• $7,4144
  • €9,0214
  • 443.735
  • 1543.75
13 Ocak 2011 Perşembe

Erkeğin evde oturmaya hakkı yok mu?

Hangi diziydi hatırlamıyorum, küçüktüm: Kadın çalışıyor, kocası evde ikizlere bakıyor, yemek ve diğer işlerle ilgileniyordu (yerli dizi değil aman ha). Çekirdek ailecek oturduğumuz mavi boyalı sobalı odada, evliliğin en makul ve ilerici şekli gibi görünürdü gözüme o manzara. Kadınların kat kat evlere tıkılıp her Allah'ın günü çamaşır bulaşık, çocuklar ve çörek börekle meşgul olması nasıl baygınlık verdiyse artık küçük ve asi bünyeme.

Önceki gün HT Gazete'nin polemik sayfasındaki 'Evde oturan mı, yoksa çalışan kadın mı daha mutlu?' sorusu üzerine Fatih Altaylı'nın yazdıklarını okuyunca aklıma düştü. 'Bu soruyu cinsiyete bağlı sormak ne kadar doğru?' diye sorgulamış ve 'Biz erkeklerin de evde oturma hakkımız yok mu? Düşünüyorum da beni evde oturmak kadar mutlu eden pek az şey var. Kızımla oynamak, beraber ders çalışmak, sohbet etmek, yemek yapmak' diye, görüşlerini açıklamış.

Erkeklerin de rollerinden sıkıldığını duymak sahiden güzel şey. Keşke daha çok erkek evde oturmayı sevdiğini itiraf etse ve sorumluluklara ortak olmak için fırsat yaratsa. Çocuklara baksa, ödevlere yardım etse, yemek yapsa - en azından bazı günler. Dünya daha adil ve mutlu bir yer olur eminim bu yolla.

Gel gelelim evde oturan erkekler (genelde) ya işsiz ya emekli ya da sorunlu maalesef. Bu kategoridekilerin çoğu da haliyle, istenmeyen eleman. Ev halkına dünyayı dar ettikleri gibi lüzumsuz işler müdürü kesilip çevreye de rahatsızlık veriyorlar. Erkeğin evde olduğu ideal sahneler de filmlerde/rüyalarda kalıyor... Ve kadınlara, her şeye yetişen 'süper kadın' olmaktan başka çare kalmıyor böyle olunca.


İdeali kaç santim?
Lisedeki kız ve erkek öğrencileri birbirinden 45 cm uzak tutmakla uğraşan okul müdürünün hesaba katmadığı çok hassas bir mesele var:
Romantik buluşmaların popüler mekanı masa, biliyorsunuz. Yemek masası. İşte o randevular boyunca genellikle zarifçe abanılır malum masaya ve birbirlerine yaklaşık 45 cm mesafede kalır çiftler. Bu öyle ideal bir mesafedir ki; gözlerde yanıp sönen ışıklar da, efil efil sarıp sarmalayan parfüm kokusu da... Hatta maalesef çürüğü ya da mide sorunu varsa ağzının kokusu da (!) net olarak ulaşır karşıya. Gecenin sonundaki karneye göre aradaki o 45 santim ya kısalır ya da uçuruma dönüşür.
Diyeceğim; kızlarla erkeklerin duygusal yakınlaşmasını engellemek ise maksadın, yanlış yoldasın müdür bey. 45 santim, karşıdakine alıcı gözle bakmak için ideal mesafedir aksine. Şansına küs!

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Ankara'nın en yaşlı iki kadınına koronavirüs aşısı yapıldı