• $7,6864
  • €9,1251
  • 416.906
  • 1529.44
31 Mart 2012 Cumartesi

Eğitim reformu üzerine endişeler

Eğitim sisteminin gerçekten de reforma ihtiyacı varken, resmi olarak 'kininin ve dininin davacısı' bir nesil yetiştirme azmiyle karşı karşıyayız. Her gün yeni bir icat çıkıyor: Okula başlama yaşı 7 iken 5'e düşecek. 4+4+4 denilen kademeli eğitime geçilecek. Orta ve liselere 'seçmeli' olarak Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in Hayatı dersleri gelecek. İmam Hatipler'in 'orta' kısımları yeniden açılacak. Dershaneler kapanacak. Üniversiteye giriş sınavı kalkacak. Bunlardan hemen önce girişilen F@tih Projesi adlı bedava tablet devrimini de unutmayalım... Çorbaya döndü iş.
Devlet eğitimi denen şeyin esas derdinin fırsat eşitliği ve nitelikli eğitim olması gerekirken, kinden-dinden-davadan söz ediliyor olmasını aklım almıyor. Ve Hitler'li şampuan reklamından daha tehlikeli görünüyor bu bakış açısı, toplum sağlığı açısından. Bir eğitim reformundan beklentimiz; var olan 'ezberciliğin' yerini özgür ve eleştirel düşünceye, akıl yürütmeye bırakması iken sunulan vizyona bakın... 'Kin' denen ilkel saplantının peşine düşen eğitim sistemine ihtiyacımız olduğu da nereden çıktı? Hadi bu içten içe arzulanıyor diyelim, bunu halka buyurmayı doğal hak görmek nereden çıktı? 'Çocuk' denen, eğitimi devlete emanet vatandaş; içine istediğiniz şeyi doldurup kapatacağınız konserve kutusu mudur ki? Vatandaşa refah ve huzur temin etmekle yükümlü devletin, açık açık kin ve din davası gütmesi fazla 'sert' değil mi? Vatandaşa bunu reva görme hakkı hangi 'oy' ile alındı?
Bakınız, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in Hayatı derslerine karşı bir fobim filan yok. İki konudan da hayli nasibimi aldım. Hiçbir gün de kötülüğünü görmedim. 'Öcü' gibi korkulan imam hatip ortaokulunda da okudum (bilen bilir). Şaşıracak olanlar vardır muhakkak ama orada da bir kötülük görmedim. Aksine. Dolayısıyla, şu yeni eğitim sistemi hakkında içimi karartan, bu olası seçmeli dersler değil tek başına.
*Asıl mesele, bu derslerin aileler ve çocuklar arasında yaratacağı baskı ve anlaşmazlıklar (seçmeli dersi çocuktan ziyade aile seçer ve 'başarı' bekler nitekim)...

l Asıl mesele, okulda din davası gütmeye kararlı devletin yıllardır okullarda 'öğretemediği' diğer dersler hakkında (mesela matematik, mesela İngilizce) ne yapacağı...

l Asıl mesele, devlet okullarındaki eğitimin yetersizliğinden ortaya çıkan dershaneler kapandıktan sonra, devlet okullarının şimdiye kadar yapamadığı kuantum sıçramasını nasıl yapacağı...

l Asıl mesele, hadi her yere üniversite açtınız ve isteyen herkesi sınavsız aldınız diyelim (parayı veren düdüğü çalıyor ya), mezun olan insanlara verecek işi nereden bulacağınız...

l Asıl mesele, atama bekleye bekleye yaşlanan bir öğretmen nüfusuna rağmen hala öğretmenlik fakültelerine öğrenci yığmaya devam etmeniz...
Sadece öğretmenler değil elbet, hemen her alan mezunlarının kaderi benzer halde bugün. Gerçek bir eğitim reformundan beklentimiz, bu meselelere cevap üretmesidir. Eğer bu cevaplar üretilmezse, okullarda Kur'an öğretilse de öğretilmese de; diploma sahibi olan ya da olamayan tüm 'kurbanların' güttüğü yegane kinin istikametinde devletin ta kendisi olacak. Doğal biçimde.

Cımbız
ORHAN VELİ:
'Şiirlerini oturup yazdığını hiç bilmem. 'Yeni bir şiirim var' derdi, yazılmış olarak gösterirdi. Onları zihninde hazırlıyordu. Son şiiri 'Aşk Resmi Geçidi' ise öldükten sonra cebinden bir kağıda diş fırçasına sarılı olarak çıktı.' (Ölümsüz şair Orhan VELİ'nin 'fırfırım' diye çağırdığı kız kardeşi Füruzan YOLYAPAN'ın, Seray ŞAHİNLER'e verdiği röportajdan.)

Home Tweet
Home:
'Ey rüzgar, daha yavaş es çünkü çok güzel kokuyorsun!' (@DenizbBayrak)

<p>Samsun'daki rezaletin ardından bir haber de Ankara'nın Mamak ilçesinden geldi. Bir kadın, tartışt

Eşini sokak ortasında dövdü

Adana'da yanan ormanlık alanlar tekrar ağaçlandırılmak üzere hazırlanıyor

Yaren Leylek ve Adem Amca, 10'uncu yılda da buluştu

Bitlis'te besiciler kış şartlarındaki zorlu mücadelesi