• $7,3939
  • €8,9916
  • 442.541
  • 1539.27
08 Ocak 2011 Cumartesi

Sol mu hangi sol?

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Suat Parlar son yıllarda dikkatle takip ettiğim çok önemli bir düşün adamı... Türkiye siyasetini, küreselleşme ölçeğinde, tüm dinamiklerle okuyan ve zihin açıcı analizlerle bizi besleyen bir kalem... Geçtiğimiz günlerde mizikacilar.com'da yayınlanan bir söyleşisi bu anlamda çok önemli detaylar içeriyordu.'Yeni sermaye ruhçuluğu' şeklinde formüle ettiği kavramı bakın nasıl açıyor:

'Özal'ın ruhu CHP üzerinde dolaşıyor.' Küresel sermayenin dünya pazarı diktatörlüğü, tüm politikaları iktidarsızlık oyununa dönüştürürken, devlet kimliğini yitiriyor. CHP ise bu yitirişte, üzerine düşeni neo-liberal gündemle yerine getiriyor. Çok açık bir biçimde kimlikçilik siyasetini uygulamaya koyuyor. Barzani CHP içerisinde bir temsilcilik elde ediyor. Neo liberal ideoloji, 'gereksiz yurttaş' kategorisini politikanın odağına yerleştiriyor. CHP'nin bu konuda da itirazı yok. Çünkü küresel sermayenin Türkiye'ye saldırısı milyonlarca yurttaşı 'gereksiz yurttaş' kategorisine sokuyor. CHP ise bu noktada yeni bir sosyal güvenlik ağı şekillendireceği vaadinde bulunuyor. O ağın temelinde 'Dünya Bankası solculuğu'nun çarpık ideolojisi yatıyor. Kaybedenlere, ezilenlere, sömürülenlere, mağdur edilenlere 'Dünya Bankası solculuğu' işaret ediliyor. Küresel piyasa sömürgeciliği 'demokrasi' bayrağını üzerimizde dalgalandırıyor ve bu bayrak 'uzlaşma' söylemiyle rengini kazanıyor. 'Uzlaşma' söylemini TÜSİAD'dan, MÜSİAD'a bütün büyük sermaye kuruluşları savunmakla kalmıyorlar, hararetle bunu tüm partilere olduğu gibi, CHP'ye de düellonun temel ölçütü olarak sunuyorlar. Elbette enternasyonal desteklerle... Çünkü bunun temelinde dünya finans oligarşisinin istemlerinin yerine getirilmesi yatıyor. 'Uzlaşma' tam da bunun adı oluyor. CHP tıpkı Avrupa Birliği'ndeki sosyal demokrat ve sosyalist partiler gibi piyasa  sömürgeciliğinin -ne yazık ki- Off-shore projelerini savunuyor. O partilerin ne olduğunu biliyoruz. Hepsi iktidarı sırayla denediler. Halka acı ilacı içirdiler. Off-shore uyum programlarını uygulamaya koydular. Sonuç; tekelci burjuvazinin onların işlerini tamamlamasından sonra, hepsini birden 'Sosyalist Enternasyonal' adı altında tarihin çöplüğüne göndermesi oldu. Halkların 'Sosyalist Enternasyonal'den bekleyeceği hiçbir şey yoktur. 'Sosyalist Enternasyonal', kapitalist enternasyonalin insan yüzlü maskesini takınmış politik kalpazanlar topluluğudur. Dünya Bankası solculuğu, devletin kamu maliyesi parçalanırken yoksulluk yönetimi için esnek bir mekanizma kurmayı amaçlıyor. Kendi sözlüğünü ve kavramlarını yaratıyor. Yoksulluk bir yönetim kavramı içerisinde ele alınıyor.

Sağlık ve eğitim hizmetleri özelleştirilirken, 'sosyal proje'cilik yoluyla sorunları çözmenin ne kadar verimli olduğunu ortaya koyan çalışmalar, CHP'nin içine işliyor. Emeğin örgütlü bir güç olmasının önüne geçen istihdam projelerinin neo-liberal militanları, CHP'de ön plana çıkıp genel başkan yardımcılığına kadar tırmanabiliyorlar. Uluslararası yardım programları tarafından finanse edilen sivil toplum örgütleriyle iç içe geliştirilen sosyal güvenlik ağı projeleri, CHP'yi 'Dünya Bankası solculuğu'nun temsili kurumuna dönüştürüyor. Bu gidişi 'vahim' bulan Suat Parlar'ın yazısı buraya sığdıramayacağım kadar uzun ama bir o kadar da önemli... O nedenle mutlaka okuyun derim... Anlamak için...

<p>Peki, bu gelişmenin detayları neler? Çalışma hayatında hangi başlıklar öne çıkıyor? Çalışma hayat

Çalışma hayatında bu hafta hangi başlıklar konuşulacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız