• $9,4557
  • €10,9853
  • 548.021
  • 1507.38
2 Nisan 2013 Salı

Türkiye, iyi bir şirket mi?

Yeni bir "başarı hikâyesi" yaratmaya yeminli bir yolda tamyol ilerliyor Türkiye. Ekonomi sayfalarına göre iş dünyası memnun, "ekonomi tıkırında". Barış sürecinin temellendiği "kazan kazan" sayesinde, Başkanlık ve Eyaletler modeliyle taçlanacak yakında bu büyüme. Anadolu kaplanlığından "holding"e terfi edecek Türkiye, diğer deyişle. İktidar kararlı ve gururlu. Peki ya halkın payına düşen?

- 3-5 çocukla anti-aging çalışmalarına katılmak.
- Lise çağında YGS'ye, üniversite çağında KPSS'ye abanmak.
- "Atanmak istiyoruz" diye diye yıllanmak.
- Erken emeklilik için çocuk hesaplarından medet ummak.
- Düşük gelir-pahalı hayat denkleminin içinden çıkmak.
- Çoluk çocuğu yeşille buluşturmak için üç vasıta değiştirmek.
- Günde üç öğün yeni gündem ve projeyle tanışmak.
- Bankalara borçlanmak, borçlanmak, borçlanmak.
- İstanbul depremi olmasın diye de bol bol dua etmek.

Başlıktaki soruya dönelim şimdi. Muhasebe departmanı değil şirket ahalisi (halk) cevaplayacak tabii bu soruyu. "İyi şirket" demek, sadece mali raporları parlak şirket  değil "mutlu çalışanlara da sahip" şirket demek olduğuna göre modern dünyada... Türkiye, iyi bir şirket mi sizce?

Ferhat'a tavsiye

Bir reklam filminde yorumladığı Ayten Alpman şarkısı "Memleketim" ile eleştiri üstüne eleştiri alınca kendini kaybeden Ferhat Göçer, twitter hesabından cevap yetiştirmiş: "Annem aradı... Hiç değişmez bu dünyanın gidişi / İte sakın kızma havlamaktır işi / Havlamazsa inmez karnın şişi / Havlayan köpeğe taş atma oğul". Ya. Haddini aşmak, ne kadar da sıradan bir "ünlü mizacı" oldu artık. Alkışlanırken, reklam-para yaparken âlâ. Bir tanecik işleri beğenilmeyince ise tanınmaz hale geliyorlar. Ferhat'a tavsiyem, bundan böyle şarkılarının tamamını annesine söylemesi yönünde. Gönlünce pışpışlanıp övgüye doyar böylece.

Hüzün festivali

32. İstanbul Film Festivali, Emek Sineması direnişiyle açıldı. Geçtiğimiz pazar ise kapalı haldeki Emek'e girilerek işgal protestosu gerçekleştirildi. "Sermaye defol", "Emek bizim, İstanbul bizim" sloganları atıldı. Şehir âşıkları, sinemaseverler ve SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) "Emek bizim" diye haykırıyor ama kimin umurunda acaba? Beyoğlu'nun en canlı kültür sanat miraslarından, festivalin simgesi Emek Sineması, tüm tartışmalara rağmen skandal bir kararla AVM olmanın eşiğinde. Bu uğursuzluğun tek anlamı, ortak belleğimizin yıkımıdır. Bir o kadar acı olan da şu ki; toplumun "bu" kesiminden gelen tepkiler herhangi bir konunun çözümüne yetmiyor artık. Rövanşist zihniyeti kışkırtmaktan başka bir anlamı var mı artık bu çabaların bilmiyorum. "Eskiden bir Emek vardı..." Korkarım hepsi bu.

O anlar...
70'lerin ilk yarısından "Öpüşmekten bıktım" başlıklı bir haber: "Nükhet Duru, bugünlerde piyasanın en sükseli fıstığı. Sürü sepet gazinoda şarkı söyleyip tonla mangır götürüyor." Devamını merak ediyorsanız Geçmiş Gazete'yi twitter ve facebook'tan takip etmenizi öneriyorum. Haber dilinin evrimi açısından da oldukça aydınlatıcı.

 

Hello Tweetheart:
"Ünlü çocuklara meslekler - Kız: Moda Blogger'ı Erkek: DJ" (@sevimgozay)

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

WhatsApp 1 Kasım'dan itibaren bu telefonlarda desteklenmeyecek

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler