• $7,4706
  • €9,0633
  • 441.879
  • 1565.01
09 Nisan 2012 Pazartesi

Samizdat

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Tamam, Hürriyet yazarı olduğumdan bahsetmeyin; tamam, haberlerde adımı bile geçirmeyin; tamam, beni yok sayın; tamam, haber bile vermeyen bir hoyratlıkla maaşımı kesin, işsiz bırakın, sahip çıkmayın, hepsi kabul.
Ama işte, insan bir nezaket bekliyor. 'Soner Yalçın bizi anlar' demelerini bekledim. Hayır yok, umursamıyorlar bile. Demek ki zamanla birlikte yaşayan bir ölü olmayı seçtiler; daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkmayı beceremiyorlar. Ne diyebilirim ki...
Ve fakat:
Tüm bu tavır, cemaatçi çevrenin beni 'vebalı' göstermesine katkı sağlıyordu. Öyle ya, demek ki bir 'mikropluk' vardı bende! Gazetesinin, yayınevinin sahip çıkmadığı biriyim ben.
Hitler ölüm kamplarının duvarına şu yazıyı astırmıştı: 'İnsanlara çamurmuş gibi davranın, gerçekten çamur olurlar.'
Hayır!..
İnsani niteliklerimi kaybetmediğimi göstermem, gerçekte nelerin olduğunu tüm çıplaklığıyla anlatmam lazımdı. Suskunluğa, unutuluşa mahkum edilmeyi kabul edemezdim.
Tıpkı Stefan Zweig gibi; mektubuna rağmen yazmaya son vermedi; niye biliyor musunuz? 'Kitap yazmamın nedeni biraz alışılmadık olmakla birlikte hayli etkili bir duyguydu: utanç.'
Başkaları için Silivri zindanında utanmaktan ben de usandım artık...
'Sükut altın' değil bu topraklarda. Düşünsel değerlere tutkulu insanlara değil, küstah cahillere değer veriliyor...
12 Mart tahliyelerinin gelmesi 'dışarıda' olumlu bir havanın doğmasına sebep oldu. Bu demektir ki, okuyucular için de zor duruma düşecek bir durum yoktu. Kitabı çıkarmalıydım...
Bugün, bahtsızlığın bizi bir araya getirdiği gazeteci Nedim Şener CNN TÜRK'teki Ayşenur Arslan'ın 'Medya Mahallesi' programına konuktu. Öfkeliydi. Duygusaldı... Dikkat ettim, neredeyse her cümlesinde 'vicdan' sözcüğünü geçirdi: 'Vicdanı olanlara sesleniyorum...', 'vicdanlı olmalarını istiyoruz...'
Vicdan'ın ne olduğunu biliyor musunuz? Hiç düşündünüz mü? Rönesans İtalyası'nda en düşük ağırlık biriminin adıydı, vicdan! Nedim Şener'in ve tüm Silivri mahpuslarının istediği, çok şey değildi; 'kalmışsa biraz vicdan...'
Elinizdeki kitap vicdanı olanlara yazıldı.
Soner kitabını bu satırlarla bitiriyor.
Samizdat onun bu süreçteki ilk 29 gününü anlatıyor. Ergenekon, Balyoz, Kafes, Poyrazköy davalarının Oktay Yıldırım, Muzaffer Tekin, Levent Bektaş, Mehmet Fikri Karadağ, Ergin Gedikkaya gibi isimlerle anılarını aktarıyor.
Emniyet ve yargıdaki örtülü yapının delil üreterek nasıl bir kriminal yapıya dönüştüğünü merak mı ediyorsunuz?
Mahkemelerin neden Fethullah Gülen'den hiç bahsetmediklerini merak mı ediyorsunuz?
Ergenekon soruşturmasında ABD'li savcı Susanne Hayden'ın rolünü görmek mi istiyorsunuz?
Bazı gazetecilerin bu davalardaki tutarsızlıkları örtmek için neden böylesine cansiperane davrandığını anlamak mı istiyorsunuz?
Her şeyden öte bir parça vicdanınız ve hakikate dayanacak gücünüz var mı?
O halde Samizdat'ı okuyun.

<p>Trump Destekçileri Kongre Binası’nı bastı hayatını  kaybedenler ve gözaltına alınanlar oldu

ABD'de devir teslim töreni nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

256 yaşında ölen adamın sırrı ne?

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı