• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
08 Eylül 2011 Perşembe

Yeşilçam kafası

1982 tarihli 'İffet' filminin dizi versiyonu merakla beklenirken, malum 'araba camı' sahnesinin büyük aktörü Faruk Peker, o dumur sahnenin tecavüz olarak algılanmasını sığ (!) bulduğunu açıklamış ve bakınız nasıl da döktürmüş: 'Cemil (Faruk Peker), orada İffet'e (Müjde Ar) tecavüz etmiyor. Bu olsa olsa bir seksüel fantezidir. Çünkü İffet hemen sonrasında, 'Ben temiz çarşaflar, yastıklar arasında hayal etmiştim' diyor. Yani o da Cemil'le seksüel aktiviteye girmeye hazır'.
Vay anasını sayın izleyen, kim derdi ki gelmiş geçmiş en garabet 'kıstırma' operasyonlarından biriyle 'iffetini kaybeden' kızın hikayesi, gün gelecek seksüel fantezi sınıfına dahil edilmeye çalışılacak? Neler oluyor şu hayatta. Fantezik görüşünü inandırıcı kılmak ümidiyle sanıyorum, Sahnenin tasarlanma aşaması hakkında da bilgiler veriyor hatta Peker, 'Kartal Tibet çekim günü bana 'öyle bir sahne olmalı ki 50 yıl sonra bile konuşulmalı' demişti. Bu fikirlerle yola çıkanların icraatlarını 29 sene sonra 'tecavüz sahnesi' olarak sığ bir değerlendirmeye tabi tutmak sinemaseverlere yakışmaz. O yüzden 'tecavüz sahnesi' denmesine karşıyım.'

BUNA ANCAK KADİR İNANIR!
Fıkra gibi olay, yemin ediyorum. Düşünün ne mankafayız ki, kızın kafasını araba camına kıstırıp, kız çırpınırken emeline ulaşan 'yaratıcı' kahramanı bunca yıl harbi tecavüz ediyor sanmışız! Sığ ne kelime Faruk'cuğum, olsa olsa sığır bakışı olur bu. Hiç kafa basmıyor hakikaten bizde. Adamlar, 50 yıl sonra bile konuşulacak bir sahne çekmek gibi kutsal bir çaba içinde... Fakat 'nankör' seyirci gözünde tecavüzden başka şey değil hadise. Kalbini kırmak istemezdim Faruk'cuğum ama gerçeği görmen gerek; rol aldığın o sahne aşağılık bir tecavüz. Ne Kartal Tibet'in yüksek hedefleri, ne de senin satır aralarında verdiğin 'sanatımıza saygı duyun' mesajın yenilir yutulur. Saygı duyulacak bir konu yok ortada, 'puhahaha' nidasıyla internet fenomeni olmuş son derece sakat bir sahne var hepsi bu. Hastayım ayrıca şu memleketin kendini kandırma potansiyeline.

YEŞİLÇAM'IN ŞİFRELERİ
Yeşilçam'a sevgim sonsuz ama dünyanın hiçbir memleketi, Yeşilçam ayarında bir fantastik yerel sinema üretmemiştir. Bizden olmayan bir Allah'ın kuluna bir şey ifade etmeyişi, evrenselleşemeyişi de bundandır. El yordamıyla yolunu bulmuş muhteşem yapıtları bir kenara ayırırsak; çocuk aklıyla abuk subuk, çalma çırpma nice dünyalar kurmuştur bize Yeşilçam. Kadın - erkek ilişkilerinin bir türlü iflah olamayışında da büyük pay sahibidir ayrıca. Yanak yanağa yaşanan çay bahçesi aşklarıyla, gazoz marifetiyle düşülen kötü yol arasında önemlice başka bir seçenek üretmemiştir çünkü bu topluma. 'Romantik-korku'dur Yeşilçam'ın temel janrı bu yüzden. Şarkılı, gözyaşı mendilli olanından hem de. Toplumsal aşk hayatımızın da ana temasıdır bu yüzden romantik-korku. Gözümüzü açtığımız günden bu yana kafamıza kafamıza çakılan o imajlardan kurtulmak hiç kolay iş değil.      

SİNEMA 'SORUMLULUK' DEMEKTİR
Kitlelerle buluşma gücü rakipsiz bir araç olan sinemanın sorumluluğu çok büyüktür topluma karşı. Ve büyük bir silahtır bu açıdan. Eloğlu tüm politikasını, kültürünü, siyasetini sinemayla yaygınlaştırır bu yüzden. Bizim Yeşilçam ise, kaş yapayım derken göz çıkarma üstadıdır maalesef - istisnalar kaideyi bozmuyor nitekim. Onun için artık 'şöyle büyük sinemacıydık', 'böyle büyük aktördük' klişelerini bir kenara bırakın da cevap verin: Ne verdiniz temelde bu topluma? Gişe filmi-sanat filmi, mankenden oyuncu olur mu olmaz mı gibi abidik gubidik polemiklerde esip gürleyen tüm 'büyük' sinemacılara da soru bu... Genel olarak kendi 'ucube' fantezilerini beyaz perdeye taşıyıp ego tatmini yaşarken nasıl bir toplum hedefledi bu ülkenin sineması? Cevap ver Yeşilçam...

Home Tweet Ho me:
6-7 Eylül'ü toplumun patlaması gibi gösterip bugün de bazı gruplar için korkuyor gibi yapmanın alemi yok. Sadece devlet isterse olur bunlar. (vivetk)

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Haftanın yalanları