemelen Yeni Cami. Merhum Hafız İsmail hoca ne kadar heybetli ne kadar zarif... "Bir benzeri daha var mıdır?" diye düşündüm videoya bakarken. Birden gözüme pek kıymetli Ömer Tolgay hocamın yaptığı bir yorum çarptı: "O yılların en tatlı halleri sadece İsmail Biçer gibi harikulade sesler değil aynı zamanda, onları huşu için de kendinden geçerek dinleyen cemaatlerdi..."

Teselli olsun diye açtığım mevlit kaydı bana bir başka keder olarak döndü. "Sesten Üstün ses üsluptan büyük taklit var; gelir elbet niye gelmesin?" dedim. Fakat Spengler geldi aklıma ve şu hazin soruyu sordum: "Gelenin kıymetini bilecek, lâyık-ı vechiyle mukabele edecek böyle bir cemaat daha gelir mi?" Ba'del harab-ı Basra bir yitip gitmişliğe ve elden göz göre göre kayanı tutamayışımıza hayıflanarak sordum cevabı hiç de hoşuma gitmeyecek bu kötü suali. Teşhircilik kaygısı nedir bilmeyen, kolektif bir ego ile yüklenmemiş henüz, rûz-i gâra mâruz başaklar gibi ahenkli ve içinden zıpçıktı çıkmayan, mukaddes olanı tâzim eden ve hürmetsizlik etmekten çekinen böyle bir cemaat bundan sonra gelir mi? İncirin içine öyle bir kurt girdi ki, gelmez.

Bundan sonra bir başka insan gelecek ve bu insanın kendine mahsus dini pratikleri olacak, buna şüphe yok. Fakat gerek kendimde gerek çevremde gözlemlediğim o eski olana klasik olana otantik olana yönelik özlem, tâzim ve hürmet bana Spengler'in kehanetini hatırlatıyor. Oysa ben "modernite Batı medeniyetinin çürüyüşüdür" diyen Spengler'den aldığım ilham ve cesaretle, modernitenin bizi ıskalamasını "bunlar gidecek ve bir başka teklif olarak biz geleceğiz" şeklinde yorumlardım hep. Aktaran ve aktarılan arasındaki uyumsuzluk böyle bir mirasın yarına kendi kodlarıyla aktarılmasını hiç de mümkün kılmayacak gibi görünüyor. Başka vesilelerle tartışırız bunu.

Benim dilimde bir hicaz şarkı o benzeri gelmeyecek olanın hayattaki son temsilcilerine şimdiden hasretle bakıyorum "Mademki gidiyorsun, bırakıp burda beni. Bir daha seyredeyim ne olur dur da seni."

<p>Kızılırmak nehri kenarında motoruyla gezen Cengizhan Örs, bitkin halde nesli tükenmek üzere olan

Yavru baykuş koruma altına alındı

Donmuş tavuk çözenler dikkat! Eğer sıcak suda bekletilirse…

Kayseri'de kamyonetler çarpıştı! 1 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi de yaralandı

''Türkiye'de Yılın Otomobili'' yarışmasının test sürüşleri gerçekleştirildi