• $13,6282
  • €15,335
  • 793.635
  • 1951.17
23 Şubat 2013 Cumartesi

Tarantino'nun asıl işi

Bir yanda Oscar adayları, bir yanda vizyona girenler, bir yanda !f İstanbul... Film çok, zaman az. Eğer hâlâ görmediyseniz, Oscar gecesine kadar (pazar!) görmenizi dilediğim film kesinlikle "Zincirsiz". Akademi istediği kadar "En İyi Yönetmen" adayları arasında saymasın... Gönlümün Oscar'ı Tarantino'ya gitti bile. Sizin aranız nasıldır muhteremle bilemem ama ben bir kez daha âşık oldum bu filmle kendisine. Perdedeki kan revan miktarı da zerre kadar gölge düşürmedi aşkıma. Sinema bir "büyüklere masallar" işi ve Tarantino bu hayal oyununda gerçek bir virtüöz. Etkiyse etki, coşkuysa coşku, kahramanlıksa kahramanlık, davaysa dava... Üstelik ben bu adamın adalet duygusuna, kafa tuttuğu alçak iktidara ve yücelttiği klişelere sonuna kadar katılıyorum. "Şiddeti özendirmekle" suçlayanlara da en Mona Lisa gülücüklerinden bir demet yolluyorum. Zira, hiçbir sinemacı/yazar/sanatçı, seyircinin akıl sağlığından sorumlu tutulamaz. Ve akıl sağlığınız yerindeyse eğer, Zincirsiz'den size kalacak olan; pırıl pırıl ve koskocaman bir "umut"tur. Adilerle işbirliği yapan şu "çirkin" dünyada züppe bir Robin Hood'dur Tarantino. Çalıntı itibarları hırsızlardan alır ve gidip gerçek sahiplerine geri verir. Onun asıl işi işte budur. Filmde neyi nasıl anlattığına gelince, izleyin kendi gözlerinizle görün derim sayın merak eden. Verdiğiniz paraya da, zamana da fazlasıyla değer.

Peki ya Lincoln?

Terslik şu ki, Zincirsiz'den çıkıp Lincoln'e girdim. Ve ah sayın seyirci... Ben ettim siz etmeyin emi. Çünkü bu hareketin tek isabetli yanı kronolojik sıralaması maalesef. İç savaştan iki yıl öncesini anlatan Tarantino'dan sonra Spielberg'in Lincoln'üyle iç savaşın tüm kasveti üzerime çöktü. Ve çok zorlandım bu yavaş, bu ağır, bu loş filmi izlerken. Tek zorlanan ben değildim ayrıca. Fısıldaşıp duran seyirciye kulak verince anladığıma göre genel izlenim şu yönde: 

l Ağır tempolu ve çok yorucu bir film.
l İyi bir dublaj yapılsaymış çok daha kolay izlenirmiş.
l Kurt Adam'a benzemiş sanki Lincoln...
l O kadar uzun boylu değilmiş ki, yükseltici kullanırmış hep kürsü arkasında.
l Of ne zaman biter acaba?

Otur PSY, sıfır!

Gangnam Style insanı PSY, özel bir şov için İstanbul'a geldi malum. Şovuna gitmedim, fakat hayatının ilk İstanbul sabahında "otel penceresi"nden çekip paylaştığı fotoğrafı gördüm maalesef. Maalesef diyorum, çünkü PSY arkadaşımız "dandik" bir İstanbul manzarası paylaşmış paylaşa paylaşa. Ekşisözlük'çülerin yorumları vaziyeti çok iyi ifade ediyor:  
l Kasımpaşaspor maçlarını bedavaya getirmeye çalışan PSY'nin paylaştığı fotoğraf.
l PSY'nin Mervelerde kaldığının resmidir.
l Şarkıları gibi fotoğrafı da anlamsız.
l Bağcılar'da bekâr evinde kalıyor sanırsam. 
l Halkın sesi, Halkalı sosyetesi PSY.
l Turistlere dayatılmaya çalışılan İstanbul değil, senin benim bildiğimiz gerçek İstanbul görüntüsüdür. 

İşte böyle, sayın cazibe merkezi İstanbul. Organizatörlerden ricam; bundan böyle ünlülerin kalacağı odalardaki pencereleri "the ideal point for instagram" gibi bir nişaneyle işaretlemeleri. Hatta garantiye almak için, şehrin arka yüzüne bakan pencereleri posterle falan tamamen karartmaları yönünde. Geçmiş olsun.

<p> </p>

İlçe belediyelerine tuz yerine kum mu verildi?

Sosyal Medya raporu yayımlandı! Türkiye'de en çok kullanılan uygulama hangisi?

Çay tiryakilerine kötü haber! Öyle bir zararı var ki...

Bizi böyle kandırıyorlarmış! Tüm hileleri ortaya çıktı