• $7,3589
  • €8,9552
  • 437.544
  • 1536.11
28 Şubat 2012 Salı

Şov dünyasının penceresinden

Başlığa ve anlık manzaraya uygun bir çocuk tekerlemesi ile açıyorum haftayı, müsaadenizle: Yağmur yağıyor seller akıyor, kapak kızı camdan bakıyor... Eskisi ırkçı versiyonundan kesinlikle şahane olmadı mı, sayın orijinalini hatırlayan? 'Kapak kızının dramı' adını verdiğim bu tekerlemeyle açmam boş yere değil elbet.  
AKŞAM Pazar'daki yazılarına geri dönen oyuncu Başak Sayan, bir süredir yaşadığı sağlık problemlerine rağmen devam ettiği yeni dizisinin setinde yaşadıklarından yola çıkarak şöyle bir ifade sarf etmiş; 'Bir süre öncesine kadar dünyanın en zor iki işinden biri diyordum; biri madencilik, diğeri filmcilik. Artık kanaatim değişti. Madenciler bizden daha zor şartlarda çalışmıyorlardır emin olun.'
El insaf, sayın şov dünyasının penceresinden bakan! Filmciliğin ya da dizi oyunculuğunun - ülke koşullarında - bazen gereğinden fazla meşakkatli bir iş olduğunu biliyoruz. Fakat ne olursa olsun, karşılığında alınan ücretlerin de, alkışın da, getirdiği şöhretin de, kişisel marka değerinin büyümesinden doğan 'ek iş' imkanlarının da (reklam yıldızlığı, modellik, gazete-dergi yazarlığı vs.) görece tatmin edici olduğunu da biliyoruz, öyle değil mi? Eşitlik tabii ki söz konusu değil ki, olamaz da. Hangi meslek erbabı kısmet ile nimeti eşit bölüşmüş ki şu hayatta?
Sayan'a geçmiş olsun ama geçirdiği zor günlerin etkisiyle kişisel trajedisini fazla büyütmek gibi bir yanılsamaya düşmüş belli ki. Maden işçilerinden daha zor koşullarda çalıştığı sanrısına kapılmazdı yoksa oyuncuların/filmcilerin. Ne bir oyuncu kadar ücret, ne de alkış alma şansı vardır zira bir madencinin. Şöhret desek; 'sıradan' bir ihmal ya da talihsiz bir kazada ölmediği sürece haber olması mümkün bile değildir. Kaldı ki, soludukları kurum yüzünden akranlarından erken ölmeye yazgılıdırlar her şekilde. Ayrıca galalarda, defilelerde filan da ön sıraları vermez kimse onlara(!) Giderken giysin/vitrin oluştursun diye özel tasarım elbise, aksesuar filan da sunmazlar. 'Sizi kapak yapalım', 'sizinle röportaj yapalım' diye etraflarında dört dönen basından yakınacak halleri de hiç yoktur, kuşkusuz!
Ölüm kalım çizgisinde dengede durmaya çabalayan doktorları, cerrahları, kelle koltukta felaketten felakete koşan polisleri, askerleri, habercileri, kar kış demeden ceset aramaya dalan balık adamları, evrenin sırlarını resimlemek için aylarca/yıllarca nöbet tutan fotoğrafçıları, belgeselcileri, karın tokluğuna önüne gelene 'he' diyen seks işçilerini, hangisinin hangi gün öleceği belli olmayan tersane işçilerini, uzun yol şoförlerini, hırlı hırsız ayırmadan hizmet verirken can korkusu yaşayan taksi şoförlerini, yılda birkaç kez karaya ayak basan gemi işçilerini filan saymıyorum bile.
Gelin bu filmcilik işini gereksiz abartmayalım biz en iyisi. Toplumdan çok icracısını 'besleyen', kötüsü iyisinden orantısızca çok, hayli su kaldıran bir meslektir nitekim. Sanat mertebesinde yapıldığı da olur elbet, ancak genel itibariyle 'kullan-at' bir üretim-tüketim alanıdır.
Hollywood şehir efsanelerinden biri şöyle der: Bir film setinde, fillerin pisliklerini temizlemekle görevli bir adam varmış. İşini yaparken bir yandan da durmadan yakınırmış. Onu duyanlardan biri, bir gün yanına gitmiş ve 'Bu kadar şikayet edeceğine neden işi bırakmıyorsun?' diye sormuş. Hayretle bakmış adamımız ve cevap vermiş; 'Ne yani! Şov dünyasını bırakayım mı!?'

Oscar konuşmalarından dersler
- 'Hayatta bir kez çenemi kapatıp bu ödülü aldığım için, minnetle kabul ediyorum. Sanırım bundan sonra böyle yapacağım...' - Jane WYMAN, 1949 Oscar ödül töreninde, 1948 tarihli 'Johnny Belinda' filmindeki sağır - dilsiz kız rolü için 'En İyi Kadın Oyuncu' Oscar'ını alırken...
- 'Akademiden beni aradıklarında, paniğe kapıldım. Daha önce verdikleri Oscar'ı geri isteyeceklerini sandım. Rehinci dükkanı kapanalı çok olmuştu.' - Woody ALLEN, 2002 Oscar Ödülleri'nde...
- 'Birden, yarın işte gitmek hiç de iyi fikir gibi görünmedi gözüme.' - Steven SODERBERGH, Traffic ile 'En İyi Yönetmen' Oscar'ını alırken...
- 'Ne kadar heyecan verici! Üzerinizdeki kıyafet filminizden daha pahalıya mal olduğu zaman, yeni bir dünyaya ayak bastığınızı anlıyorsunuz.' - Jessica YU, 1997 'En İyi Kısa Belgesel' Oscar'ını alırken...
- 'Oscar, 'uluslararası halkla ilişkiler' faaliyetleri açısından, bir endüstrinin keşfettiği en ucuz ama en değerli şeydir.'
- Frank CAPRA, 1936 Oscar Ödülleri'nde...
(Sevgili endemik dostum Murat Aykul'dan geldi bu alıntılar. Günün anlam ve önemine daha uygunu olamazdı. Teşekkürler.)

Home Tweet Home:
'Beni ömrün boyunca unutamayacaksın demişti birisi... Ama kimin söylediğini hatırlamıyorum.' (Güneş Koca)

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...