• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
9 Nisan 2013 Salı

İki film birden

1- KAYIP ŞEHİR
l Selvi Boylum Al Yazmalım'ın finalindeki "Sevgi neydi? Sevgi Emek'ti..." diyen Türkan Şoray repliğinin bir gün, yolu sinemadan geçen herkesi "evsiz-yurtsuz" hissettireceği kimin aklına gelirdi? 
l Ülkenin duayen sinema yazarı Emek'e sahip çıktığı için saldırıya uğradı. Hayatı boyunca sinema yaşayıp sinema yazmış şehirci-mimar, eleştirmen Atilla Dorsay... Tartaklanmasının üstüne, pazar günü de biber gazı yedi Emek uğruna. 
l Genç meslektaşları, sinemacılar, aktörler, SİYAD, Emek Bizim inisiyatifi gönüllüleri ve sermaye işgaline karşı çıkan herkesle birlikte. İstanbul Film Festivali konukları arasındaki dünyaca ünlü Costa Gavras da nasibini aldı. Sinema yazarları kelepçelendi, darp edildi, gözaltına alındı. Dört dörtlük kepazelik.  

2 - BOSPHORUSWOOD
l Aynı hafta sonu ekonomi sayfalarında büyük bir "sinema" haberi vardı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın gururla müjdelediği habere göre; Universal Stüdyoları'nın da aralarında bulunduğu Entertainment Development Partner konsorsiyumundan Türkiye'ye dev bir teklif var. 
l Avrupa Yakası'nda 200-600 dönümlük bir araziye İstanbul için "mini" bir Hollywood kurulacak. Değeri 3 milyar dolar. 
l Bakan Bey, heyecanla isim bile bulmuş projeye; "Bosphoruswood". 2020 Olimpiyatları'ndaki İstanbul adaylığını güçlendirecek-miş bu proje.
l Emek yıkıldı diye üzülme yani canım İstanbul, bak daha büyüğü daha cicisi ayağımıza geliyor! 
l Buna teklif değil "istila" denir Sayın Bakan. Hollywood'un politik, sosyal, sanatsal istila virtiözlüğünü Emek'in önündeki kediler bile bilir. Sinema "eğlencesi" mirasla ilgilidir, takasla-inşaatla değil. Turist kadar değerimiz olamadı gitti şu ülkede.

Dorsay'ın vedası
Tarihi Emek yıkılırsa mesleği bırakacağını 2011'de ilan eden Atilla Dorsay, zamanın dolduğuna karar verdi sonunda. "Veda zamanı" başlıklı son yazısını okuduk nitekim dünkü köşesinde. Sessiz kalmayı tercih etmesinin sebeplerini açıkça yazdı; "Bugün artık Emek yok. Hiçbir girişimi değiştiremedik. Hiçbir şeyi kurtaramadık. Benim için artık ne sözün ne de yazının önemi kaldı." (Sabah, 8 Nisan 2013) Casablanca'nın son sahnesindeki Bogart gibi arkasını döndü ve trençkotunu dalgalandırarak gitti işte -the end. Entelektüel camiada tanıdığım en renkli adamlardan Atilla Bey. Çelik hafızası, yılmaz zekâsı, disiplini, mizah anlayışı ve sürpriz kahkahalarıyla eşsiz bir yorumcu ve gerçek bir centilmen. Her buluşmamızda "arşivlik" programlar yaptık birlikte. Ona sevgim, saygım apayrı dolayısıyla. Kahramanlara yakışır bir hareket Atilla Bey'inki. Bir an önce Emek'i yazmaya başlayacağını umuyor, bekliyorum...

Mado'nun Z raporu
Biber gazıyla püskürtülen sinema eylemcilerine 'su' satmayı reddederek kovup uzaklaştıran ve insanlık ayıbına imza atan Mado'yu kınıyor ve protesto ediyorum. Twitter'da peydah olan şüpheli hesaplardan saçılan utanç verici lafları saymazsak, resmi bir "özür", "yalanlama" ya da açıklama yok hâlâ Mado'dan. Bu kadar zayıf reflekslerle yönetilen her marka, dondurma gibi eriyip yok olmaya layıktır.

Hello Tweetheart:
"Amir Bey; teşkilatını ve devleti küçük düşürdün. Emek Sineması'na sahip çıkmak isteyene gaz ve su sıkma emri verirken kimi ve neyi kolladın? (@taylan1789)

<p>Şişli Ermeni Kabristanındaki anmaya Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu ve Kült

Markar Esayan'a vefa... 'Bugüne kadar geri adım atmadı, Markar yalnız değildir'

Sel felaketinin çevre sorunlarına da yol açan izleri 3 aydır silinemedi

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz

4 bin yıllık gizem çözüldü! Çığlık atan mumyanın sırrı ne?