• $7,4021
  • €9,0182
  • 441.016
  • 1537.05
05 Mayıs 2011 Perşembe

Post Esad hesapları

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

İsyan Suriye'nin kalbinde uyuyor. Baas kadroları, soğuk savaş refleksiyle demir yumruğunu acımasızca sallarken uyguladığı karartma hiçbir işe yaramıyor hatta ters tepiyor.
Sivil yerleşim yerine tank yollamanın, iletişimi kesmenin, kasıtlı medya bombardımanına beceriksizce yanıt vermenin, reformları derin dondurucuya atmanın iki sonucu oluyor.
İlki, ülke içinde... Suriye'de mezarlıktan geçerken ıslık çalan ciddi bir Sünni orta sınıf var. Olan biteni tribünden izleyip sürecin bir mezhep çatışmasına evrilmemesi için dua ediyorlar.  Keza kuzeydeki Kürtler, Hıristiyanlar ve Türkmenler de aslında, farklı gerekçelerle olsa da bu tribünde... Öteki tribünde ise her cuma canını ortaya koyarak sahaya inip oyunu değiştirmek isteyen yığınlar var. Aralarına provokatörler sızmış olsa da inanmış ve adanmışlar. Bu insanların öldürülerek susturulamayacağı her geçen gün daha da somutlaşıyor.
İkincisi, ülke dışında... Suriye rejimi hızla yalnızlaşıyor. Şam sokakları bir başka gergin cumayı endişeyle beklerken Ankara köprüsünün palamarları ağır ağır çözülüyor.
Başbakan Erdoğan'ın Kaddafi'ye, 'İn aşağı'' demesiyle eşzamanlı, Esad'a 'Hama katliamı' göndermesi yapması ilişkilerin, otobandan sonu uçurum olan dikenli ve çakıllı bir patikaya dümen kırdığının göstergesi.
ABD ve AB'nin Suriye'ye ilişkin planlarında sadece sosyal ekonomik siyasal tabloyu değil haritaları da tasarlamaya başladığını görmek gerekiyor.
Bu noktadan hareketle Türkiye'ye de 'aktif' bir rol biçildiğinin emareleri belirmeye başladı. Henri Barkey'in Los Angeles Times'ta dün yayınlanan yazısı bu bağlamda çok açık.
Ve Erdoğan tercihini, kaçınılmaz olarak yapmış gözüküyor.
Bu denklemde İran konusunda Ankara'nın nasıl bir risk aldığını bilmek bence Türk kamuoyunun hakkı.
İtiraf etmeliyiz ki Baas rejimi çöktü. Rejim, Esad Ailesi ve belli bir kesim olayları tamamen ezip bastırsa da yola bu hasarla devam edemeyecek. Bu heyet kendini çok köklü bir şekilde yenilemek; Baas gömleğini çıkarmak ve ülkeyi çok partili sisteme döndürmek zorunda. Sonu devr-i sabık olan bu yola girmemek için Baas kadroları 'her şeyi' mahvedecek çılgınlıklara imza atabilir.
Nihayetinde bu rüzgar önünde durulacak bir rüzgar gibi durmuyor. Ve Batı, Erdoğan'ı ikna etmişe benziyor. 'Komşularla sıfır sorun politikası'' da böylelikle çökmüş oldu. Önce mezhep sonra paylaşım savaşı kapıda gözüküyor.
15 Mayıs tarihini bir yere not edin...
İran, Hizbullah üzerinden Lübnan topraklarında ve Filistin'de dengeleri sarsacak bir büyük hamle yapmaya hazırlanıyor.

<p>Başkan Erdoğan: Türkçe'de kelime katliamı oldu </p><p>KÜLTÜR VE TURİZM ÖZEL ÖDÜLLERİ </

21 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ankara'nın en yaşlı iki kadınına koronavirüs aşısı yapıldı

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu