• $7,5029
  • €9,0702
  • 443.287
  • 1525.03
11 Mayıs 2011 Çarşamba

Suriye'de sona doğru

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Sondan kastettiğim Beşşar Esad'ın sonu değil. Sokaktaki samimi gösterilerin sahici hedefi de son değil. Sonu görünen 'Arap Baharı Şam'da' fotoğrafıdır. Baas, akıl almayacak bir şiddet ve eşzamanlı bir medya karartmasıyla kalkışmayı bastırıyor. ABD ve AB, Esad'a, 'Ortalığı topla sesimizi yükseltmiyoruz...' dedi. Rejim, özgürlük çığlıklarını demir yumruğuyla ezdi. İlk günden bu yana başta El Cezire tüm Batı medyası güvenilir olmayan kaynaklardan abartılı ölü sayıları açıkladılar. Canlı yayın arabaları giremediği için kalkışmanın momentumu hep kritik eşikte seyretti.
Türkiye'deki belli çevreler bu kampanyaya ikiyüzlü 'Sünni reflekslerle' destek verdiler. Suriye'de rejim, elbette ve maalesef bildiği tek yolla müdahale etti. Gösterileri dindirmek için orduyu kullandı. Masum insanların da kanı döküldü... Onlarca asker ve güvenlik görevlisi de hayatını kaybetti. Suriye'nin Dara, Banyas, Humus ve Şam'ın belli banliyöleri başta olmak üzere gösteri yapılan hemen hemen tüm noktalarında yoğun operasyonlar yapıldı. Binlerce kişi gözaltına alındı. İlk günden bu yana, 'Selefi gruplar', 'Silahlı çeteler' var diyen rejim, son günlerde bu grupların liderlerini buldu ve silahlarıyla birlikte onlarcasını teşhir etti.
Bu esnada olaylara karışanlar için 'pişmanlık yasası' çıkardı. 1083 kişi bu aftan yararlandı. Bir istihbarat devleti olan Suriye'de bugünlerde olan ise şu:  Muhaberat elindeki uzun itiraf listeleriyle ev ev insan toplamaya başladı. Asıl bu fotoğraf gösterilerin ateşini söndürecektir.
Bu süre zarfından olan biteni izlerken en büyük endişem Esad'ın sağ kolu ve reformlar konusunda samimiyetini bildiğim Buseyna Şaban'ın hemen hemen hiç görünmemesiydi.
Şaban dün ortaya çıktı ve New York Times'a konuştu. Yönetim karşıtı gösterilerde 'en tehlikeli süreci geçerek, hikayenin sonuna geldiklerini ümit ettiğini' söyledi. Ayaklananları 'aşırı dinci, kaçakçı, eski mahkum ve sorun çıkarmaya alışık' bir grubun oluşturduğunu iddia ederek durduğu yeri de belirlemiş oldu.
Daily Star'da Nicholas Blanford imzalı haberde, Suriye'ye kaçak yollardan nasıl silah satıldığı ve rakkamların bir ay içinde neden ve nasıl yüzde 20 arttığı tüm detaylarıyla yazıldı. Bu haberin yankı bulmaması şaşırtıcı değil maalesef.
MEA MAXIMA CULPA
Suriye, bir Mısır veya Libya değil. Beşşar Esad'ı da Kaddafi ve Mübarek'le aynı kefeye koyamazsınız.
Baas rejimine entegre azınlıklar (Aleviler, Hıristiyanlar, tacir Sünniler, Dürziler vs.) ülkelerinde bir 'mezhep savaşı' istemiyor.
Hafız Esad'ın Baas'ı çöktü... Öte yandan, Mısır'ın kozmetik devriminin, Libya'daki iç savaş fotoğrafının hali ortada iken Suriye'de sabırsızlıkla devrim olmasını ummak sersemliktir. Yaşanan bir geçiş süreci... Kanlı ve insafsız..
Ordunun sadakatini koruduğu, Sünni alimlerin desteğini sürdürdüğü, azınlıkların sokağa dökülmediği bir Suriye, Esad'a çok şey vaat ediyor. Aslında daha fazla özgürlük isteyenlere de...
Esad, Mea Maxima Culpa (Benim büyük günahım) diyerek önce Anayasa'nın 8. maddesini değiştirmeye odaklanmalı. Tırnakları çekilen, kulak memeleri kesilen o masum çocuklar için Dara halkından, rejim adına kamu önünde özür dilemeli... Soruşturma biter bitmez de gözaltıları derhal serbest bırakmalı. Sokağa samimi bir umut zerk etmeli.
Yoksa... Yoksa isyan Suriye'nin kalbinde uyumaya devam edecek. Şam'ın Abbasi meydanına bayrağını kanla da olsa dikecek.
Bu arada Ankara'nın bir an önce hasar tespiti yapmasında fayda var diye düşünüyorum.

<p><span>Türkiye ile Pakistan arasında tarihi bir televizyon dizisi projesi için harekete geçildi.&n

Türk yapımcılara Pakistan'da üst düzey karşılama

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı