• $7,4144
  • €9,0214
  • 443.735
  • 1543.75
24 Nisan 2012 Salı

Murakami ayağınıza geldi!

Günümüz edebiyat dünyasının en çok satan Japon markası, Haruki Murakami'nin beklenen romanı '1Q84' nihayet Türkçe'de, sayın gözü yollarda kalan! Japonya'da 4 milyonun üzerinde satan 1Q84, George Orwell'in 'Big Brother' fenomenini icat ettiği ünlü fütüristik romanı 1984'e gönderme yapıyor. Ancak Murakami'nin romanı yakın gelecekte değil kendine has bir 'şimdiki zamanda' ve iyilik yapmaya çalışan fakat eylemleri kötülükle sonuçlanan insanların arasında geçiyor. 'Modern dünyanın yozlaşmasını ve yabancılaşmayı daha iyi yansıtmak için aynanın diğer tarafında yapılan bir gezinti' olarak değerlendirilen roman, fantastiğe göz kırpıyor ve her şeyi gözetleyen Big Brother'ın yerine 'Little People'ı sahneye çıkarıyor. Kolektif bilinçaltının temsilcisi olan bu varlıklar, karanlık dönem ve mekanlarda ortaya çıkıyorlar. Ne iyi ne de kötü bir kavramı temsil eden Little People, her seferinde romanın kahramanlarına karşı bir güç olarak beliriyor. Maceranın kahramanları ise; gittikçe gerçekliğini yitiren bir dünyada yaşayan ve erkekleri kendi geliştirdiği özel bir teknikle öldüren genç bir kadın olan Aomame ile matematik öğretmeni, romancı adayı Tengo. Beklenen Murakami romanı 1Q84, Doğan Kitap'tan bugün çıktı, sayın bazıları sıcak sever. Sayfa sayısı, 1264.

MARKA YAZAR OLMAK
Murakami'nin internet sitesi de epeyi ilginç bu arada (harukimurakami.com). Yazarın kendi dünyasına olduğu kadar, zamanın ruhuna da über uygunluğuyla dikkat çeken sitede, Murakami'nin yazarken ne yediği, ne içtiği, ne müzik dinlediği, yazılarını hangi bilgisayarda yazdığı, fan mail'lerine hangi dijital ortamda cevap verdiği gibi envai çeşit 'marka' bilgiyi bulmak mümkün, sayın Orhan Pamuk'a bir billboard'un çok görüldüğü ortamda yaşayan.

Cımbız
TÜRK'ÜN BOND'LA İMTİHANI:
'Çevreye kulak kabartınca güvenlik görevlilerine hak veriyorsunuz. Mesela 'Baktım sarıklı kimse yok, yoksa dalardım sete. Bu gavurlara hiç güven olmaz', 'Gavur, bunlar bizi üçüncü dünya ülkesi gibi gösteriyorlar,' şeklinde yabancı düşmanlığının dile geldiği cümleler de duyuyorsunuz. 'James Bond çanta değil miydi?' diye soranlara da denk geliyorsunuz. Kimi de rol çalıyor. Mesela fotoğraf çekmek isteyen ama 'Lütfen çekmeyin!' karşılığını alan bir erkeğin sinirli sinirli feryadı: 'Bu ülke bizim, ne yasağı, dağdan gelip bağdakini ne kovuyorsunuz.' Bunu dedikten sonra çevredekilere sırıtarak 'Çekseydim Facebook'a koyacaktım. Havamız olurdu,' demesine bir teyzeden gelen tepkiye hak vermemek elde mi: 'Evladım senin de ne dediğin belli değil.' (James Bond'un İstanbul çekimlerine figüran olarak sızıp izlenimlerini yazan Olkan ÖZYURT'un 'James Bond olmuş 'gavur' Bond' başlıklı yazısından.)

Survivor Doğuş'a ne olmuş?
'Survivor'I izliyor musunuz?' diye lafa girince kuaför Barış, izlemediğimi ve fakat nasıl gittiğini de çok merak ettiğimi söyledim. Doğuş'un çok çok kötü olduğunu, hatta artık 'sokak çocuğu' geçmişinin palavra olduğuna inanmaya başladığını, çünkü gerçekten sokaklarda büyümüş bir adamın o ortamda bu kadar yaya kalmasının imkansız olduğunu söyledi. Elçiye zeval olmaz, ileteyim.

Artist'ik notlar
Skyturk 360'ta başladığımız kültür-sanat programı Artist'i ve daha da kim bilir neleri konuşmak üzere, bugün 14:00'da Alem FM'de Bonbon Funda'ya misafirliğe gidiyorum. Kulağınızda yer açmanızı temenni ederim. Ayrıca Şehir Tiyatroları yeni Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin bu akşam ilk olarak Artist'e konuk oluyor. Sakın kaçırmayın.

Home Tweet Home: 'Kahvemi içtim, falımı kapattımÖ Geçen gün fincan açık kalmış, bir telve faturası geldi. OffÖ' (@AltugYucel)

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi