• $7,4289
  • €9,0369
  • 440.696
  • 1529.28
06 Ekim 2012 Cumartesi

Savaşa hayır!

Suriye krizi canımıza okudu. Son dakika gelişmeleri, sıcak haber kuşakları ve depresyona sokan yorum fırtınası bastırdı. 'Yarın hava yağar mı yağmaz mı acaba' diye düşünürken saf saf, 'yarın savaş çıkar mı, çıkmaz mı?' sorusunun koyu gölgesine girdi ülke birden. Allah herkese sabır, akıl, sağduyu versin.
Sınır ötesine top atışının başladığı 3 Ekim akşamı iki seçenek vardı önümde: Ya eve varıp ekrandaki endişe verici yorumlara teslim olacaktım. Ya da çılgın İstanbul trafiğine aldırmayıp Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde, sezonun ilk oyununu izleyecektim... Tercihim ikincisi oldu nitekim. Geçtiğimiz nisan ayında, İBB Şehir Tiyatroları'nda gerçekleşen ani yönetmelik değişikliği, tiyatro dünyasında 'sanat ve muhafazakarlık' krizine yol açmış ve devamında ödenekli tiyatrolar tartışmasını gündeme getirmişti malum. Yeni sezonda repertuara alınan yeni oyunlardan birini görüp değişiklikler hakkında ilk elden fikir sahibi olmak niyetim... 

ŞEHİR TİYATROLARI'NDAN İŞÇİ SELAMI
Sırp yazar Duşan Kovaçeviç'in 'Dar Ayakkabıyla Yaşamak' oyunu tam bir sürpriz oldu bu açıdan benim için. 'Muhafazakarlaşma' izleri aradığım sahnede, sıkı bir medya eleştirisi ve işçi şarkılarıyla karşılaştım. Eski genel sanat yönetmenlerinden M. Nurullah Tuncer'in sahneye koyduğu oyunun sahne tasarımı oldukça etkili. Işık, dekor, kostüm buluşları ve video destekli kurgusu da epeyi ironik ve hatta agresif. Yeni sezondaki diğer oyunları da görüp değişimi takip etmek için yeterli motivasyonu bulmuş olarak çıktım diyebilirim oyundan, sonuç olarak.

TAKSİM'DEKİ 'HAMLE'LER
Ertesi gün (4 Ekim) işler iyice kızıştı. Meclis tezkereyi onayladı ve binlerce insan Taksim Meydanı'nda 'Savaşa Hayır!' demek için buluştu. Saat geldiğinde, olay yerindeydim. Yine arkadaşlar, yine tesadüfler, yine birbirinden habersiz buluşmalar. 'Savaşa hayır, hayır, yüz bin kere hayır!' dedikten sonra, güncel sanatın en önemli adreslerinden Arter'e yollandım ve 'Hamle/The Move' sergisinin açılışına yetiştim. Aynı cadde üzerinde birbirine taban tabana zıt iki dünya (ilk etapta). Fakat biraz serin durup bakınca, açılışa katılan birbirinden şık kültür sanat izleyicisinin de, Taksim'deki on bin kişiden farklı bir şey söylemediğini anlamak mümkün aslında. İşler kötü giderken daha çok ihtiyaç var hatta sanata. Tek silahı, tek ordusu 'söz' olan, özgür ve sınırsız bir ülke çünkü sanat. Düşünmek, düşlemek, aramak, sorgulamak, alkışlamak, selamlamak ve barış üzerine kurulu bir hayat var orada.

İNADINA BARIŞ!

'Sen neden bahsediyorsun?' diye çıkışanlar olacaktır. Öyle ya, yangında ilk elden çıkartılacaklar listesinin başındadır bizde kültür sanat. 'Hayat damarlarından biri' değil de, refahta gönül eğleyen bir süs(müş) gibi muamele görür genelde bu 'sanat-sepet' işleri bizde. Bosna Savaşı'nın azılı ateşinin içinde, inadına ayakta tutulan ve bu yanıyla tarihe geçen Saraybosna Film Festivali'nin, o acılı halka aşıladığı 'Güzel günler göreceğiz!' umudunu ve direncini iyi incelemek lazım halbuki. İnadına sanat, inadına barış, inadına güzel hafta sonları hepimize. 

Harbi yeteneksizsiniz!
Topyekün 'yetenek' yarışmamızı kazananın bir 'köpek' oluşuna takmış kafayı ahali. En yersiz, en kaba yaklaşım ise; Altın Portakal jüri başkanı eleştirisinde kullanmak oldu kuşkusuz bu referansı (bkz. 'Jürilik yaptığı yetenek yarışmasında geçen sene birinci bir köpek oldu, bakalım Altın Portakal'ı bu sene kim alacak?' - Sermiyan Midyat, Sabah). Jüri başkanına çakmanın da böylesi, sayın kaş yaparken göz çıkaran! Bir köpek; eğer bir yarışmaya katılabiliyorsa, birinci de olabilir (teknik olarak) - bu BİR. Antalya Film Festivali'nde böyle bir durum söz konusu olmadığına ve de olamayacağına göre, belden aşağı vurmaktan başka şey değil, bu da İKİ. Öte yandan, ülke çapında bir tv şovuna; hem yetişkinler, hem altı bezli çocuklar, hem de köpekler katılabiliyorsa... Kazanan köpek olduğunda bunca zorunuza giden nedir sahi? Niyet sahiden eleştirmekse eğer; bu tür şovları 'yetişkin-çocuk-evcil hayvan' diye kategorize etmeye tenezzül etmeyen 'reyting-obur' yapımcı kurnazlığını eleştirin. Kazanan köpeği ya da jüriyi değil.

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu