• $33,0413
  • €36,0249
  • 2561.47
  • 11064.9
23 Şubat 2023 Perşembe

Depremden dört manzara

B.

6 Şubat sonrası en huzurlu olduğum günler Maraş'ta sahada olduğum günlerdi; zira fişi çekmiş, dünyanın mugalatasından, siyasetin pisliğinden, akbabaların melun bakışlarından, baykuşların uğultusundan uzakta Anadolu'nun saf, güzel, kanaatkâr, masum ve mazlum insanıyla muhatap olmaktaydım.

Akabinde maalesef İstanbul'da geçen birkaç gün beni siyasetin ve gönlü kurum bağlamışların siyaset zannettikleri şeyin pisliği ile muhatap etti. Şükürler olsun yine Maraş'tayız. Fişimiz yine çekildi.

Buradan o faydasız, hainane kavgalar hakkında yorum yapmak, kötülere laf yetiştirmek ne de anlamsız geliyor. Bütün bu saçmalıkları tivitırın kanalizasyonlarına havale ediyorum. Döleğimiz Maraş'ın münbit toprağı, kubbemiz âsûmandır. Güzellerden bahsedelim.

Sizlere deprem sonrası tanımakla şereflendiğim birkaç kişiyi anlatmak isterim.

İlki Ceset. Kendisini "Ceset" olarak tanıtıyor. Asıl adı Metin. Maraş Devlet Hastanesi'nin morgunda kalıyor; orada olay yeri incelemeye ve morg çalışanlarına yardımcı oluyor. Sevgilisi depremde can vermiş. Morga giriş o giriş; o günden sonra morgdan çıkmamış. Sevdiğinin ölümü Metin'i morga bağlamış, Metin morgun "Cesed"i olmuş. Canla başla gayret ediyor, kimsenin yanaşmayacağı en zor işleri yapıyor, ölülere dokunuyor cesetleri taşıyor... Ceset belki de hayatımızın paradoksunu bizlere hatırlatıyor; hayatın ona bağlandığımız ip koptuktan sonra bir anlamı kalmadığını gözler önüne seriyor. Bazen ölüm hayattan daha sevimli olabiliyor...

İkincisi Buğlem... Dokuz yaşında. Depremin üçüncü günü tanıştık Maraş merkezden köylerine sığınan ailesi ile bir çadırda yaşayan Buğlem ile. Kendisine bir koli gofret verdik. Buğlem gofreti alamayacağını söyledi. Niyesini sorduk, benim değil ki dedi. " E amcalar verince senin olabilir" dedik "Siz babamın arkadaşı mısınız?" diye sordu "Hayır biz sana deprem olduğu için yardıma gelen amcalarız" dedim "Ben bu depremden hiçbir şey istemiyorum" dedi... Döndü ve gitti.

Taksici İbrahim üçüncüsü... Üsküdar'dan taksiye bindik kızımla, hava soğuk; onu anneannesine bırakacağım, Ümraniye'ye doğru yol alıyoruz. Kızım yolda sürekli soruyor "Peki deprem çocukları da öldürdü mü? Maraş'ta ne yapacaksın? Oradan bana kardeş getirir misin?"... Kızım henüz beş yaşına yeni girdi, hayal dünyası çok geniş. Ertesi gün Maraş'a gideceğim; Fulya yol boyu soruyor, ben cevaplıyorum. Anneanneye vardık, taksiden ineceğiz, ücreti çıkardım. Taksici İbrahim Bey güzel Karadenizli ağzıyla "Ben deminden beri dinledim sizi, sen hak bir yola gidiyorsun, ben senden bunun parasını almam" dedi. Çok ısrar ettim, devlet memuru olduğumu dolayısıyla bunun yakışık almayacağını söyledim. "Ben, senden bu parayı alırsam bu akşam yemek yiyemem" dedi... Kim bilir belki de trafikte söylediğimiz taksicilerden biriydi... Ne de güzel adamdı.

Son olarak Server Beşirli... Hepimiz onu 1981 model köhne Sovyet aracına yüklediği döşeklerle tanıdık. Laçinli bir Karabağ Türkü Server. Ermenistan vatanını işgal edince uzun süre bir ağacın altına kurduğu çadırda yaşamış. Vatanının azadlığı sonrası Karabağ'a dönmüş; ancak ne ev kalmış geride ne ocak. Döşeklerin üstüne diktiği Türk bayrağı hepimizin içini karıncalandırmıştı. Server halen Adıyaman'da sahada. Gençlik merkezine kurulan çadırda Adıyaman ahalisine hizmet ediyor. Kendisiyle tanışmak şerefi nasip oldu dün. Kendisine getirdiği döşekleri ve aracını sorduk. Meğer bu döşekler, kendileri yurtsuz kaldıkları demde, Türkiye'den gönderilen yardım döşekleriymiş. Server'in dünyalık namına hiçbir şeyi yok, evi bile yok. Server'in kocaman bir yüreği ve halis, katışıksız vatan sevgisi var...

<p>Sırpların planını bir kelebeğin kanat çırpışı bozdu...</p><p>Srebrenitsa katliamının acı simgesi

Sırpların planını bozan mavi kelebekler

3 bin 500 yıllık tarifle 8 çeşit ekmek yapıldı! Yozgat'taki arkeolojik kazılarda bulundu

Su üzerinde hareketsiz görünce ceset sandılar! Gerçek ortaya çıkınca...

İletişim Başkanlığı'ndan 15 Temmuz'a özel etkinlikler: Milletin Zaferi temasıyla düzenlenecek