• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
03 Mayıs 2011 Salı

Elinin körü Kate!

Kraliyet düğünü bitti, prens çoktan işbaşı yaptı ama züğürdün çenesi yorulmak bilmiyor (haliyle). Haberlerden biri de şuydu: 'Son aylarda yaklaşık 9 kilo vererek 34 bedene düşen Düşes'in, gelinliğinin içinde çok zayıf göründüğü ve genç kızlara kötü örnek olduğu yönünde eleştiriler var.' Vah vah. Bu tespiti yapan arkadaşlar son yıllarda sokağa filan çıkmamış olsa gerek. Eğer çıksalardı, son model bebelerin neyim/kimim demeden kendilerini her bir şeyin en alasına (tabii ki de!) layık gördüklerinin... Üstelik de bunu dünyanın eeen normal şeyi saydıklarının farkında olurlardı. Tamamen suni bir endişe, müsterih olunuz sayın okuyan. Şimdiki zaman genç kızları, öyle 'zayıflıktan' filan motivasyon kaybetmeyecek kadar dirençli ve trend gereği özgüvenliler. Düşes 34 bedenmiş bilmem neymiş, vız gelir tırıs gider alimallah. Halk kızı Kate, gerçek bir prensle evlenerek yaptı en büyük kötülüğü genç kızlara. Beyaz atlı prens masalı kimseyi kesmez artık. Görürsünüz bak. Soyu tükenmekte olan 'prens' neslinin bir elin parmaklarını geçmeyen 'bekarlarına' voodoo iğnelerini saplamaya çoktan başlamıştır bizim çokbilmiş sister'lar. Evrene kamyon kamyon mesaj gitti bile.   
Kimsenin totem'ine çuvaldız sokmak gibi olmasın da minik bir hatırlatma yapayım yine de, içimden geldi: İstanbul'dan Ankara'ya, Bursa'dan Kayseri'ye yurdun hemen her köşesinde bir 'Royal Düğün Salonu' mevcut. İnanmazsanız google'layın. Woodoo'lar tutmazsa filan, havalı olur diye söylüyorum. Çakma 'Kate gelinliği' çocuk oyuncağı olduğuna göre kaldı üç nalla bir at. Onlar da olur kısmetse.

Biz de mutsuz olalım, ne olacak...
Yirmili yaş buhranları nostaljisine kapıldığımdan ya da iblisin tekine gönül verdiğimden değil. Fakat her yandaki ve her bir ağızdaki azılı mutluluk dayatmasından da, başarı programlamasından da fena halde gına geldi bana. Öyle bir hale büründü ki işler, gayet üfürükten bir başarı hikayesi edinenler bile çağın vebalısı gibi hissettirme yarışında 'normal' insanlara. Normal dediğim de; hayatla idare etmeye çalışan, iyi-kötü yuvarlanıp giden insanlar. Sabah 'lanet olsun iş var' diye uyanan, akşam 'lanet olsun yarın yine iş var' diye uyuyan, hayatı yolda geçen, üstelik iki yakası bir araya bir türlü gelmeyenler... Çoğunluk için en iyi seçenek, lanet okuyacağı o işe sahip olmak değilmiş gibi; medya eliyle yüceltilen bu başarı ve mutluluk tapınması sersemce değil de ne? Bu yüzdendir ki; Savcı Hanım'ın hırpani komiser Behzat'a aşkını bin kere tercih ederim ben Kate'in 'royal wedding'ine. Evet karanlık, evet pürüzlü, evet muhtemelen yürümeyecek bir aşk, ama 'gerçek' işte. 5 yıldızlı bir hayattan azına kimselerin talip olmadığı şu yalan dünyada derin bir nefes aldırdı Savcı Hanım'ın ağzından dökülen o cümleler: 'Mutsuz olalım, ne var... Biz de mutsuz oluruz... Ben seninle mutsuzluğa da varım.' Boca edilen tüm parlak ıvır zıvırdan daha değerli artık bu serin duruş. Hem aşkta, hem de hayatta.

Home Tweet Home:
Şifre kullanmadan YGS'de iyi puan alan genç... Senin de emekçi bayramın kutlu olsun - twitter.com /ceriLevis

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor