• $7,3583
  • €8,9562
  • 437.542
  • 1536.11
05 Nisan 2012 Perşembe

Elma ile prenses

Modern zaman 'peygamberi' Steve Jobs'la aramda bir sorun var. Hep vardı. Adını tam da koyabilmiş değilim derdimin, ama onda beni rahatsız eden bir şey var. Bu net. Beklenmedik biçimde dünyadan göçmeseydi eğer efsanesi bu kadar büyür müydü, hiçbirimiz bilemeyiz artık. Gitti ve gerçek bir efsaneye dönüştü. Tüm bildiğimiz bu. O hayattayken, onun 'elma'sını taşıyan hiçbir şey satın almadım (prensip olarak). Kullandığım sayılıdır hatta. Yabancısıyım dünyasının. Bünyem reddetti. İçimin gittiği notebooklar, telefonlar filan yaptığı oldu ama deyim yerindeyse bir 'tarikat' üyeliği gibi algıladım ben onun yapıp-sattığı şeylere sahip olmayı. Hele de kullanıcılarının gözlerine sinen o gönüllü fanatizm... Her seferinde itti beni. Tasarım dehası ve devasa hırsıyla tüm dünyayı esir alan nesneler icat etmesi, ne yaparsam yapayım 'masum' görünmüyor gözüme. Tekerleme gibi ağızdan ağıza dolaşan şu tarif mesela: Yokluğundan hiç yakınmadığımız, ancak tanıştıktan sonra onlarsız yaşayamadığımız 'şeyler' icat eden adam... Ne müthiş bir güç. Ne bileği bükülmez bir yetenek. Ama gel gelelim, 'zehirli' bir şey var bu had safhada zarif masalda. İçimden gelen ses öyle diyor.
Domingo'dan çıkan biyografisi ve kapağındaki delici bakışları baş ucumda bu sebeple. Bitirmedim henüz ama epeyce ilerledim hayatında. Dün sabah karşıma çıkan bir fotoğraf ise Steve Jobs hakkındaki hislerime tercüman oldu resmen. Fikir basit. Sinir bozacak kadar basit! Eski dost Pamuk Prenses'in eline, dünyanın en popüler 'elma'sını veren bir fotoğraf altı üstü. Tasarımın büyüsünü iliklerine kadar hissettiren bir kare fakat. Steve Jobs'un 'elma'sını taşıyan bir bilgisayarın kapağına yapıştırılmış bir Pamuk Prenses çıkartması! Sır bu işte, sayın bilinçaltı sürçmelerine inanan.
Eski dost Pamuk Prenses biziz aslında bu masalda. Her birimiz. Ben dahil. Çünkü geçen gün teslim oldum ve 'iPhone insanı olmayacağım' kuralımı yerle bir edip bir tane de ben aldım. İnstagram denen şu yeni fotoğraf furyasıydı beni baştan çıkartan gerçi. Ama ne fark eder? Ruhumu Steve Jobs'a sattım mı, sattım. Gerisi teferruat. Rahmetliden tek şikayetim (şimdilik) kulaklıkları feci uydurma yapmış olması. Üzerindeki ses açıp-kapama zımbırtısının en küçük bir yaka detayına takılıp durması filan tasarım fiyaskosu. İki cent daha harcayıp bir kıstırgaç/tutturgaç eklememesi hele o kabloya! Cimrilik değil de ne? Ardındaki niyet çok açık tabii: Kulaklıkları mükemmel yapsaydı, kulaklık pazarı bu kadar büyüyemezdi!     
Biraz dağınık anlattım ama döneceğim Mr. Jobs'a ileride mutlaka. Özet olarak: Steve Jobs'un 'cadı' olduğu bir Pamuk Prenses masalındayız topluca. 'Basit' bir çıkartma bu kadar rafine anlatsın bu büyük sırrı. Hayret yani, sayın kendi masalını kendi yazdığını zanneden.

Kim milyoner olmak ister fobisi
Ekran başındakilere saç baş yolduran üniversite öğrencileri ile yepyeni bir rüzgar yakalayan Kenan Işık'lı yarışma paranoya yaratıyor insanda ister istemez. Radyo dinlerken fark ettim. Şöyle ki: Adamın biri kadın programlarının etkisi üzerine gayet akıllı bir konuşma yapıyor. Ben de dinliyorum radyodan. Dinledikçe de merak ediyorum. Kim bu? Teklemeden tüklemeden hem uzun, hem de çok anlaşılır konuşuyor. Zorluyorum. I-ıh. Zerre hatırlamıyorum. Kim bilir kimin sesi? Bitince spiker anons etti; Bülent Arınç'mış konuşan! A-ha dedim. Şükür, Kenan Işık'ın karşısında değilim.

Home Tweet Home: 'Çok merak ediyorum; zenginler de gömleğin üstüne kazak giyerken, elleriyle manşetleri tutuyorlar mı?' (@SercanSarikaya)

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında