• $7,3549
  • €8,8955
  • 410.151
  • 1528.82
29 Mart 2012 Perşembe

Göster yüzünü

Beylik bir başlığı vardı kitabın, 'Göster Yüzünü Ey Aşk'. Siyah kapağında asılı kalp şeklindeki ayna da cabası. Kırık, harap bir kalp. Hah, şu suni farkındalık ıvır zıvırlarından biri daha dedim. Bayağı da kalın. Üşenmemiş yazmış! Hem söyleniyorum hem de ilgileniyorum ama. Rastgele açıp ortalardan bir yerden göz gezdirmeye başladım. Çekti bir şey ama ne bilmiyorum. O rastgele bölüm bir röportajmış meğer. Haydaa. Sonuna kadar okuttu kendini bir güzel. Dur dedim onun üzerine, fena bir şey değil sanki bu. En azından rastladığım bölüm öyle. Mira Şeniz Erten yazmış. 'Mira'. Ne güzel isim. Açıp bu defa en baştan ele aldım. Adam gibi. Hiç de alışıldık olmayan bir kurgusu var. Roman, evet ama içinde 12 baba röportaj olan bir roman. 'Baba' çünkü, yazarın röportaj yaptığı isimlerin her biri aşka farklı açılardan bakan/yaklaşan ve kitleleri peşinden sürükleyen deve dişi gibi isimler. Irvin Yalom mesela. Bayağı gidip Irvin Yalom'la konuşmuş kadın ve kitabın içinde minik bir bölüm sadece o. Daha ne gurular, ne bilim adamları, ne terapistler, ne uzmanlar, efsane efsane bilgeler. Önsözü okudukça katlandı heyecanım. Ya da yazarın dilediği gibi kanatlandı. Kişisel bir not da yazmış adıma, imzalamış. Yeni gördüm! İyice utandım ilk aklımdan geçen o çokbilmiş önyargılarımdan. Salgınların yol açtığı felaket bu işte! Konunun yaygın hali özünden o kadar uzaklaşmış oluyor ki, iyisini kötüsünü ayırmak için bakmaya bile zahmet etmeyi çok görüyor insan artık. Dört koldan pompalanan şu kendini sevme saldırganlığından gına geldi mesela. Çaresiz ev kadını modeli farkındalık maskaralıklarından da öyle. Neyse ki bu has bir şey. Mayalı ekmek gibi. Nemli o mis kokuyu duyabiliyorsun neredeyse. Güzel bir kitaba başlamaya hazırdım artık. Güzel olsundu ama n'olur! Ne pazarlıkçı, ne garanticiyim bak gene! Deformasyon had safhada. Fakat iyi haber: Kitap elimden düşmedi o andan itibaren. Ertesi sabah televizyonda gördüm yazarı. Yazdıkları kadar güzel, dingin, sahici bir kadın. Ahenkli bir sesi, usul usul cümleleri var. Program bitince kitaba sarıldım yeniden. İçim rahat. Sahibiyle arkadaş oldum sanki. Toprak, çamur izleri olur benim okuduğum kitap genelde. Kız kurdu Arwen'le park seanslarımıza gelir çünkü kitap. Oyun molalarında kirli ellerle, Arwen dinlenip 'hani top' diyene kadarki sürelerde, sayfa köşesi kıvıra kıvıra ilerlerim. Fosforlu kalemle çizerim de cömertçe. Harpten çıkmış gibi oluyor biten kitap. Olsun. Seviyorum öyle. Ser verdim ama nafile. Sır vermeyeceğim size bu kitaptan. Şu kadarcığını söyleyeyim ki... Yana yakıla aradığın ya da kim bilir bilip de unuttuğun cevapların bir kitapta öylece durup duruyor olması çok acayip. Birinin o satırları ilaç gibi yazmış olması da öyle. Varsa ağrıyan yerleriniz aşk hakkında - ki kimin yok? - Mira'nın kitabını alın. Ve gözünüzün önünden ayırmayın. Butik Yayınları'ndan yeni çıktı, Göster Yüzünü Ey Aşk. Aklınla, kaleminle bin yaşa Mira     Şeniz Erten.

Home Tweet Home: 'Yetişmek istediği şeylerin birçoğuna yetişemeyecek yaşa gelmiş insana 'yetişkin' denmesi de, dalga geçer gibi... (@MuratAykul)

<p>'Yıl 1908... Osmanlı topraklarında ikinci Meşrutiyet ilan edilmişti ve Meclis'i Mebusan o günkü a

Bunlar kimin milletvekili?

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik