• $8,1881
  • €9,764
  • 457.812
  • 1393.24
10 Haziran 2018 Pazar

MUHARREM İNCE’NİN “KATI-SIVI-GAZ” HALİ...

Yıl 2010... Aylardan Ekim...Gündemde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları var. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya’da 29 Ekim Resepsiyonu verecek. O günlerde başörtüsü kriz sebebi. Bu nedenle 2 ayrı resepsiyon ile hır gür çıkmasının önüne geçiliyor. Başörtüsüne tahammülü olmayanlar için öğle saatlerinde “eşsiz” resepsiyon uygulaması var. Fakat Gül 2010 yılında tavır değiştiriyor bu kez “tek resepsiyon ve eşli davet” yapılması talimatını veriyor.

***

Bu gelişme üzerine gözler CHP’ye çevriliyor. Çünkü CHP üniversitelerde başörtüsü özgürlüğüne karşı sert tutum takınmadığı için ihtiyatlı bir iyimserlik gözleniyor. CHP’nin bu resepsiyona katılarak süregelen saçmalığın sonlandırmasına katkı sunabileceği konuşuluyor. Ama o da ne? CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ortaya atılıyor. CHP yönetimi henüz bir karar açıklamamışken inisiyatif alarak “Ne oldu da iki resepsiyon bir resepsiyona indi? Bu, kamuda çalışanlara da türban taktırmanın, ilköğretimdeki çocuklarımıza da türban taktırmanın Çankaya’dan başlangıcı mı acaba? Resepsiyona katılmıyoruz’’ diyerek tavır koyuyor. Muharrem İnce’nin bu çıkışı CHP’de krize yol açıyor.

***

Kılıçdaroğlu’nun “Resepsiyon konusunda şimdilik net bir açıklama yapılmasın” talimatına rağmen Muharrem İnce’nin aksi tutumu “Önder Sav, Muharrem İnce’yi kullanarak Kılıçdaroğlu’nu zor duruma soktu” yorumlarını da beraberinde getiriyor. Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’nin “Resepsiyona katılmıyoruz” çıkışını öğrendikten sonra gazetecilere “Bunu ben söylemedim, 29 Ekim’e daha çok zaman var” açıklamasını yapıyor. Muharrem İnce’den cevap gecikmiyor. CNN Türk’de Ahmet Hakan Coşkun’un Tarafsız Bölge programına telefonla bağlanıp “ Yanlış yaptıysam, yarın istifamı veririm. Ama ben yanlış yapmadığımı düşünüyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’na posta koyuyor.

***

Muharrem İnce’yi 2010’daki 29 Ekim Resepsiyonu’nu “Kamuda başörtüsü özgürlüğünün önünü açacağı” gerekçesiyle genel başkanı Kılıçdaroğlu ile çatışma pahasına boykot ederken yani “katı” haliyle hatırlıyoruz. Çünkü o günlerde “Katı laikçi” tutumuyla “Nur Serter’in erkek versiyonu” gibi tavırlar sergiliyor. Aynı Muharrem İnce bugünlerde ne kadar dindar olduğunu gösterme çabasında. Sürekli gösteriyor. Namaz kıldığını gösteriyor. Başörtüsüne karşı olmadığını gösteriyor. Sulandırılmış dindarlık gösterisi ile “katı laikçi” kimliğini erittiğine ve artık “sıvı laikçi” bir kişiliğe büründüğüne inanmamızı istiyor.

***

Geçmiş muhasebesine kimsenin itirazı yok. Özeleştiri zayıflık değil erdemdir. Çıkıp “Ben Muharrem İnce olarak geçmişte şu hataları yaptım, sakat bir laiklik anlayışı ile saçma sapan laflar ettim, artık böyle düşünmüyorum” diyebilir. Alkışlarım. Ama Muharrem İnce “yok böyle iyi, ben laf cambazlığı ile seçmen kandırma oyununa devam ederim” diyorsa iş değişir. Seçmen kendisiyle alay edildiğini hissettiğinde seçim sandığı “kaynayan kazana” dönüşebilir. Katı ve sıvı hallerini gördüğümüz Muharrem İnce buharlaşıp “gaz halini” almadan önce “Göründüğüm gibi mi olacağım yoksa olduğum gibi mi görüneceğim” sorusuna hiç değilse kendi iç dünyasında tutarlı bir yanıt bulabilecek mi?

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü